Sayfalar

20 Haziran 2007 Çarşamba

İZMİR

İnsanoğlu kuş misali..Şimdi de İzmir'deyim . Tabii ki turla birlikte .


Bu milletimizin tabela yazma yeteneğine hayranım bu arada..


SAÇ BÖREĞİ

Her yerde var da , nassı yani ? Börek mi saçtan , saçta mı pişiyor acaba ? Daha da önemlisi ne saçı kullanıyorlar , insan herhalde de , sarı mı , kara mı , kızıl mı ?
Taktım bir kere..

saÇ değil , saC olacak diye bağırmak istiyorum . Daha da iyisi elime bir sprey boya alıp , hepsini düzeltmek...

Ya da bugün Manisa-İzmir karayolu üstünde gördüğüm :

GÖZLEME
ÇAY = KAHVE

Bu ne demek şimdi ?

Yok,yok bitmişiz biz .

Bir de geçenlerde Caddebostan parkında yayılmışız , muhabbetteyiz. Genç bir kız koşarak geçti : "Ben mutsuzum zaten !!" diyerek .
Kalkayım dedim , sorayım , neden mutsuzsun diye . Ama öyle bir geçiş geçti , öyle şaşkın bıraktı ki bizi , soramadım . İçimde ukte kaldı .

Başka ? Taşındım . Ne çok eşyam varmış , ne de zormuş meğer .

Offff diyorum..

10 Haziran 2007 Pazar

HIRKIZ ADAMLAR

Aynen böyle . İyi ki tura gittim , arada bir de evime girmiş hırkızın teki .
Türkçem fena değildir , yanlış anlaşılma olmasın , hırsız değil , hırkız kelimesini özellikle seçtim , bu salağa hırsız demek meslek erbaplarına saygısızlık olacaktı . Adam girmiş , gardrobumun bir tarafındaki herşeyi ve üstte duran bütün bavulları yatak odasının ortasına dökmüş . Malum , iş ve hayat gereği sürüyle yolculuk malzemem var , içlerinde de kullanılmayan veya kullanılamayan -hindistan'dan alıp , giymek için bir kıyafet balosu beklediğim sariler gibi- bir sürü eşya. Sonuçta herşeyi dağıtmış , gümüş takıları bile beğenmemiş de sırf kasetçaları için aldığım , o da çalışmayan ufak bir teybi ve bozuk paraları alıp gitmiş . Zarar : Ben o dağınıklığı toplaması için birine daha fazla öderdim diyeyim , siz anlayın .
Tecrübe meselesi yine...Ben o kadar gezen insan , bazen haftalarca boş kalan evde değerli mal bırakırmıyım ? Tek endişem bu sefer evde unuttuğum pasaportlardı , benim cahil hırkız kitaplarla ilgilenmediği için onları görmemiş .
Zaten sorun soygundan çok insanın sığınağına girilmesi . Çok sinir bozucu....
Bizim hayatın zor yanlarından biri de bu . Özel hayatımızla ilgili her türlü iyi ya da kötü haberi böyle çalışırken , çoğu zaman da evden kilometrelerce ötede almak . Keşke aldığımız her kötü haber bu kadarcık olsa...
Neyse , işin doğrusu ben pek aldırmadım . Kapıyı açık bulan kapıcıma açık ışık varsa kapamasını , kapıyı da çekmesini ve kafasına takmamasını söyledim . Zaten minimumlarla yaşamaya alışığım , bir kaç parça daha az eşyayla yaşamak beni zorlamazdı .
Tabii , şunu da itiraf etmem lazım , zaten tura çıktığımda kıymetli olan herşeyimin gerekli olan kısmı yanımda , kalanı da ailemde olur .
Bilgisayarıma birşey olsa bu kadar rahat olamazdım herhalde...
Bana ve bugüne kadar soyulan herkese toptan geçmiş olsun..

5 Haziran 2007 Salı

MEMLEKETTE GEZMELER

Bu gezme kaşıntısı da başka türlü birşey canım...Niyetim bu sene fazla dolanmayıp , gelecek kış için para biriktirmekti ama nerdee? Şu pek kıskandığım bazı arkadaşlar gibi ( Özleeeem , Hasaaaan !)İran'lara falan gidemesem de , kendi çapımda memleket dahilinde dolanıp duruyorum . İlk olarak üç arkadaş, yazlığı kontrol etmek bahanesiyle yola çıkıp Erdek'e, oradan da yolun daha kısa olduğu duyumundan hareketle Ankara üzerinden İstanbul'a geri döndük . Bundan yaklaşık iki hafta sonra ise Erdek'teki arkadaşı kontrol etmek üzere tekrar yola düştük . Baktık , iyiymiş , Aspava meyhanesinde kutlamamızı yapıp , ağır abi pelikan Osman'a kedi muamelesi yapıp tekrar İstanbul . Arada biraz çalışmak da lazım diyerek İstanbul'da birkaç tur attıktan sonra yine içimize kurt düştü . Yangın çıktı ya , bakalım bizim Olympos ne halde diyip bir de oralara kadar uzandık . eh büyük yer , haliyle çalısını , çırpısını kontrol etmek bir hafta kadar sürdü . Ama ne hale geldiğini görünce yaşadığım şoku uzun zaman üstümden atabileceğimi sanmıyorum . Mahvolması için yangına falan hiç gerek yokmuş . İnsanlar afetler olmadan da güzellikleri nasıl başarıyla yokedebileceklerini pek güzel ispatlamışlar .
Yahu , akşam topuklu ayakkabıyla gezen hatunlar bile gördüm ! Daha ne diyeyim....
Bu arada yıllardır gittiğim yere artık asla gitmeme kararı aldığım için başka bir mekanda kaldık . Ama orada da akşamüstü tekno çalmaya başlayınca tasımızı tarağımızı toplayıp Varuna pansiyona gittik . Bir daha olur da Olympos'a gidersem kesinlikle orada kalacağım . Temiz , hoş bir mekan . Çalışanları inanılmaz güleryüzlü , kibar gençler . Yemekler ise harikaydı . Vallahi pek bir tavsiye ederim .
Gezme bitti sananlar yanılıyor . Bitmiş değil ama biraz şekil değiştirdi . Artık arkadaşlarla değil , çeşitli boylarda İspanyol gruplarla gezmelerimiz başladı . Malum sezon başladı ya , artık çalışmak lazım . Şu anda Çanakkale'deyiz . Yarın Bergama , Efes , Pamukkale şeklinde tura devam edeceğim .
Bu arada ülkem beni haretler içinde bırakmaya devam ediyor . Bakın:
-Eskişehir'den geçerken bir baktık , yeni bir alışveriş merkezi yapılmış . Anlaşılan pek önemli bir yer , karayolları tabelalarında bile yerini almış . ( Varuna cafe , kızmayın , vakit darlığından gelemedim) Daha da hoşuma gideni köprülü kavşak inşaatı tabelasındaki yazıydı .
"ULUÖNDER NEO KÖPRÜLÜ KAVŞAĞI İNŞAATI"
Vayyy , Matrix diyarına gelmişiz , ben kalıyorum dedim ama bırakmadılar . Bana boşu boşuna Uluönder'in mahalle adı olduğunu ve araya bir tire koymayı unuttuklarını anlatmaya çalıştılar . Buraya mutlaka döneceğim diyerek gözüm arkada ayrıldım .
Daha neler neler var ama sabah da erken depar var , saat de 22:30 oldu , uyku vakti....
Öpücükler , sevgiler , iyi geceler...