Sayfalar

30 Aralık 2007 Pazar

HOI AN

Yavas yavas guneye iniyoruz artik. Hava durumu pek ic acici degil, hep bulutlu gosteriyor ama en azindan usumek yok. Hanoi'de ozellikle son gece cok usumustuk. Ah canim polarim benim. Zaten Ersoy'da otobuste unuttu, ikimizin de birer Laos sweat shirt'u oldu, hernekadar polarin yerini tutmasa da, ise yariyor.
Bu sene bu kadar bombalardan, harekatlardan sonra tur olursa, bunlari giyecegim...Hi hi hi..
Ispanyollar bayiliyor ya buralara.
Neyse, bize 7:30 dendigi icin sabahin korunde dikilip, toparlanip,indik asagi. Kahvaltimizi ettik, basladik beklemeye. Saat 8:15 oldu, kimse yok. Resepsiyona soruyoruz, geliyor diyor. Dunden sonra artik kuskulanmaya basladim, bizi unutmuslardi. Israrla sormasak, turu kaciracaktik cunku. En sonunda bucuk gibi geldi otobus, sadece birkac bos koltuk kalmis. En arkaya yerlestik, artik doldu derken yeni yolcular aldilar,en son gelen genc yere oturmak zorunda kaldi. Keske onun yerinde olsam demedim degil, arka sira yuksekte kaliyor, soforun de yolcular umurunda degil. Ziplarken bir kere kafami bile vurdum tavana.
Yol fazla degil, molalarla bes saat diyorlardi, sozumona daglardan gececektik. Anlasilan sofor amcamin cani istemedi, bizi satisa falan sokmamayi da goze aldi, daldi tunele. 6300 metrelik tunel yolu en az bir saat kisaltiyor. Biz daglari goremedik ( Ah, cok uzuldum!) ama Hoi An'a erken vardik.
Bir yer bulup, biraz dolastik. Ersoy biraz uyuklamaya gitti, ben nehir kiyisina.Guzel bir yer buldum, soguk birami aldim, bir yandan burada calisan kizlarla muhabbet, bir yandan etrafi seyret, yaziyorum iste..
Oturdugum restoranda birazdan yemek kursu baslayacak. Son zamanlarin populer aktivitelerinden biri. Istanbul'da da biri denemisti ama yurutememisti, yanlis hatirlamiyorsam. Neyse, burada oturmama kimse ses cikarmiyor, bedava ders dinleyecegim anlasilan. Ne guzel, artik hepinize Vietnam yemegi yaparim donuste...
Aslinda bu Vietnam hakkinda cok da hos seyler okumamistim-duymamistim. Herkes ne kadar asik suratli, para canlisi olduklarindan bahsediyordu. Hatta Laos'tan ayrilirken Vietnem vizem yuzunden sorun ciktiginda Ersoy'a “Gitmeyelim ya, ben de cok Vietnam meraklisi degilim zaten” bile demistim. Bana kalsa bileti degistirip baska bir yere giderdik. Sagolsun Ersoy beni sakinlestirdi de, buralara gelebildik.
Soylenenlerin hepsi hikaye. Ben gittigimiz yerlerde gulumsemeden baska birseyle karsilasmadim. Siz birazcik gulumseyin, bakin insanlar nasil da degisiyor. Agresif pazarliklar, bagrislar yok. Turu onlardan almazsaniz otelciler kiziyormus.. Yok ya. Benim basima gelmedi ama hadi oyle oldu diyelim. Ne olur ki elli kurus fazla odesen..Sonucta butun uc ayin sonunda en fazla elli lira odemis olursun. Buralara kadar gelen de onu aramasin artik kardesim. Hani bu bedava mezar bulsam yatarim felsefesini anlayamiyorum ben, kimse kusura bakmasin.
Hep aklima birkac yil once bir Ispanyol'un bana sordugu soru geliyor: “Yuz euro burada bir hafta yeter, degil mi?” Yeter kardesim. Ekmekten baska sey yeme, hicbir yere gitme,yeter. Cok siki butcelerle gezmek zordur, bilirim. Ama artik o butceyle gezilecek yer olmaktan da cikmis buralar, ona gore gelmek lazim.
Yine de herkes ayni olamaz, benim lafima bakip kontrol etmeden de almamak lazim tabii. Boyle olaylar olmasa o kadar sikayet etmezdi millet.
Kabul etmek lazim, ozellikle Hanoi benim gibi alerjik astimi olanlar icin bir cehennem. Ama sehirden biraz uzaklasinca nefes alabilmeye basliyor insan. Tabii sehirden ne zaman ciktigini anlamak da bir mesele. Burada nufus cok yogun, hangi sehir nerede basliyor, nerede bitiyor anlamak imkansiz. Kucucuk bir ulke, nufus seksen milyon civari. Topragin cogu tarim icin kullaniliyor,cok katli binalar sadece buyuk sehirlerin merkezinde. Tarim alanlarinin cogu pirinc. Hem sulu, hem kuru pirinc tarimi yapiliyor buralarda.
Zaten bu bolgelerde pirincin onemini herkes bilir. Insanlarin gunluk yemek rejiminin en buyuk parcasi. Her yemekte, sabah, oglen, aksam ayni. Pirinc. Pilav demek istemiyorum, o bizdeki tavuk sulu, tereyagli pilavlar yok burada. Buharda haslanmis pirinc ayni bizdeki ekmek gibi, her yemegin yaninda. Bir de yagli, degisik malzemelerle yapilanlar var ki, onun da adi kizarmis pirinc zaten. Ersoy deniz urunleriyle yapilanini cok denedi zaten.Bir de hala soyle ucsuz bucaksiz pirinc tarlalarinin hala fotografini cekemedi ya, icine dert oldu. Ne yapalim, isik bir turlu duzelmedi, hep bulutlu. Memlekete donmeden ona bir yer bulmak lazim.
Bu arada pirinc tarimi hakkinda pek bir cahilmisim. Ben de diyorum neden bu kadar zor, adina turkuler duzulecek kadar, Meger once o pirinc tohumlari yesillendirilip, ozel bir tarlaya ekiliyormus. Boylari hafif uzayinca da sokulup asil yerine. Basta tarlayi surmek disinda butun is elle yapiliyor. Bosuna degil tarlalarda devamli birilerinin calismasi.
Laos ve Vietnam'da henuz sadece bir tane traktor gorebildik. Mandalarla isliyorlar topragi. Biraz parasi olanlarin da traktore benzeyen, ama aslinda sadece bir motordan ibaret olan makineleri var. Ayni pancar motoru hikayesi.
Yemek kursuna iki ayri grup geldi bu arada. Rehberlerine sordum, otur, keyfine bak sen dedi. Biraz sonra muhabbete basladik, benim de rehber oldugumu soyleyince basladik rehber muhabbetine.
Bu arada Ersoy burada birkac gun daha kalalim istiyor, dedim ya yorulduk biraz. Ayin 1'ine kadar buradayiz. Zaten ilk basta istemedim ama Ersoy hakli, burasi birkac gun kalmak icin ideal. Burada bir de bisiklet maceramiz var ama uzun hikaye, donunce anlatirim.
Dun ogleden sonrayi plajda gecirdik. Kocaman dalgalar ve ruzgar var ama cok guzel bir plaj. Incecik kum, palmiyeler..Bugun de gidecektik ama fena yagmur basladi. Biz de gunu cafe cafe pinekleyerek gecirmeye karar verdik.
Bu arada ben muthis kitaplar okudum, o kadar cok sey ogrendim, o kadar cok sey birikti ki kafamda...Yazacagim ama yavas yavas...
Hoi An'dan sevgiler

HUE-HOI AN

Hue'de son gun bari tur alalim da ugrasmayalim dedik. Tam gun turlar yemek dahil, giris ucretleri haric 7-8 dolar civarinda. Program cok dolu, Saray, iki kral mezari,iki pagoda,ufak bir nehir gezisi..Aralarinda da epey mesafe olunca bunlarin hepsini gormek icin en az iki gun lazim. Ben zaten daralmisim tapinak falan gormekten. Rehberin ingilizcesini de anlamak icin harcamak zorunda kaldigim enerji yirmi katli binayi merdivenden tirmanmakla esit. Sonucta ne mi gordum ? Eh, fazla sayilmaz. Ersoy'la gruptan ayrilip sarayi birlikte gezdik. Saray Amerikalilarin bombardimani sirasinda neredeyse tamamen yikilmis. Sadece girisi, bir iki ufak bina ve havuzlar duruyor. Bugunlerde dis yardimlarla bir kismi yeniden insa ediliyor. En son kral da 1946'da burada tahttan indigini ilan edip yetkiyi Ho Chi Min hukumetine devretmis. Dedigim gibi, ana giris kapisi ayakta. Burasi ayni zamanda kralin gecit torenlerini izledigi yer. Benim dikkatimi ceken sey, tam kralin locasinin onunde daha yeni yakildigi belli olan buhurlar oldu. Demek hala kralini unutmayanlar var bu ulkede. Butun tur boyunca bir de Mandarin Evi denen tarihi eve girdim, o kadar. Zaten kral mezarlarinin da her yer icin adam basi 55 bin dong girisi var. Ersoy gitti, hepsini gezdi. Ben de ya koyleri dolastim ya da satici kadinlarla muhabbete daldim. Ve coook da eglendim. Ilk koyde grup mezar dolanirken, cikip nehir tarafina yurudum. Arkamdan bir kadin geldi. Eyvah dedim, buradada mi satici. Gelip benimle konusmaya basladi, tek kelime ingilizce yok, satacak mali da yok. Ben saskin saskin siritirken basladi teyze sirtima, kollarima dokunmaya, bir taraftan da guluyor. Taciz sayilir Avrupalarda bu resmen. Ne yapayim, o guldu, ben guldum, oyle birbirimizi anlamadan birkac laf ettik, sonra evine girdi. Meger yakindaymis.
Ne oldugunu ancak daha sonraki iki durakta kadin saticilarla muhabbet edince anladim. Onlar in en azindan biraz ingilizcesi var, yoksa bunlar ulke olarak mi sapik diyecektim. Alakasi yok, sadece derimi cok begenmisler, bana cok guzelsin deyip duruyorlar. Ersoy gelince ona da basladilar “Very beautiful” diye. En son durakta ona da yakisiklisin dediler de kiskanclik cikmadi allahtan. Hatta bana guzel dendikce ufaktan hosuna bile gitti. Hic sormayin, inkar eder....
Son pagodadan tekneye bindik, limana sadece yarim saat, fazla birsey gorulmuyor ama butun gun in-binden sonra iyi geldi.
Burada bir de Payzin'la tanistik. Malezya'da calisan bir Turk kizi. Tesaduf iste, o kadar turun arasinda ayni otobusteyiz. O da Halong Bay turlari hakkindaki kuskularimi dogruladi. 30 dolarlik en ucuz tura gitmis, teknede icindeki kurutulmus muzlara ulasmak icin bir fare arkadasinin cantasinda koca bir delik acip yarim kilo meyvayi bitirmis. Onun da krakerlerini goturmus.
Zaten acayip bir tur oldu bu. Bir gunde bu kadar yer dolasmak zor. Hani hepsini goreyim, fazla zaman ve enerji harcamayayim diyorsaniz, harika. Ama nefes alacak zaman kalmiyor, ben cogu yere girmememe ragmen fazla geldi. Zaten otele gelir gelmez uyudum, Ersoy aksam yemegi icin zor kaldirdi.
Bir an kendimi dusundum, ya bu turda rehber olsaydim diye..Hos bizim rehber tembelmis, ama olsun. O sabah otel otel adam toplama isi bile icimi daraltti.
Yarin Hoi An'a gidiyoruz, otelden su open bus icin yer aldik. Adam basi 3'er dolar. Mandarin'de 2,5'tu ama oraya gitmekle ugrasamayacak kadar tembelim yine.
Aksam yemegi yiyip, DMZ Bar'da biraz takilldik, burada herkes duvarlara birsey yaziyor. Bizim eklediklerimiz : Arzu-Ersoy, Fenerbahce, En Buyuk Fener klasikleri. Olsun, burada da adimiz duyulsun.. Sonra uyumaya gittik....De o is o kadar kolay degil iste. Otelin kapisi kapali, kapinin onunde genc cocuklardan biri uyuyor. Onu kaldirip, resepsiyondan fenerle anahtari bulup odaya cikmak lazim..
Ne zor bu turist olma isi bazen....

VIETNAM HANOI-HUE

Lao havayollari ucabiliyormus, korksam da, denedik gorduk. Otobusle 24 saatlik yolu pervaneli ucakla bir saat onbes dakikada geldik. Ucak koltugunun ozellikle fotografini cektim, aynen Tayland otobusleri gibi, olamayacak her renk bir araya toplanmis.
Havaalaninda Duty Free var, sigarami (Davidoff) kartonu 13 dolara bulunca cok sevindim.Fazla cesit yok ama gayet yeterli. Laos'da fiyatlar ucuyordu.
Motorsiklet cehennemi burasi iste. Buralarda heryerde motor dolu ama burasi bir baska. Sokakta nefes alamadigim ender yerlerden biri Hanoi. Hani Ankara'da buyumek de fayda etmedi. Hayatimda hic kendimi bu kadar kotu hissetmemistim. Astiminiz, alerjiniz varsa buradan uzak durun, ne trafik, ne de hava kirliligi anlatilacak gibi degil.
Burada hemen her sirtcantali gibi sehrin eski bolgesine yerlestik. Biraz tirmanmak lazim odaya cikmak icin ama hemen hemen butun binalar boyle, yapacak bir sey yok. Zaten binalar cok komik, onden cok darlar, eni iki metreyi bile gecmeyeni var. Mimarileri de bir garip, Fransiz-yerli karisimi. Bazilari gercekten guzeldi ama cogu garabet gibi duruyor.
Sehrin gobegindeki gol, merkez sayilir. Herkes buralarda. Eski sehir dedigim yer ise Kapalicarsi'nin trefige acik ve daha o kadar turistik olmamis hali. 39 sokagin her biri bir meslege ayrilmis, bizimkinin sokaginda mezar resimli mezar tasi yapan yerler bile vardi.
Burada biraz muze gezdim, Ersoy gormek istiyor, bari ben de gideyim dedim. Temple of Literature-Edebiyat tapinagi-,Etnoloji muzesi, Ho Chi Min muzesi...Ne yazik ki bizim gittigimiz gun mozolesi resmi bir toren-galiba-kapaliymis. Olsun, muze yeter. Gordugum en guzel duzenlenmis muzelerden biri. Tarihle ilgilenmeyenler bile sirf muze nasil olurmus gormek icin gitmeli. Ama adamlarin fazla detaya kactigi da olmus. Ho Chi'nin bir magarada sandalye ve masa olarak kullandigi taslari bile getirmisler.
Buradan bir de su unlu Halong Korfezi'ne de gidelim dedik. Bir gece teknede konaklamali turlar yemek dahil 30 dolardan baslayip,200'e hatta daha fazlasina kadar cikiyor. Tur almak zor is, zamaninda isim yapan butun acentalarin klonlari turemis, en unlulerden Sinh Cafe'den 60'dan fazla var. O kadar ki, degisik kaynaklarda bulunan adresler bile farkli farkli. Benim teorim aslinda acentanin coktan kapandigi, bir sehir efsanesi halini aldigi. Epey aranip, yorumlari okuduktan sonra biz turu Vega'dan 53 dolara aldik.
Cok pahali olmamasina ragmen ben turu sevdim. Iyi rehber, iyi arac, guzel tekne ve de sasirmama ragmen, iyi yemekler. Ama bu turu gercekten yazin yapmak lazim, hava kapali olunca manzaranin pek tadi cikmiyor. Ama Hanoi'den sonra manzara, acik hava, sessizlik ve Cin Denizi'nde attigimiz bir kac kulac ilac gibi geldi.
Bir de hem giderken, hem de donerken mola alisveris yerlerinde veriliyor. Itiraz yok, cunku duracak baska yer yok. Uc saat de durmadan gitmek icin uzun.
Bizim sofore acidim yolda. Burda korna calmak arac kullanmanin ayrilmaz bir parcasi. Gerekmese de cala cala gidiyorlar. Herhalde bizdeki turizm araclari gibi yasak, zavallim sadece iki kere calabildi.
Burada aklima hep Nisa geldi. Bilmeyenlere, kendisi 2,5 yasindaki yegencigim olur. Yola cikmadan once Ankara'ya gittigimizde Ersoy'la onu alisveris merkezine goturmustuk. Oyun alaninda yaris video oyuncagina oturup durmadan “Bip bip! Cekilin yoldan” diye araba kullanmisti. Bunlari gordukce ikimizin de aklina Nisa geliyor, burayi gorse ne yapar diye dusunup, guluyoruz. Yok yok, merak etmeyin, kuzucugumu buraya asla getirmem. Koca halasinin bile karsidan karsiya zor gectigi, hava kirliligine ancak dayandigi bir yerde isi yok daha. Buyuyunce kendi karar verir.
Donuste oteli degistirdik, yeni yer hem daha temiz, hem daha guzel. Yine merkezde, yine bir suru merdiven var ama bu merdiven cikma isini seviyorum. Hele de kocaman cantayla. Accayip antreman valla. Oteldeki cocuklar almaya kalkiyor, vermiyorum. Gulunu seven dikenine katlanir. Zaten bizimkiler gibi yapili degiller ki, hepsi minnacik. Benim canta oldurur onlari.
Bu arada Hanoi baskent falan ama sadece iki tane alisveris merkezi var. Mecburen gittik, benim Bangkok'tan aldigim ayakkabilar bollasti, bir garip oldu, yururken canim yanmaya basladi. Eski sehir'de aslinda sadece ayakkabi satan koca bir cadde var ama spor ayakkabi ya da yuruyus botlarinin hepsi fena halde sahte. Hani bazi sahteler iyi bile olur ama bunlar felaket. Benim de rahat edebilecegim bir cift ayakkabiya ihtiyacim var, onun disinda yanimda sadece terlikler var, dag bayir gidemem. Hal boyle olunca basladik aranmaya. Ben o kotu sahtelere bile raziydim ama Ersoy aldirmadi, buluruz dedi. Buluruz da, buralarda 39 numara kadin ayakkabisi yok ki. Adidas, Nike, hepsini denedik, istedigim yok. En sonunda yeni acilan Vincom Tower'da Nike bulduk. Buraya gore korkunc bir fiyat, 1,5 milyon dong.Yani 100 dolar. Adamlarin asgari ucreti bile yeni 700'den bir milyona cikmis. Hayatta cikarip, disarilarda birakamam bunu artik. Eski ayakkabilari da yolda eski ayakkabi satan bir teyzeye verdik.
Bir de onemli bir nokta: Burada ac kalmak imkansiz. Hemen hersey var. Hatta sokakta doner bile, o'su noktalarina kadar dogru yazilmis. Hos, hava kirliligi ve pislik yuzunden tavsiye etmem ama o bile var. Sokaktan yemek yemesek de Ersoy'la sokakta oturup, bardagi 2000'e satilan biralardan ictik. Daha dogrusu ben ictim, Ersoy kutu kola icmeyi tercih etti. Hala olmedim!
Epey dolandiktan sonra dun gece trene geldik. Yol daha uzun ve aci vericiymis diye bunu tercih ettik. Ben zaten trenleri cok severim. Baska iki kisiyle paylasmamak icin soft seater aldik, adam basi 270 bin. Ama biz Halong'dayken acentaya aldirdigim icin fazla para odedik. Eh, millete de para kazandirmak lazim.
Tren rahat, bizim bindigimiz fazla durmuyor. Iki seyden rahatsiz oldum: Arkamizdaki, ayagini kafamiza dayamaya calisan sarhos ve soguk. Bir ara tamamen dondum, havalandirmak icin kapilari acmislar. Yine de aksam 11'den sabah 10'a kadar uyudum.
Hue'de bizi klasik taksici ordusu karsiladi. Birine binip, bizimle gelen arkadasinin oteline gittik. Sonra obur taraftakilere de baktik ama bu en iyisi gibi geldi, yerlestik.
Daha yapamadim ama bu yol ve otel detaylarini gecen sene yaptigim gibi ayri bir sayfada verecegim.
Biraz yuruyup, karsidaki pazara gittik. Hala normal bir yer, feci karisik. Domates ve corap almak istiyordum ama otele donelim dedik. Biraz garip bir alisveris listesi ama kahvaltida domates istiyorum ve corabim da kalmadi. Ersoy otela gelir gelmez yataga yikildi, dun butun gece trende birseyler calinacak korkusuyla dogru duzgun uyumadi. Ben de herzamanki gibi attim kendimi disari.
Bundan sonra soz, bu kadar geri kalmak yok. Ama bilin, ikimiz de cok iyiyiz, bir iki ufak ishal vakasi ve benim Hanoi'de nefes alamamam disinda bir saglik sorunumuz yok. Sadece artik biraz yorulmaya basladik. Bir aydir kosturuyoruz, hic dinlenmeden..Yarin icin tur aldik, bakalim su nehir, kral mezarlari nasilmis, obur gun daha da guneye gidiyoruz. Ikimiz de daha sicak icin, hele de deniz kenari icin can atiyoruz.
Rahat bir yer bulup birkac gun dinlenmek lazim artik.
Opucukler,sevgiler......

25 Aralık 2007 Salı

VIENTIANNE

Biraz tembellik yapip sabah 10'da kalkan yerine 1'de kalkan VIP otobuse yer almistik. VIP falan degil ama once bizim otelden basladigi icin toplamaya, en one oturabildik. Bindigimizde degil ama sonradan farkettim ki, bizim oturdugumuz koltuklar diger hepsinden farkli, gercekten daha luksmus. Ama sonucta otobusteki herkes ayni parayi odemis ve iki kisi disinda herkes falang-yani yabanci. Ustelik de fazla bilet satmislar, Israillilerden biri muavin koltugunda, muavin de plastik bir sandalyede gitmek zorunda kaldi. Ustelik ya her korna caldiginda kapi acildi, ya kapiyi acabilmek icin once kornayi calmak lazim ya da sadece sofor Israilli asagi dusmesin diye uyarmak icin yapti. Bilemiyorum ama zaten cogu yol kapi acik gittik. Klima da sadece ilk onbes dakika, otobuste beklerken calisti zaten, o yuzden iyi de oldu kapi acik gitmek.
Yol yine once daglardan gitti,sehre yaklasmaya basladigimizi da duze inince anladik.Yaklastikca trafik artti,yine heryer motosiklet dolu,motoru olmayanlar da bisikletlerde. En fazla 4-5 yaslarinda bir kiz cocugu bile uc tekerlekli bisikletiyle yalniz basina ana yolda gidiyordu. Gorseniz yureginize iner..
Sehre geldigimizde otobus bizi terminal yerine merkezde birakti, cok da iyi oldu. Burada mutlaka onceden yer ayarlamak gerek, yoksa aynen bizim gibi aramak zorunda kalirsiniz. Eninde sonunda bulunuyor ama o koca cantalarla yer yer dolasip aranmak cok zor. Biz en sonunda bir yer bulup,cantalari attik. Dragon Lodge. Aslinda guzel bir yer ama ben illa nehre daha yakin yer istedigim icin orada gecesi 22 dolara iki gece kalip, Riverside Hotel'e gectik.Burasi daha merkezi, inanilmaz temiz,hergun buzdolabimiza ucretsiz sular konuyor. Temizlik konusunu biraz daha acayim, bir kere calisanlar ayakkabilarini otel kapisinda cikarip giriyor, sadece biz falanglar ayakkabiyla daliyoruz. Bir de temizlikci kizlari koridorlari resmen dis fircasiyla ince ince temizlerken gordum bir gun. Daha ne olsun?
Burada Ersoy'a Vietnam vizesi alabilmek icin erken gelmistik.Pazartesi gunu ilk is konsolosluga gidip,basvurduk. Pasaportu almadilar bile, formu doldur, parayi ode,bekle. Amcalar bizi yine kandirmayi becerdi, 50 dolar aldilar, bu hemen verilen ekspres vize fiyati. Ama uc gun sonra gelmemizi soylediler. Vize konusunda problemli olabildigini bildigimiz icin hic agzimizi acmadik, ne yapalim?
Sehir bir degisik. Bir kere konsolosluklarin, bakanliklarin bulundugu bolge disinda hicbir sekilde bir baskent havasi yok.Bir kac Fransiz, Italyan restorani ve nehir kiyisindaki Mekong Dock disinda oyle hos yerleri yok. Oraya da benim dogumgunumde gittik, guzel yer ama yemeklerin hepsi fena halde yagda kizartma. Yine de Ersoy karideslere bayildi. Ama daha sonraki gunler hep onun hemen yanindaki kulube tarzi restorana ya da nehir kenarindaki derme catma yerlere gittik. Durust olmak lazim, derme catma yerlerde yemek yemedik, sadece aksamustu bira ya da kahve ictik.
Gordugum tek gercek supermarket butun o yabanci yardim kuruluslarinin bulundugu bolgedeydi. Fiyatlar ucuk ama burada epey yabanci yasiyor. Tabii altlarinda kocaman arabalar, kendi klupleri ve hayatlariyla.Vientiane Times adinda ingilizce bir gazete de var, tamamen hukumet kontrolunde, iki kereden fazla okuyamadim. Hep ayni seyler..
Bir gece Hollandali kizlarla yemege Khop Chai Deu restorana gittik, en guzel yerlerinden biri. Porsiyonlar kocaman, izgara kalamar ya da karidesi nefis. Ama aklinizda bulunsun, giderseniz, izgaranizda ketcap istemediginizi mutlaka soyleyin. Galiba buralarda ketcap Avrupalilik alameti, karideslerimi ayiklayana kadar canim cikti, her taraf da ketcaba bulandi. Yine de 35 bin kiplik acik bufe ogle yemegini tavsiye etmem, ne derse desin, Ersoy bile yiyemedi birsey. Zaten sonunda Wi-Fi kafeyi kesfettik, yemekler guzel, ucuz, bir de internet. Epey zaman gecirdik orada.
Konsolosluktan donuste pazarina ugradik, alt kat daha cok hediyelik esya, ustte de giyecek var. Hediyelik t-shirtler sadece 20 bin kip ama bana uygun ic camasiri falan yok. Durum fena, Vietnam'a kadar idare etmek lazim.
Burada altin da cok, bazi seylere icim gitti ama bir kere fiyat sordum,cok para istediler. Bilenler bilir, pazarlik yapmayi beceremem. Vazgectim.
Bir de hemen pazarin yaninda buranin tek alisveris merkezi var, bir gidip bakip, burada da hicbirsey yokmus demek icin gitmek lazim. Yani herhalde dunyanin en minik alisveris merkezlerinden biri, hele de buranin bir baskent oldugunu dusunurseniz.
Bir gun de kizlarla ortak tuk tuk kiralayip (150 bin) Buda Park'a gittik. Guzel bir gezinti oldu ama tuk tukla gitmeden uc kere dusunmek lazim. Yol 1 saat suruyor ve son onbes dakikasi yol yok gibi birsey. Neredeyse midesiz beni bile yol tuttu. Degisik Buda'lar gormek isteyenlere duyurulur.
Ersoy'un vizesi dediklerinden bir gun sonra ancak gelebildi. Allahtan erken basvurmusuz dedik.
Yabanci amcalar durumu mu? Aynen devam. Heryer onlarla dolu....
Ama sonucta Laos'u sevdim. Tekrar gelecegim diye ayrildim zaten. Burasi guleryuzlu, iyi niyetli insanlarla dolu.
Beer Lao, muhtesem. Kocaman siselerde icebildiginiz kadar icin,sadece bir dolar..
Beni okudugunuz icin KOP CAYY LAY LAY....
Cok tesekkur ettim Laoca :))

LUANG PRABANG-VANG VIEN

Cok fena gerilerde kaldim,kusura bakmayin.Isin dogrusu pek birsey yapmiyor gibi gorunsem de o kadar mesgulum ki buralarda.Minicik detaylarla bogusuuyorum her zamanki gibi.Hani soyle bir bakip gecemiyorum hicbirseye,ogrenmem,anlamam lazim ya..Tabii ki biliyorum mumkun degil ama bazen oyle guzel seyler yakaliyorum ki buralardaki insanlarin hayatlari hakkinda...Hemen hemen hicbirini yazamiyorum,o kadar coklar ki..
Evvet,en son super turistik Luang Prabang'ta kalmistik.Turistik deyince yanlis anlamayin,cok hos bir yer ama oyle abartilacak kadar da degil.Bu kadar unlu olmasinin altinda biraz da-pardon tamamen- Laos hukumetinin destegi yatiyor.Laos'ta hala yabancilarin girmesi yasak olan bir suru yer var.Beni bilen bilir,yanimda Ersoy olmasa coktan oralardaydim ama...
Sonuc su:Laos'ta hukumet neyi gormenizi istiyorsa,onu goruyorsunuz.Ne azi,ne fazlasi..Ulkenin fakir oldugunu anlayacak,hatta biraz yardim etmek isteyecek kadar cok,ama tam da ne kadar kotu durumda oldugunu anlayamayacak kadar az.Ben Disneyland adini taktim.Dedim ya,turistik cennetler yaratmislar.Hersey var buralarda.Ama onunde uydu anteni dikili tahta bir barakanin icine kafanizi uzatinca hersey belli.Bu insanlarin hicbirseyi yok,bir anten,bir-iki kapkacak,bir de televizyon.Oyle yatak,yatak odasi,mutfak falan kulturlerinde yok zaten.Yatak dedigin ince bir silte,o da uyaninca kaldiriliyor,mutfak da bahcede yakilan ufak bir ates.Dukkani olanlar da aynen,on taraf dukkan,arkasi ev.Belki Kolombiya'da gecen sene nasil bir evi cafe sanarak daldigimi hatirlayanlar vardir.Yok yok,ayni sey degil,burada karismiyor.Oturacak mobilyalari yok ki cogunun evlerinde.Oturacak yerleri yoksa nasil uydu antenleri var o zaman?Nasil olmaz,adamlarin hayati bu.Aslinda hukumet yerel halkin disariyla fazla iletisime gecmesini istemiyor,turistler bile uyariliyor,halkla ozellikle politika konusmamalari icin.Ama bu cagda mumkun degil,hele de uydularda bir suru hint,vs..soap operasi olunca.Al sana en guzel,en ucuz uyusturucu..
Bir de her taraf pazar yeri demistim ya,burada bir de ozel koyler var.Biri seramik,biri kagit,biri baska bir sey..Turistler alisveris yapmak icin oralara gidiyor.Fazla da kandirmiyorlar insanlari.Ornegin seramik yapian koy icin eskiden yapildigi,artik oraya da baska yerlerden geldigi ama yine de almak isteyenlerin bu koye gitmesi gerektigi acik acik yaziyor.
Yine dagittim konuyu.Diyorum ya,fakirlik pesinde kosturmuyorum ama olani da boyle saklamaya calismalari agirima gidiyor,hele de bunlara kanan insanlari gordukce...
MILLET,MACERA ISTIYORSANIZ DAHA TEHLIKELI YERLER VAR,GIDIN AFRIKAYA,HATTA GIDIN ISTANBUL'A..Burada hukumet korumasi altindasiniz,fena halde...
Bu kadar makyaj yapilmis olsa bile sadece halkin durumundan degil,uluslararasi yardim organizasyonlarinin coklugundan da farkediliyor durum.
Aynen durum bu.Yine de Luang Prabang-Vang Vien arasi otobuste kocaman makineli tufegini ceketinin altina saklayan bir asker vardi.Yine nedense bir tek ben farkettim,soyleyince o da yolculuk ediyordur deyip gectik.Ama molada neden ilk o inip en son o bindi,hicbirsey icmedi,hatta tuvalete bile gitmedi?Hala kafamda.
Yine de 6 saatlik yolculuk guzel,en azindan manzara acisindan.Daglar,daglar,daglar..Mesafe cok az ama cogu yerde hiz siniri 50.Ersoy bu yollar bizde olsa nasil hos olacagini,hatta araba kiralayip kiralayamayacagimizi dusunurken,ben sag varalim diye dua ettim yol boyunca.Viraja o kadar hizli giren kamyoncu bile gormedim,birakin otobusu.Karsidan gelen de gorulmuyor zaten,valla Buda koruyor bunlari.
Vang Vien'e gelir gelmez yine etrafimizi otelciler,tuktukcular sardi.O,b derken,baktik bizim Hollandali kizlar birini bulmus,Mike ve biz de atladik.Bu arada otobus duragi gercekten ucak pisti yaninda,yillardir kullanilmiyor ama pist hala burada ve ustunde bina,vs..yok.Acil durum icin herhalde..
Tuk tuk bizi tam nehir yaninda bir yer goturdu,zaten begenmezsek kalmayiz demistik onceden.Ama pek hosmus,bungalowlar,hele bizimki,tam manzara.Bayildim ben,fiyati falan unuttum,15 dolara anlastik.Oyle bir huyum var ne yazik ki.Sakin olsun,su kenari,acik hava olsun,bir de yesil varsa aninda tav oluyorum.Bu sefer sansli ciktik en azindan,otel gercekten hostu.
Bir de tekneden bir suru insan tesadufen biraraya geldik.Aksam yemekten sonra kalkip nehirdeki adalardaki barlara gittik.Barlar diyorsam,sadece iki tane,biri tam club,oburu Olympos tarzi,yat,keyif yap.Meger buranin da parti mekani burasiymis.Menude bile esrarli ya da mantarli(!) meyve sulari var.Yok yok,ben yine birami ictim.
Ertesi sabah oydu buydu derken,magaralardan birine gidelim dedik,Mike da bize katildi,15 dk yuruyus,2000 kip kopru parasi-kopruler parali,yuruyerek gecilebilecek kadar sig tek yer bizim otelin onu-ve de 10.000 kip giris arti 147 basamak sonra magaraya geldik.Kapida ufak kizlar,sozumona bilet topluyorlar.Ama aslinda ustunuzde ne varsa istiyorlar,hatta benim altin halhallari bile.Biz bi ufak fener ve birkac kalemle yirttik. Magara?Adini unuttum,guzel,gidin,hatta oglen sicaginda iyi geliyor.
Bari baslamisken ogle saati bir de tubing'e gidelim dedik.Turkcesi,kamyon sambriyelinde oturup nehrin sizi goturmesi demek.Harika.Aslinda kayaking ya da rafting gibi alternatifler de var ama nehir bu kadar alcakken rafting demek benim icin yok demekle ayni,en azindan kurek cekecegime yatarim dedim.
Fiyat:45.000 adam basi,yani adam basi 1-1,5 dolar otel para kazandi bizden:))))
Ama cok cok eglendim,manzara harika,yolboyu barlar,hatta en son kendimizi bir kopru ayagindan aldigimiz biralar ve dry bag'lerden cikardigimiz sigaralarimiz elimizde nehirden asagi suzulurken bulduk.Muhtesemdi.
Detay:Elinde fotograf makinesi oan bir tek ben vardim!Ersoy'un bana dogumgunu hediyesi,su gecirmiyor!Burada denedik,ise yariyor.Simdi yapacak bir suru islak aktivite bulmam lazim.
Gece ise klasik,yani burasi icin..Bizim tekne ekibiyle gun boyu Friends yayinlanan restoranlardan birine gidip,yere oturup yemek yedik.Dunyanin hicbir yerinde bu dizi bu kadar populer degildir.

18 Aralık 2007 Salı

LAOS-LUANG PRABANG

Iki gunluk siki bir popo agrimasindan sonra geldik Luang Prabang'a ve gelir gelmez polarim ortadan kayboldu.Kendisini pek severdim,ta Katmandu'lardan almistim ama o inis kalabaliginda en azindan kendimi kaybetmedim limanda.Iner inmez etrafimizi otelciler,tuktukcular sardi.Gicigim ya,illa kendim bulacagim dedim.Bir kere on dolar ve alti yok,unutmak lazim.Biz de biraz arandiktan sonra,Ersoy bir kafede oturdu,ben yollandim,Yok valla..Adamlar zaten bizim gibileri degil,zengin Japon,Amerikali istiyor.
Epey arandiktan sonra bir oda bulabildim.Pahali falan ama kocaman,heryeri tahta kaplama yepyeni bir oda.Kendi balkonu bile var,tam sokaga bakiyor ve ortak balkonun yarisi kadar var.Zaten yorgunuz,aldim hemen.
Burasi kucuk bir yer.Bir tane ana cadde,ona baglanan iki cadde daha ve o kadar.Ondan sonra gercek halkin yasadigi mahalleler basliyor.Biz burada iki gece uc gun kaldik.Bir gun ortaligi dolanmak,ikinci gun de sehirden 30 km uzakliktaki selaleye gitmekle gecti.Ancak selaleye giderken bazi koylerden geciliyor.Selaleye gitmek icin ya tuk tuk kiralamak,ya tur almak ya da bisiklet kiralamak gerekiyor ki ancak cok sevenlere tavsiye ederim,yokuslar cok.Biz otelden 4'er dolara tur aldik,boylesi daha kolay.Bu virajli yollarda 45 dk kadar gidis,orada 2 saat bos zaman,donuste de bir koyde mola.Aslinda tur degil,sadece ulasimi satiyorlar.Selalelere girisi biz odedik,10.000 kip ( 1 dolar).Icerde koruma altinda birkac ayicik ve bir kaplan da var.Hatta isteyenler yuzebiliyor bile.Ayni turu ana caddedeki acentalardan alinca 5'e geliyor.Zaten oradayken Luang Prabang-Vang Vieng otobus ve Vientiane-Hanoi ucak biletini de aldik,ana caddede 130 iken daha ilerde,pazar yerine yakin bir acentada 115 dolar.Bu arada biletimiz Laos Air'den.Hic iyi seyler duymadim hakkinda.Simdilik dusunmemeye calisiyorum.Ama karayoluyla 24 saat gitmektense,bunu tercih ettik.
Burada her sabah degisik manastirlardan rahipler yiyecek toplamaya cikiyor.Siralar halinde dolasip,halkin,ozellikle kadinlarin sundugu yiyecekleri topluyorlar.(Neden ozellikle kadinlar?Sebebi var,sonra anlatirim.)Ersoy iki kere gitti,ben ise uyanmama ragmen gitmedim.Orada dikilip,bir suru turistle fotograf cekmek istemedim.Zaten sagolsun Ersoy,gormus kadar oldum.
Bir gece teknedekilerle toplanip,yemege,oradan da bara gittik.Tam 16 kisi oluverdik birden.Bu arada oyle sabaha kadar dans falan yok,11 gibi heryer kapaniyor zaten,turistlerden de en gec 11:30'da otellerinde olmalari isteniyor.Bir cesit sokaga cikma yasagi anlayacaginiz.Burada her otelin resepsiyonunda ve her kapinin arkasinda turistlerin uymasini istedikleri kurallarin bir listesi var.Bir kopyasini aldim,ayrintili yazarim.
14'u sabahi bir tuk tukla terminale gidip,biletimizi alip,VIP otobusumuze bindik.VIP deyince aman aman birsey sanmayin,digerlerinden bir nebze daha iyi sadece.Ustune de bir sise su,bir biskuvi.Al sana VIP.Bu tip biletleri acentadan degil,terminale gidip kendiniz almaniz da mumkun ama adamlar kar olarak bir dolar falan koyuyor,git-gelle ugrasmaya degmez..

CHIANG RAI

Yazacak cok sey birikti gene . Ersoy sagolsun,devamli internette ya,ben de yaydim kendimi iyice..Nasilsa o yaziyor,hem yalniz degilim,hem de buralar o kadar sakat degil ya,merak edilmedigimi varsayarak internet cafe pesinde kosturmuyorum artik.Zaten su anda da odamin ozel balkonunda bacaklarimi uzatmis,kucagimda bebek lapyopumla Laos-Luang Prabang'ta oturmaktayim . Etraf-ortak balkondaki geveze Israilli gencleri saymazsak-cok sakin . Derinden baska bir hostelde kalan birilerinin caldigi gitardan gelen ses ve arada bir gecen bir motosikletin sesinden baska ses yok . Guzel bir gunden sonra guzel bir yemek,sirt cantam hazir.Keyifler keka....
Chiang Mai'den beri birsey yazmamistim.Yazacagim da uyarayim yine:Pek uzun olacak,ona gore.Dedim ya cok sey birikti....
Chiang Mai'den Chiang Rai'ye giderken akillandik ya,atladik bir tuk tuka,gittik terminale.Degisik sirketlerin degisik servisleri var:VIP,klimali ve klimasiz otobusler..Aralarinda epey fark var siniflarin . Biz bileti yesil firmadan (Adini unuttum) VIP olarak aldik.Otobus saat 11:30'da kalkacagi icin oralarda oyalandik bir miktar.Oyalanmak kolay zaten,otur,insanlari seyret,zaman geciyor.Herhalde Guney Amerika'da ogrendigim en yararli seylerden biri de bu oldu:beklemek.
VIP servis kisi basi 180 baht,yani 4eurodan az tutuyor,arada da ufak farklar var.Burada anladim,bizim daha once bindigimiz normal,klimali servismis.Tahmin etmistim zaten.Bunda ilk once yer numarasi var ve bagajlara bilet veriliyor.Koltuklar daha rahat(azicik),boyun destegi ve yolda bir sise su,biskuvi ve islak mendil dagitan hostes var.Otobusler cok hiz yapmiyor,90'i nadiren geciyorlar.Yol boyu manzara pek degimiyor,klasik muz agaclari,pirinc tarlalari,saticilar,koyler...Chiang Rai'de ise bizi bir otelci ve tuk tukcu ordusu karsiladi.Ben yine astim suratimi,ortalik yatisinca bir tuk tuk bulup Garden house Guesthouse'a gittik.
NOT:Burada hostel degil guesthouse diyorlar , bundan sonra GH olarak kisaltacagim,uzun yazmak zor.
Geldik,biraz seslenince ortaya cikti adam.Cok guleryuzlu,hemen bana odayi gosterdi,kocaman bir oda,yatak da bambudan.Tavanlar hasir,sicak su sadece bahcedeki duslarda var,cok az dokuk bir yer ama ben zaten bahcesine ve duzensiz dagilmis odalarina hasta olmustum bile.Tam Olympos'un eski hali gibi.Ustelik sadece 200 baht.Yani gercekten eski Olympos,fiyatlariyla bile.(Bu arada bu sene Olympos'a gittik,fiyatlar ucmus,ortada kendini Taksim'de sanan tipler dolaniyordu.Benim en sevgili yerim baskalarina yar olmus)Bu arada burada daha once bir Turk kalmis,defterde adina baktim:De Niro.Ulkesi de Turkiy...Nasil bir espri anlayisidir bu?Iyiki adamcagiz pasaport istemiyor.
Cantalari koyup,ciktik,Ersoy'cuguma kiyamadim,gittik yine wat gezmeye.Sadece bir tane gezdik allahtan , sonra dolandik ortalarda.Bize terminalde kart veren hostellerden biri yakindaydi,gidip oturup birseyler ictik.Icerken de ertesi gun icin Luang Prabang teknesini ayarladik.Bir de arada Turizm Danisma'ya ugradik.Cok candan,guleryuzlu davrandilar.Daha once de hic Turk gormemis cocuklar.Oralara yolu dusenler bir ugrasin da alissinlar azicik.
Sehir Chiang Mai'den epey farkli.Anlasilan orasi adar populer degil ama ben cok daha fazla sevdim.Universite sehri oldugunu okumustum,belki de o yuzden daha sakin,daha temiz bir yer.Ama en onemlisi koluna genc bir Tay kizi takmis bir suru moruk yok ortalarda.Tamam.Turistler ve bir gece pazari var ama o kadar.
Hayatimda yedigim en guzel izgara kerevitleri Ersoy'un tabagindan caldim o aksam.Bir de gozumuzun onunde cikarmasalardi ya akvaryumdan...
Ersoy butun gece elinde fenerle fare beklemis.Hasir ya ortalik..Alisiyor,alisiyor,hem de fena halde..Merak etmeyin...
CHIANG RAI-LUANG PRABANG
Sabah erkenden minibus aldi,dogru Chang Khong'a,sinir kasabasina.Ben ise donuyorum,sabahlar soguk burada,ustelik klima da acik.Yolda Laos giris belgelerini doldurduk,kasabada durdugumuzda bizi getiren cocuk fotograflari bile yapistirdi.Teknelerin oturma yerleri tahtadan,o yuzden bir de minder endustrisi gelismis burada.Rengarenk,kapan aliyor,40 baht.Yalniz burada teknede yiyecek icecek yok diyen tabelalar var,herkes de oyle diyor ama yalan.Tamam,sandvic yok ama icecek,cips,vs..var teknede.Hem de hic soyledikleri kadar pahali degil.Cebinizde kalan son bahtlari almak icin cikarilmis bir hikaye.
Tayland cikisinda pasaport kontrol kolay.Sadece adam 5 baht istiyor,makbuz falan da vermiyor.Herhalde baktilar fazla isteyince sikayet oluyor,az az topluyorlar milletten.Belki Ersoy olmasa kiyameti koparirdim yine de ama agzimi acmadan verdim bu sefer..Karsiya gecip,Laos'a geldik,burada bizi baska bir adam devraldi.Bu arada Laos'ta Turkiye Bati Avrupa ulkesi olarak geciyor ve vize ucreti 35 dolara cikmis.Ama hic soru sormadan,rusvet falan istemeden bastilar bir aylik vizeleri.Bir baska tuk tukla obur limana gittik,pasaportlari aldilar kontrol diyerek.Ama bunun hikaye oldugunu biraz sonra farkettik,adamlar dukkanlarinda alisveris yapalim,para bozduralim diye oyaliyor bizi.Oysa gelen tekneye gidiyor dosdogru.Baktilar alan falan yok,haydi tekneye.Zaten bir geldik ki,dolmus bile.Yine de yer bulabildik,ustune de daha bir suru insan bindi.Koltuk degil,siralar var ve cok rahatsiz.Sozumona 10:30'da kalkacak tekne 1,5 saat gecikmeyle kalkti.Ben en sonunda kulagima kulakliklari gecirip,muzigi de sonuna kadar acip gittim motor odasina,yerlestim kocaman bir pencerenin onune,hatta orada uc saat uyumusum bile.Pak Bang'e gelirken actim gozumu.Sonucta da 7-8 saat denen yol,tam 6 saatte bitti.Oluyormus demek...
Pak Beng'e geldik de,cantalari almak epey uzun surdu.Bir de iyice tirmanmak lazim,50 metre cok degil gibi geliyor ama varolan basamaklarin cogunu kum kaplamis.Bir de keskin kayalar cikinca kumun arasindan,zor ciktik.Yine bir suru otelci.Fiks fiyat:200 baht.Birinin kamyonetinin arkasina atip cantalari,biz de tirmandik,kalacagimiz yere varmamiz bir dakika surdu.Odayi gosterdi,cibinlikli bir yatak,oda kadar ama sicak susuz bir banyo.Bu arada soylemeyi unuttum,burada her gece birkac saat elektrik var.Yerine gore ,herkes jeneratorunu ne kadar acarsa.Genelde de sadece aksam dizilerini seyretmek icin ve turistler yemek yesin diye aciyorlar anlasilan. Yemegi yakinda bir yerde yedik,bayildim.Sebzeli noodle cok guzeldi,bu kadar guzel bir yemek beklemiyordum.Hele de yemeklerin ufak bir odun atesinde pistigi mutfagi gordukten sonra.Yemekten sonra cocuk bize pirinc rakisi ikram etti.Ersoy zorlandi ama benim begendigimi gorunce,ikinciyi de ikram etti bana cocuk.Burada yemek sirasinda ya da sonrasinda seref misafirine pirinc rakisi ikram etmek geleneksel bir toren.Ilk bardak bos bir tabaga bosaltiliyor,evin ruhlarina ikram,sonra digerlerine.Epey ickici bu ruhlar anasilan.
Buralarin dadini ayni Tayland gibi Theravada Budizmi.Ama eskilerden gelen,insanlarin Cin'den gelirken getirdikleri animistik inanclar kaybolmamis.Tayland'da da her binanin,hatta yerin bir ruhu olduguna inanip,ufak tapinaklar yapiyorlar ya,ayni sey.Tek fark Laos'ta bu minik tapinaklarin bulunmamasi.Ama inanclar ayni.Komunizm tapinaklari goturmus ama inanclar yerli yerinde.
Baska bir inanc da belki cogunuza tanidik gelecek.Su hani eskiden kendimiz orup arkadaslarimiza taktigimiz arkadaslik bileklikleri.Kopana kadar cikarilmazdi ya hani?Iste onlarin da kokeni buralar,ozellikle kuzey Tayland.Burada biri yola cikacagi zaman ozel bir torenle-adini unuttum,sonra yazarim-koluna beyaz ya da sari bir ip takiyorlar,korunmasi icin.Bu ipi cikartmak icin ya dugumunu acmak ya da kendi kendine kopmasini beklemek gerekiyor,kesilerek cikarilmiyor.Gereksiz bilgiler kosenize bir not.
Bir de gereklilere:Burada da sivrisinek var!
Pak Beng'de muhtesem bir uykudan sonra hava aydinlanmadan dikildim ayaga.Ersoy bu sefer de horoz otuslerinden uyuyamamis.Ben duymadim bile.Daha herkes uyuyor ama uyumam mumkun degil artik,sarindim neyim varsa,ciktim balkona.Balkon diyorum ama aslinda ailenin oturma odasi burasi.Ev kendi evleri,birkac oda yapmislar,kiraliyorlar,bir odada da kendileri yatiyor.Etrafi seyrettim sakin sakin,koy uyandi yavas yavas,siste atesler gorunuyor arada bir.Cok guzel bir sabahti.
Aksamdan kahvalti ve yol icin sandvic ismarlamistik,kahvaltiyi edip erkenden dustuk yola.Bu teknelere erken gitmek lazim biraz rahat edebilmek icin.Ama galiba abarttik cunku iki teyze disinda ilk gelen biz olduk.Bu sefer en on siraya gectik,onumuzde platform,burada herkes yerlere yayiliyor.Iyi ki de boyle yapmisiz,tekne dolmaya baslayinca farkettik,bu oncekinden daha kucuk.Zatentiklim tiklimdi,iyice doldu.Kesin bu kadar doluluga karsi bir yasa vardir ama takan kim?Ciktik yola..Ersoy'la arada yer degistirerek idare ettik,ustelik bu sefer ben hic uyumadan gelebildim.Ama donduk soguktan,anca tekne durdugunda biraz isinabildik.Polarlar olmasa yanmistik valla.Arada Ersoy,bir Belcikali,Constanza(Italyan) ve ben esli pisti bile oynadik.Yol eglenceliydi ama popomun oyle dusundugunu hic sanmiyorum.Sadece arada bir koydeki bekleyen yolculari ve uc motosikleti gorunce eyvah dedik.Allahtan o kadarcik sagduyulari varmis da,baska tekneye verdiler.Bizimkinde zaten adim atacak yer yok.Heryer insan,tuvalete gitmek bir macera,uc Laos'lu yasli teyze ve cuvallarini atlamak epey akrobasi gerektiriyor.Ben ancak bir kere cesaret edebildim.
Tuvaletin durumunu hic yazmiyorum,hayal gucunuzu kullanin...
Luang Parang'a yaklasirken rapidler iyice artti,birkac yerde fena sallandik.Boyle bir teknenin bu sularda devrildigini ya da kayaya carptigini dusunmek bile istemem.Su bazi yerlerde kayniyor adeta.Rafting yapmak icin bana hafif kalir ama cok tehlikeli.Zaten o yuzden bu yavas dedikleri tekneyi tercih ettik.Bir de hizlilar var,6-8 yolcu aliyor ve bizim iki gunde gitiigimiz yolu bir gunde aliyor.Ama kask ve can yelegi takmak,gurultuye ve hic kipirdamamaya katlanmak,manzarayi gormemeyi goze almak gerekiyor.Tehlikesi de cabasi.Bizim geldigimiz tekneler de en azindan kipirdamak mumkun.
Manzara deyince...Genelde hep ayni.Gok mavi,etraf yesil,su camur rengi.Yabancisi oldugum bir sey degil yani,Amazon gibi.Tabii,bitki ortusu farkli,bir de burada tepeler var.Aralarda ufak,elektriksiz koyler.Binmek isteyince kiyidan el salliyorlar tekneye.Monolitler gibi nehirden firlayan bazalt kayalarin ustunde de beton isaret direkleri,kuru mevsim ya,sular alcak.Yukselince tekneleri uyarmak icin.Buralarda yasayan koyluler de bundan faydalaniyor,nehrin cekildigi kiyilarda bambularla cevreledikleri tarlalarda tarim yapiyorlar.Bu aslinda Mekong'un kirliligi sayilmazsa cok eski bir organik tarim yontemi.her yil sular cekildiginde geride mineral acisindan zengin bir alan birakiyor,gubreye gerek yok,bu nasilsa heryil doga ana tarafindan otomatik yapiliyor.
Mekong dunyanin en uzun onuncu nehri.Taa Tibet platosunun dogusunda dogup,Kambocya'da denize dokuluyor.Her gectigi ulkede adi farki olsa bile onemini adlarindan anlamak mumkun.Tibet'te Dzachu-kayalar,ejderha nehri-,Yunna'da Lancang Jiang-akintili nehir-,Laos ve Tayland'da Mae Nam Khang-sularin anasi-Vietnam'da ise Cum Long-dokuz ejderha,eski kralligin simgesi.Nehirde giderken aklima hep kulaklar geldi.Budizmde buyuk kulaklar uzun hayatin simgesi , Buda heykellerine dikkat edin.Ama buralarda baska bir hikaye daha var.1960 baslarinda Amerika Laos'a el atiyor,daha dogrusu CIA.Sorun,Amerikalilarin,Laos'un son kale olduguna inanmasi,Laos komunist olursa,Ruslarin butun dunya icin daha buyuk bir tehdit olacagina inaniyorlar.O yuzden bolgede geniz bir casusluk agi kuruyorlar.Basindaki adamin adi da Anthony Posphepny,bilinen adiyla Tony Poe.Poe,kendisiyle calisan Mien kabilesinin savascilarina getirdikleri her bir cift komunist gerilla kulagi icin nakit 1 dolar odul veriyor.Ta ki birgun iki kulagi da olmayan Mien'li ir erkek cocuguyla karsilasana kadar...Meger odul icin cocugun babasi kesmis.O zaman bile insanlara acimasi degil,kandirilmis oldugunu dusundugu icin durdurmus uygulamayi.Ancak 1970'lerde sinirdisi edilmis,Laos'lu karisiyla Tayland'a yerlesmis,2003'te de memleketinde olmus.Kac kisiyi oldurdugu bilinmiyor ama asla yargilanmadigi ve hic pismanlik gostermedigi ortada.Simdi,bunlari bilince,kulak dendiginde akliniza uzun hayat mi gelir,olum mu?Benim aklima artik hep olum gelecek..Ulkeler arasinda sinir olusturmasinin yaninda ekonomik acidan cok buyuk degeri var.Laos bile buradan elektrik uretip Cin dahil cevre ulkelere satiyor.Yine de butun yol boyu bir tane bile kopru gormedim.Herhalde bolgesel politikalarin bir sonucu bu.Artik buralardan ellerini cekmis olsalar bile,batili devletlerin etkilerinin kolay kolay silinmeyecegi belli.
KULAKLARservis yapanlarin egilerek yurumesi
Mekong'u en onemli yanlarindan biri de buyuk bir uyusturucu trafigi otobani olmasi.Pat Beng'de bile ilk yanimiza yanasan genc bize marihuana isteyip istemedigimizi sormustu.Ama burada asil uyusturucu afyon.Koylerde kullanimi cok yaygin ama ozellikle yaslilar kullaniyor.Neden?Cunku herseyi unutturdugu icin genclere gore degilmis !Kesinlikle kanundisi ama hukumet de bu konuda pek agzini acmiyor.
Bu arada atlamisim,Chiang Mai'de kaldigimiz GH zamaninda bir uyusturucu patronununun oradaki siginagiymis.
Herzamanki gibi,merak etmeyin ben normal sigaram ve ickimle gayet mutluyum.

16 Aralık 2007 Pazar

VANG VIENG

Harika bir yer,herkese tavsiye ederim.Bugun Vientiane'ye geciyoruz,orada rahat zamanim olacak detaylari yazmak icin.
Keyifler coook yerinde..
Opuyorum.

8 Aralık 2007 Cumartesi

CHIANG MAI

NOT:Daha once yazdiklarimi da ancak bugun yukledim , okumak isterseniz diye..Ama uyarayim , biraz uzun..
Tayland'in Marmaris'i iste. Burayi daha iyi anlatacak baska kelime bulamiyorum . Heryer envai cesit Avrupa restorani , bari dolu . Barlarda genc yasli turistler Tay kizlarla muhabbette . Gelen her yalniz turist erkek takmis koluna bir tane , geziyor . Bazi kizlar pek caktirmazken , bazi barlarin onundekiler yoldan gecen erkeklere sesleniyor . Bu barlar da ilginc , sadece genelev gibi degiller . Biz de gayet rahat girip oturabiliyoruz . Zaten neresi genelev gibi , neresi degil anlamak zor . Ayuttaya'da kaldigimiz yerde gece barda ortalarda dolasan kizlarin bile ne oldugunu daha cozemedim . Hostellerin bazisinda giriste “No Visitors”-ziyaretci yasak – derken ,bazisinda da ekstra ucret isteniyor . Sozumona kanunen yasak ama basbakanlari bile ulkenin en buyuk gelirinin sex turizmi oldugunu kabul etmis . Askili bluzla giremediginiz restoranlari olacak kadar muhafazakar bir ulkede bunlar..Ne diyeyim artik? Bu konuda detaya fazla girmek istemiyorum , isin dogrusu biraz midem bulandi bu islerden .
Burasi bircok acidan Guney Amerika'ya benziyor . Hele bazi yerlerde dilden baska bir fark yokmus gibi geliyor . Yerlilerin tipleri bile benziyor , esmer , kisa boylu insanlar . O yuzden beyaz tenli olmak cok onemli buralilar icin . Kozmetik alirken de dikkatli olmak lazim . Her turlu kremin , sabunun, hatta bebek pudrasinin beyazlatici ozelligi olan cinsleri var .
Buraya otobusle 9,5 saat surdu . Sagolsun acenta bizi normal otobuse bindirdi . VIP servisler de var , yine cok ucuz . Ama bir acidan da iyi oldu , epeydir bir otobuste bu kadar sallanmamistim . Yanlis anlamayin,yollar muhtesem . Hep bolunmus yol , guzel asfalt , yag gibi yol derler ya . Sorun otobusteydi , sifir amortisor...Hala sallaniyormusum gibi geliyor.Sonucta Ersoy'a yol tehlikeli diyen vatandas bence halt etmis . Ya da alti yil once bu yol yokmus gercekten .
Kuzeye dogru ciktikca manzara iyice degisti . Daglik bolgeler tamamen ormanla kapli . Dag deyince aldanmayin , buranin en yuksek dagi iki bin kusur metre . Yol kenarlarinda su dolu hendekler , hemen hepsi lotus ya da niluferlerle dolu . Muz agaclari,pirinc tarlalari..Oyle gorunurde fakirlik falan yok .Ama gercekte iclerdeki koylerin hicbiri gorulmuyor . Tayland'in kuzeyi aslinda en fakir kismi . Bangkok'tan trenle ayrilirken bazi “normal” mahallelerden gecmistik . Insanlarin yari evde yari sokakta yasadigi mahalleleri . Cogunlugu tenekeden ya da tahtadan , suya yakin olanlar direkler ustunde , cogu da pek egreti , yikiliverecekmis gibi . Bazilari o kadar kotu durumda ki , icinde nasil yuruduklerini dusunuyor insan . Iste bu insanlar oyle turistik merkezlerde karsiniza cikmiyor .
Fakirlik edebiyatindan pek hazzetmem ama burasi reklamlarda gordugumuz “Alisveris , masaj , kumsal “ cenneti degil sadece . Tabii onlar da var , sokakta seyyar masajcilardan sudan ucuz spa merkezlerine , bizim fiyatlarimiza gore super ucuz pazarlari da her tarafta . Unlu Tay guleryuzlulugu de heryerde . Ama bu gulumseme cogu zaman gozlere ulasmiyor bile . Bazilarinda gulumsemenin altinda nefreti bile yakalamak mumkun . Nasil olmasin ? Kendi ulkesinde cennet yasayan yabancilar varken kendi en ufak sey icin cabalamak zorunda kalan insanlar bunlar . Ama yine de turistlere mecbur olduklarinin farkindalar . Iste bu ikiyuzluluk cok dokunuyor bana .
Bu yuzden sanki hersey satilikmis gibi bir his uyandirdi bende Tayland . Ulkenin her yeri pazar yeri desem hic yanlis olmaz . Hele de “Night Market”ler-gece pazarlari-her sehirde bilmem kac tane . Ozelligi derseniz...Cok basit , hava cok sicak oldugu icin gece cikiyor millet disari . Hele de turistler . Zaten unlu olanlarin hepsi turistik pazarlar , satilan mallar da uc asagi bes yukari ayni . Pazarlik yapmak sart , biz dun 750 baht denen cantayi 350'ye aldik .
Burayi sevmedim sanmayin ama hala bir garip geliyor . Alisamadim galiba . Ersoy'un keyfi yerinde . Ben bugunu hicbirsey yapmama-wat gezmeme gunu ilan ederken , o aldi fotograf makinesini , yapti planini , dustu wat yollarina . Bense birami alip , kuruldum banyo kuveti boyutlu yuzme havuzunun yanina . Sehrin gobegine yuz metre uzaktayiz ama sakin ve yemyesil . Ben daha ne isterim zaten ?
Yesillik demisken , ben bu Tayland bitkilerine , ciceklerine hasta oldum . Hepsini memlekete goturmek , orada da direkler ustunde ahsap bir Tay evi yapmak geliyor icimden . Bir de kanal yaparim kendime , koyarim lotuslari , bambulari , baliklari icine....Ohhh be cekerim sonra derinden , huzur bu iste diye...Tasimak icin agir ama dondugumde kendi watimi-tapinak- yapip evin ruhlarina dolmalar adamak planimi mutlaka yaparim . Buradakiler yiyecek ve icecek veriyor her gun . Eh,bizimki Turk ruhudur mutlaka , ona gore beslemek lazim.
Su cicek olayindan kopamadim hala . Burada heryer cicek . Krizantemler heryerde , nazarlik gibi her tarafa asiyorlar zaten . Ama begomviller , orkideler...Bildigimiz adi duvar sarmasiginin bile cicekleri orkide formunda olanlarini gordum bugun . Orkideler her taraftan sarkiyor , begomvillerin ise hic gormedigim renkleri varmis meger...
Bir de buraya gelenlerin hayvanat cinsine alismasi lazim . Bir kere oyle kedi-kopek yiyorlar hikayesi yalan . Tamam bazi ulkelerde var , Kore'de ben de gormustum kasapta . Ama burada yok , hatta tam tersi . En fakirlerin bile kedisi-kopegi var , hem de nasil iyi bakiyorlar hayvanciklarina . Oyle her tarafta kizarmis bocek satanlar da yok , benim tek gordugum Khao San'daydi ve alanlar da sadece merakli turistlerdi , cekirge , tirtil ya da hamambocegi yedim diyecekler ya sonradan . Neyse , cekirgelerin tadi da birseye benzemiyormus zaten . Yok yok , yemedim tabii ki , bir yiyene sordum..Ama basim sivrisineklerle fena halde belada . Ilk gunden beri benden en az bir litre falan kan cekmislerdir herhalde . Spreyler ve odadaki elektrikli kovucu olmasa donemem herhalde memlekete . Bu arada ilac surmemesine ragmen Ersoy'a dokunmuyorlar bile hainler .
Bugun itibariyle durum bu . Fotograf gormek isteyenler Ersoy'un sayfasina baksin , ben tembellikten pek cekmiyorum , cektiklerimi de yuklemeye useniyorum .
Bugun Ersoy butun watlarini gorur de yarin daha kuzeye yola cikariz insallah . Laos'a varmak icin sabirsizlanmaktayim da fena halde .

AYUTTHAYA-2

En sonunda biraz oturup birseyler yazmaya keyfim oldu . Fena halde tembellik yaptigimin farkindayim ama Ersoy bu isi o kadar ciddiye aldi , kendini herkesi bilgilendirmeye o kadar adadi ki , bana pek gerek yokmus gibi gelmeye basladi . Itinayla hemen hergun internette . Yine de yazacagim , ayni seyleri yapsak bile cok farkli gorus acilarimiz var .
Okuyanlar bilir , yola ciktigimizda ilk duragimiz Katar'in baskenti Doha oldu . Zaten anladigim kadariyla baska da oyle sehir denecek bir yeri yok . Bedava mezar bulsa yatacak insanlardan degilim ama orada bir gece kalisimiz arti yemeklerimizi Katar havayollari bedava verince bari orayi da gorelim dedik . Kimi guzel dedi , kimi hicbirsey yok dedi ,ama biz sonucta gittik .Soyle bir yer:
-Yasayanlarin sadece %30'u Katarli.Kalani dunyanin heryerinden.
-Korkunc bir sinif ayrimi var.Nepalli vs. iscilere kopek muamelesi yapiyorlar . Havaalani girisindeki kuyrukta bile yabancilari – buna biz de dahiliz- hemen en one aliyorlar .Zavallilari klimali yerlerden , hatta ucaga binilen ust kattan bile kovuyorlar.
-Katar vatandaslarini isten cikarmak yasak.
-Normal telefonlar-ulke ici-bedava.
-Katarlilara saglik , egitim hizmetleri bedava.
-Hemen herkesin arabasi oldugu icin taksi az , bulmak cok zor , taksi kuyruklari olusuyor . Cok da ucuz .
-Ulkede vergi yok , fiyatlar bizimkinin yarisi kadar . Elektronikte de %25 daha ucuz .
-Ulkeye alkol , domuz eti sokmak kesinlikle yasak . Duty free de satiliyor ama (Cikista).
-Heryer insaat . Koca koca gokdelenler dikiyorlar hertarafa.
-Supermarkette yine iki Turk markasi yakaladim . Saray biskuvi ve Kent Misbon sekerler..
-Ulkenin sembolu inci. Zaten amcamlar ayni Dubai'deki palmiye adasi gibi bir inci ada yapiyorlar .
-Cok guzel bir sahil boyu var . Al Corniche . Ama yuruyus yolundan baska birsey yok . Bu isten hic anlamiyorlar . Adam bir cay bahcesi yapar soyle denize karsi ya..
-Arap kadinlar kapali ama alisveris merkezinde mini etekli kizlar bile vardi .
-Ozellikle Nepalli isciler gozlerini benden alamadilar . Boyle uzun , iri hatunlari pek severler zaten . Hindistan ve Nepal'de de epey talibim cikmisti .
-Yemekler...Biz otelde yedik , acik bufe vardi ama ben neredeyse ac kalktim sofradan . Aci , cok baharatli . Hic bana gore degil.Zaten ac kalmaya hazirlikli ciktim yola .
-Tarihi carsi – Old Souq – gecen yil restore edilmis , butun turistler oralarda geziniyor . Hali , hasir almakla ilgilenmiyorsaniz alacak birsey yok .
-O bolge kocaman bir Mahmutpasa . Taklit mal dolu .
-Havaalaninda “Quiet Room” diye bir tabela gordum . Merak edip gittim . Adamlar icinde uzanabileceginiz koltuklar olan uyuma odasi yapmislar . Pek sevdim .
-Kapali yerlerde – cogunda – sigara yasak . Ama bir karton sigara 15-18 liraya geliyor . Donuste soyacagim Duty Free'yi .
-Turk vatandaslarinin vize almasi gerekiyor ama anladigim kadariyla Katar havayollarinin web sayfasindan da alinabiliyor . Biz 1 gece kaldigimiz icin gerekmedi .
-Cikista bir gumruk polisiyle muhabbet ettim . Istanbul'a dokuz yil once gelmis . Ilk soyledigi de bizde baligin cok pahali olduguydu . Adami kimbilir nerede fena kaziklamislar.
Iste boyle bir yer . Tekrar gitmek? Gerek yok bence . Bir de donuste havaalaninda 6 saat bekleyecegiz zaten .
Ucakta butun yol boyunca uyudum . Ersoy bu huyuma cok soyleniyor . Kendi uyuyamiyor ya..:))Herhangi bir ulasim aracina biner binmez uykum geliyor ve butun yol boyu gozumu acmadan geliyorum .
Bangkok....
Yeni havaalani bu yil acilmis . Kocaman , modern...Sehre gitmek icin 600-650 bahta taksiler var . Tamamen turist kandirmacasi . Aslinda gidis tarafina gidip , normal bir taksiyle de gitmek mumkun . Taksimetre arti 50 baht havaalani ucretiyle merkeze gitmek 150-180 baht arasi tutuyormus . Ama sehrin dort ayri bolgesine giden dort ayri hat var . En alt katta , sekizinci kapinin hemen onunden kalkiyor , bilet gisesi de orada . Adam basi 150 baht . Tamam , daha pahali ama rahat . Ustelik taksicilerle bogusma derdi yok .
Bu aralar kur 1 euro= 49.8 , 1 dolar=32-33 baht. 50 ve 100 dolarlik banknotlarin kuru 1 baht daha yuksek . Havaalaninda geliste bir suru bankamatik var , ben hemen para cekebildim .
Neyse , AE2 nolu otobuse atladik , bagaj icin icerde yeri var . Trafik fena olunca Khao San'a yol bir saatten biraz fazla surdu .
Ersoy buraya 6 yil once gelmis , o zaman daha merkezde normal bir otelde kalmislar . Ama ben otellerden pek hazzetmedigim ve fazla para odemek istemedigim icin bu bolgeye geldik . Hostel ve guest house dolu . Ama onceden rezervasyon yaptirmadigimiz ve de gec geldigimiz icin benim daha onceden gozume kestirdigim her yer dolu . Aslinda cok komik bir manzara , yeni gelip , yer arayan bir suru backpacker dolaniyor ortalarda . Yuzlerinde saskin , bazen umutsuz bir bakis....Aynen iste bizim ilk geceki halimiz..
Arka sokaktaki Baan Sabai'de yer bulduk en sonunda . Kucucuk bir oda , fare deligi kadar hicbir manzarasi olmayan bir pencere..Ama klimasi ve sicak suyu olmayan kendi banyosu var . Sudan ucuz , 450 baht...Giriste hos bir restorani da var . Sabah kahvaltida kendimizi Olympos'ta zannettik resmen .
Cantayi atip , hemen disari ciktik .Khao San'da binlerce turist ortalarda gezinmekte . Polis trafige kapatmis , koca bir pazar yeri olmus . Dunyanin heryerinden bir suru tip . Genc , yasli..Bircogununda kolunda bir Tay kizi . Kimi kiralamis , kimi evli anlamak pek de mumkun degil . Burada da isler boyle donuyor . Heryer bar,restoran,dukkan dolu . Ama dikkatli olmak lazim , mallar tam backpacker isi ve cok daha ucuzabaska yerlerde bulmak mumkun .
Bangkok'ta sonucta 5 gece kaldik . 2 kere daha hostel degistirdik ama boyle teknik ayrintilari gecen sene yaptigim gibi ayri bir yerde vermek istiyorum.
Bangkok icin ya cok sevilir ya da nefret edilir diye okumustum .Dogruya dogru , ben sevmedim . Ersoy “Ben burada bir ay kalirim” diyor ama bana gore bir yer degil . Cok cok guzel olmadikca buyuk sehirleri pek sevmem . Ne bileyim , Rio guzeldir , Buenos Aires guzeldir ama Bangkok....IIhhhh...Cok kalabalik , havasi da o kadar pis ki maskeyle gezenleri cok iyi anladim . Daha ikinci gun pis hava yuzunden faranjitim azdi ,antibiyotik almak zorunda kaldim .
Orada cok cok da yer gezmedik aslinda . Klasik seyler iste...Saray , Zumrut Buda , Yatan Buda, bir suru pazar , alisveris merkezi . Zaten her yer Wat dolu . Hepsini gezersem sinirden bin wat olurdum anca ben .
Gideceklere:
Saray ve Zumrut Buda girisi 250 baht . Bu bilete Vivanmek Sarayi da dahil , bir hafta icinde gitmek lazim . Saray girisinde isteyene rehber var , yaklasik bir saatlik tur 500 baht dedi de , yemedim . cok daha ucuzdur . Bazisinin ingilizcesini anlamakta basli basina is .
Yatan Buda 50 baht.
Watlara ve saraya giriste giyim onemli , kapali olmak lazim . Yani askiliyla,sortla giderseniz kapida etek falan veriyorlar . Zaten bu Taylilar acik sacik giyimden pek rahatsiz oluyorlar . Ancak turistik yerlerde sorun yok , Khao San'da bikini ustuyle gezen bile gordum . Super dejenere sokak iste .
Polisler turistleri acayip kolluyor . Hatta gecen gun gazetede bir haber vardi . ( Yok yok , Tayca ogrenmedim . Sagolsun ingilizce Bangkok Post . Hergun aliyorum , 25 baht.) Polis bir operasyonla havaalanindaki butun kacak rehber ve taksicileri toplamis . Topladi da ne oldu demeyin . Ben de bilmiyorum . Ama genelde taksiciler durust ,cok azi taksimetre acmam dedi ya da pazarliga kalkisti . Yollayin gitsin , birkac saniye sonra baskasi gelir . Birkac buyuk sirket var , hepsi onlara calisiyor . Bulmak da kolay . Renkleri pembe , turuncu , mavi , yesil-sari olarak degisiyor,sirketine gore...Ama akliniza bu renklerin normal tonlari gelmesin , hele de pembe ve maviler super cart.. Bir de yaninizda mutlaka ustunuze alacak birsey olsun , boyle calisan klima gormedim . Direk zaturree yani..
Dun aksam burada -Ayuttaya yani- hostelde bir avustralyaliyla tanistim , Darrel. 6 yildir burada yasiyormus ve turizm polisinde calisiyormus . Gecen sene Guney Amerika'dan sonra dunyanin heryeri bana pek guvenli geliyor ya , aman dikkat et ,buralilarin gulumsemesi , sakinligi seni aldatmasin dedi . Yine gazetede okumustum zaten , Kasim sonunda bisikletiyle bir wata giden japon kizi oldurmusler . Burada da Darrel'in soyledigine gore daha bu yil birkac genc yine bir turist kiza tecavuz etmisler sonra da doverek oldurmusler . Olay gazetelere fazla yansitilmamis .
Yani yine dikkatli olmak lazim . Zaten alti selamlarindan birinde gulumserken aslinda iclerinden sana kufreder bunlar diyor . Tecrubeli , dinlemek lazim .
Bir de amerikali James'in hikayesi var . Bir okulda ogretmenlik yapiyor . Burali bir kiza asik olmus , Amerika'ya bile goturmus is vermis . Buraya yerlesmeye karar verince de kizin hesabina burada is kurmak icin para gondermeye baslamis . Iki yillik sevgilisi . guvenmis iste . Toplam 700.000 baht yolladiktan sonra geldiginde bir bakmis ki para falan yok hesapta . Daha uc gun once ayrilmislar . Ve de kiz evden cikarken bizimkinin bilgisayarini , fotograf makinesini de almis . Bir de dun utanmadan aramis , nasil kullaniliyor diye....
Boyle hayatlar da var iste .
Ama Taylandlilar ulkelerinin adi iyice kotuye cikmaya baslayinca isin ciddiyetini anlamislar . Tren garinda , havaalaninda sadece turistlere yardimci olmak icin gorevliler var . Biz de dun tren biletlerini alirken iki ayri gorevli yardim etti . Ayuttya biletleri sadece kisi basi 15 baht tuttu . Icinde tren tarifeleri ve fiyatlari olan ingilizce uc ayri brosur de var . Ama dikkat , ozellikle uzun mesafe trenlerinin biletlerini epey onceden almak lazim . Biz dun ne bugun ne de yarin icin Chiang Mai'ye yer bulamadik . Otobusle gidiyoruz , yarin sabah 08:30'da . 10 saat yol ama Ersoy gece gitmek istemedi . Hem etrafi seyredecek – uyumuyor ya – hem de daha guvenli . Trafik kazalari cok buralarda .
Yemekler konusunda basim yine belada . Mumkun degil benim o acilari yemem . Genelde guzel , yumurtali falan bir avrupa kahvaltisi ve aksam da sandvic falan yiyorum . Aslinda heryer KFC , Mc Donald's ,Pizza Hut gibi yerlerle dolu . Son care anlayacaginiz . Ama heryer meyva saticisi dolu,ozellikle ananasi , karpuzu , kavunu soyulmus ve cekirdeklerini kurdanla cikararak torbayla satiyorlar , yarim ananas 10 baht . Yaninda catal niyetine de bir cubuk...Ac kalinmaz yani .
Icki konusunda cok sertler . Ogle 2-5 arasi ve gece 1'den sonra satisi yasak . Sadece turistik mekanlarda var.Hatta Khao San'da daha da gec saate kadar . Ama o zaman da birayi plastik bardakta icmek gerekiyor . Bir de viskileri varmis ama denemedik daha . Bu aralar Tiger , Leo , Chang ve Singha biralarinin kalite kontrolunu yapmakla mesguluz . Daha epey surer bence bu kontrol .
Sigara icen sayisi cok az , hele kadin daha hic gormedim . Alisveris merkezi gibi yerlerde yasak zaten . Benim baca gibi tutturmem garip geliyor adamlara .
En cok dikkat etmek gereken noktalardan biri de krala ve Buda'ya saygi . Kral kutsal kabul edildigi icin rahipler bile onun altinda . Kaza eseri krala hakaret ederseniz , yandiniz demektir . Ki buna parayi yirtmak veya ustune basmak da dahil . Hepsinin ustunde resmi var cunku . Daha dun , yani 5 Aralik kralin 80. dogumgunuydu . Herkes gunlerce sari t-shirtler , gomleklerle dolasti . Heryerde konserler , kutlamalar yapildi . Bangkok'ta krali gecerken gormek icin insanlar saatlerce cadde kenarlarinda bekledi . Ben bilemiyorum ama Ersoy dun gece kutlamalarin sabaha kadar surdugunu soyledi . Normal.....
Burada alisveris yapmamak da mumkun degil . Fiyatlar cok ucuz ve herturlu sey var . Hatta gelecek olanlara benim tavsiyem yanlarinda hicbirsey getirmesinler . Dis fircasi bile . Heryerde mahalle bakkali gibi 7 Eleven , alisveris merkezlerinde Boots var . Benim listem simdiden kabarik .
Aslinda birkac sey aldik bile . Bangkok'tan ufacik bir laptop bile aldik . Bizi taniyanlar sasirmamistir ilk aldigimiz seyin bu olmasina . Sadece 7 inch , bir kilo bile degil ve cok ucuz . 200 euro kadar.. Tam benim istedigim sey , internete gir , yazi yaz...Tek eksigi hafiza . Sadece 4 GB ve yarisini da Linux kapliyor . Ama bir suru de hafizamiz var zaten . Turkiye'ye donuste yanimdan ayirmam artik . Ufak kol cantamda bile gezer artik .
Bir de 16 Aralik dogumgunum ya , Ersoy bana cok istedigim Olympus fotograf makinesini aldi . Hem de en son modeli..30 metre su altina iniyor , dusmeye falan dayanikli . Uctum valla !
Baska....Sirt cantalari,kitaplar,kozmeti cinsi , Ersoy'a ucuz yollu t-shirtler....Aldik iste..
Daha uc ay var ustelik . Ata ata gideriz diyoruz .
Yarin sabah erkenden Chiang Mai'ye yola cikiyoruz . 10 saat otobus . Uyurum artik.
Cok cok cok turistikmis ama gidelim dedik.
Biz neyiz ki zaten?
Herkese cok sevgiler

6 Aralık 2007 Perşembe

TAYLAND-AYUTTAYA

Bir suru yazi yazdim ama bu bilgisayarda bir gariplik var , geciremedim bir turlu hafizadan buna . Yarin ya da obur gun yollarim .
Ozgur'e sapka....Evveeeet....
Bolivya'dan getirdigim bile hala evde . Insallah gorusecegiz de verecegim.
Bu arada , memlekette olursa tabii....
Opuyorum