Sayfalar

Bolivya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bolivya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Aralık 2006 Cumartesi

GERCEKTEN COL

Uyuni'den tuz colune ve oradan da Sili'ye kadar tur yapan bir suru acenta var ama hepsi hemen hemen ayni . Fiyatlar da fazla farketmiyor . Ilk gun tuz colu ve tuzlalar yapilip tuz otelde kaliniyor , ertesi gun ise krater golleri , flamingolar ve dumani ustunde yansrdag gorulup bir refugio'da kaliniyor . Tuz oteller tuz bloklarindan yapilmis binalar , eskiden tam colun gobegindeyken, col koruma altina alininca disina tasinmis . Refugio ise siginak anlaminda ve gercekten oyle . Ikisinde de gece sadece bir saat elektrik var , sonra mumlar . Ama zaten ucuncu gun sabah geyzerler icin saat sabah dortbucukta cikildigi icin herkes erkenden yatiyor . Tabii bir de isitma olmamasi ve besbin metrede gece isinin sifirin bayagi altina dusmesi de herkesi battaniyelerin altina gonderiyor . Yemekler? Soforler yapiyor , corbalar iyi ama soguk spagettiye talim ettigimiz de oldu . Tur son olarak Bolivya-Sili sinirinda bitiyor .
Bunu yapmak isteyen oturup birkac kere dusunmeli . 3 gun jip ustunde geciyor , sallantidan ve tozdan bahsetmeye gerek bile yok cunku col dedigim gercek , yol falan yok . Bazi yerlerde benim bile gecemeyecegimize inandigim yerler oldu . Ama soforler her ne kadar arada uyuya kalsalarda , islerini biliyorlar.
Turdan sonra ben de Sili'ye gectim , San Pedro de Atacama..Hani su unlu col var ya , o iste . Burada iki katli iki ya da uc bina var , hepsi tek katli , kerpicten col evleri . Cok sirin bir yer ama ayni zamanda en pahali yerlerden biri . Dusunun , sampuanim bitti , onun icin bile Arjantin'i bekliyorum . Yarin sabah otobusle Salta'ya gececegim . Aslinda Sili'de de gormek istedigim cok yer var ama param hayatta yetmez , guneye Arjantin'den inmek daha ucuza gelecek .
Bu arada Pinochet oldu , buralarda neler oldu? Ortalik karmakarisik . Sagcilar agliyor , solcular keske olmeseydi de aci cekseydi diyor . Ama herkes o devrin tamamen bittigi konusunda hemfikir .
Daha yazacak cok sey var ama bugun dogumgunum ve kendime cok iyi davranmak niyetindeyim.Hani gercek bir yemek yemek gibi . Aksam da kizlarla cikacagiz.Yani bu sefer benim dogumgunum kutlu olsun.
Sevgiler

11 Aralık 2006 Pazartesi

UYUNI

Uyuni gercekten her yerde yazdigi gibi , colun ,daha dogrusu hicbirseyin ortasinda bir kasaba . Gelir gelmez ozellikle suyun olmamasi epey sinirimi bozmustu ama sonradan bambaska bir yuzu oldugu ortaya cikti . Aksam artik yeter deyip hostele dondum , dus yapamiyorum bari biraz birseyler okuyayim , bir yandan da pilleri sarj ederim dedim . Yok , olmuyor . Zaten bir turlu isinamamisim hostele , sadece resepsiyonda fis oldugunu ogrenince bari gidip basimin caresine bakayim dedim . Hani hostele de cok kizgin degilim ama diger yerlere gore dunyanin parasi bir de bir yolcunun arayabilecegi hicbirsey yok . Su yok , fis yok , mutfagin anahtarlari kayip , bir de onlardan tur almadim diye asilan suratlar...Attim kendimi sokaga . Boyle bir sehirden hic beklemezsiniz ama heryer insan dolu , ozellikle gencler . Sehrin ana caddesinde bir asagi bir yukari dolaniyorlar , heryerden muzik sesi geliyor . Ben de soyle bir tur attiktan sonra gozume bir restoran-pub-peña ilisti , iceri girer girmez karsima "Hosgeldin"diye gulumseyen bir kadin cikti . Yer varmiydi diye soracakken arkadaki damadi gordum . Hani dugun var , rahatsiz etmeyeyim derken kadincagiz aldi beni oturttu bir masaya . O zaman yandaki masada baska yabancilar da gordum de rahatladim . Hani aslinda boyle seyler cok hostur , bir dugunun , bir yasgununun ortasinda kalmak . Ama ben biraz cekinirim , ozel bir gunde turist merakimla insanlari rahatsiz etmekten hoslanmam . Ama zamanla teyzeyle ve diger masadakilerle muhabbete basladik ve bir anda kendimi dans pistinde yerel bir dansi yapmaya calisirken buldum . Tamam , teyze ogretiyor ama ben ne anlarim ? Bir deve zerafetiyle dansi tamamladim ve gururla yerime oturdum . Gururla diyorum cunku en azindan insanlari eglendirdim . Tamam , ben de cok eglendim . Aksamin sonunda Uyuni'ye bir arastirma icin gelmis bir grupla kadeh tokustururken buldum kendimi . Uyuni'yi , Bolivya'yi hatta Turkiye'yi bile kurtardik arada .
Bunun acisi tabii ertesi sabah cikti .
Col maceralarini da yarin yazayim . Tam siesta saati ve San Pedro de Atacama'da siesta yapmadan olmaz . Tabii ki cok cok yorgunum , siesta sa bahanesi iste...
Sevgiler

9 Aralık 2006 Cumartesi

TUPIZA'DAN UYUNI'YE

Dun butun gunu Tupiza'da gecirmek cok iyi geldi . Hollandali bir arkadasimin da dogumgunuydu , iki kiz kendimizi simartmaya karar verdik . Burada ne yapilir? Havuz tabii ki . Yani aslinda tabii ki demek sacma , ben bile bulunca sasirdim . Ama isin dogrusu neredeyse 3000 metre yukseklikte pek guzel yaniliyormus . Sonucta tembel ve cok hos bir gundu.
Ama buraya iki gece yeter dedim sonunda . Zaten Lizan at turuna gitmek istiyordu , bense Kapadokya'da o kadar denememe ragmen at ustunde yokus inmeyi asla beceremedim . Bir de Uyuni heyecani var , gideyim artik dedim .
Bu sefer otobus yerine ciple gitmeye karar verdim , arada tam 3 saat oynuyor . Cipler kocaman guzel seyler ama arka koltuga 4 kisi binince , acaba dogru mu yaptim diye dusunmeye basladim . Kocaman ben ve kocaman -kucuk-sirt cantam sigmaya calisirken epey zorlandik . Yola cikar cikmaz neden ciplerle seyahat ettikleri anlasiliyor cunku yol yok . Olan da tam dag yolu , bizim off-roadcilar bayilirdi . Yukseldikce yukseliyor , yolun epey bir kismi 5000 metrenin uzerinde gidiyor . Heryer kaktus . Uzunu , kisasi , beyaz ciceklisi , kirmizi ciceklisi , cucesi , yerde suruneni , ne ararsan var . Ama isin dogrusu buralarda dusmek istemem . Zaten ziplamaktan en hassas yerlerim ciddi hasar gormus...
Bir koyde cip degistirip , yola devam ettik . Bu sefer daha kalabaligiz . 12 yetiskin ve yedi cocuk . Nasil sigdiniz diye sormayin , hicbir fikrim yok . Ama cok tatli insanlardi , gelene kadar muhabbet ettik .
Yaklasik 6 saatlik cip yolculugu sonunda tozdan ve her tarafimi bir yerlere vurmaktan ne hale geldigimi tahmin bile edemezsiniz . Ve gunun surprizi : Uyuni'de sular kesik . Islak mendiller devreye girdi ama yarin su gelecekmis , sabaha kadar banyonun onunde nobet tutabilirim.
Sonunda halkla tam olarak butunlestim . Yol samimiyetinin yaninda bir de buraya gelene kadar tek yabanci gormedim . Ya bu yolu yapmanin daha iyi bir yolu var , ya da goze alan bir akilli benim . Ama sadece manzara icin bile deger.Pisman degilim , yine yaparim .
Yarin sabah 3 gunluk klasik tuz golu turu icin yola cikiyorum ve oradan direkt olarak Sili'ye geciyorum .
Simdii.....Cok aciktim , yemege kaciyorum .
Opucukler

6 Aralık 2006 Çarşamba

SUCRE,POTOSI

En sonunda kendimi Sucre'nin keyfinden kurtarabildim ve yine yollara dustum . Sucre adini sonuna kadar hakeden bir sehir , Seker... La Paz'dan sonra cennet gibi geldi . Tertemiz , sakin , guzel . Aslinda Sucre , Bolivya'nin anayasal baskenti . Ama yurutme yetkisi La Paz'da oldugu icin epey bir rekabet var iki sehir arasinda . Bana kalsa kesinikle Sucre derdim , burada bir baskentte olmasi gereken o degisik hava var . Yapacak cok da sey var , sikilmak imkansiz . Bir gun dinazor parki , bir gun Tarabuco koy pazari derken bir de baktim , burada besinci gecem . Dun sabah toparlanip , Potosi'ye dogru yola ciktim . Aslinda amac guneydeki ufak bir sehir , Tupiza . Ama Potosi yol uzerinde , ikibine yakin koloni donemi binasiyla Unesco listesinde . Genelde buralarda Potosi denince herkesin aklina gumus madenleri geliyor . Biraz belgesel izleyen herkes de gormustur bu madenleri . Sevimli madencilerle fotograflar , onlara ve dagin sahibi El Tio'ya sunulan koka yapraklari ve sigaralar ...Gitmedim madenlere , gitmeyi de kesinlikle reddediyorum . Benim derdim klostrofobi falan degil , orada gercek insanlar hala gercekten aci cekiyorlar ve turistler gidip ah zavallilar diyerek fotograflarini cekip , anilarini toparlayip , devam ediyorlar . Bir daha ise ancak gezi anilarini anlatirken hatirliyorlar . Burasi Auschwitz degilki , toplama kamplari insanlar unutmasin diye korunmus . Burada ise hala devam ediyor ve kimsenin umurunda degil . Zaten 16.yuzyildan beri kazilan madende gumus falan kalmamis , 1985'te de hukumet kar olmadigi icin elini cekmis . Simdi calisan madenciler belki ufak bir parca bir sey buluruz umidiyle kaziyorlar , bulduklarini da bir kooperatif araciligiyla ozel sirketlere satiyorlar . Binlerce insan , onda biri 13-14 yaslarinda . Ve burada calistiklari hergun yasam surelerini kisaltiyor . Madene girdikten sonra bir madencinin kalan omru 10 yil kadar , eninde sonunda ya kaza ya da silicosis denen bir akciger hastaligi sonucu oluyorlar . Ve acentalar bundan para kazaniyor .
El Tio denen dagin sahibi cok ilginc , boynuzlariyla seytani temsil ediyor bir yandan , diger yandan da tam bir 16.yy Ispanyolunun sakalina sahip . Bir yerde bir turistle bir rehberin El Tio hakkinda konusmasini okudum , rehber de bu isten once yillarca madende calismis . Soyle :
"Biz madencilere gore , bu madenler seytana aittir , ve seytan da Avrupalidir....Biz madenciler Avrupalilardan nefret ederiz".Anlatabildim mi?
Ah daha neler yazacagim da bu internet kafelerde sigarasiz , kahvesiz pek zor oluyor . Arada bilgisayarimi ozluyorum ama tasidigimi dusununca hemen vazgeciyorum , iyi ki birakmisim diyorum .
Ah bu arada ilk resmi firemi verdim . Kozmetik cantam gitti , nerede calindigi hakkinda hicbir fikrim yok ama ya otobuste ya da hostelde . Onemli degil , makyaj malzemesi-ki bastan getirmem hataydi - ve parfumum . Neyse dedim , endiselenecek bir sey daha azaldi . Birileri guzel bir noel hediyesi alacak .
9 saatlik bir yolculuktan sonra sabah 5'te Tupiza'ya geldim . Heryeri sel goturmus , zaten yol diye birsey yoktu tamamen kaybolmus . Sanirim o koca otobusle cogu zaman dere yataklarindan falan gittik . Bizim soforlerin gormesini cok isterdim . Birak otobus , ciple bile girmezlerdi o yollara .
Bakalim simdi Tupiza nasil bir yermis . Iki gece buradayim kesin , sonra Uyuni ve tuz colleri .
Opuyorum.....

2 Aralık 2006 Cumartesi

SUCRE

Erol , yasa valla,burasi muhtesem . Baksaniza , 3.gecem ayni yerde ,sikilmadim , hatta daha da kalacagim . Nasil sevmem? Sehir harika , tam anlamiyla guzel , hostelim iyi,avlusu bile var , yemekler iyi , arkadaslar iyi , bir de yanimda yolda yururken bana kendi yazdigi siirleri okuyan yakisikli bir Isvicreli olunca , daha ne isterim hayattan .
Iste o yuzden kusura bakmayin , burada internet basinda fazla zaman gecirmek istemiyorum , arkadaslarla bulusup gun batimini seyretmeye gidiyorum .
Daha en az 2 gece daha buradayim , uzun uzun yazarim artik...

29 Kasım 2006 Çarşamba

LA PAZ

Merhabalar,
Ben burayi pek sevdim ama yine yollara dusme zamani...2 saat sonra Sucre'ye otobusum kalkiyor.Zaten buyuk sehirlerden uzak kalmayi daha cok seviyorum . 2 gundur La Paz'da gitmedigim yer kalmadi , ayaklarima kara sular indi . Taksiler cok ucuz ama yurumek lazim , o kadar cok degisik sey var ki . Kaldigim yer unlu Cadilar Pazari'nda . Garip bir isim ama burada bir suru dogal ve buyuyle tedavi malzemesi satan dukkan var . Turistlerin en cok ilgisini ceken sey ise lama fetusleri . Bunlarla cok dalga geciyorlar , fotograf cekmeye calisiyorlar . Insanlar da bundan bikmis artik hakli olarak . Tamam , bize ilginc geliyor ama fetuslerin fotograflarini cekmeyi reddediyorum ve aptal turistleri de kesinlikle protesto ediyorum . Bu , yerlilerin binlerce yillik inanclari . Onlarla dalga gecmeye veya gulmeye kimsenin hakki yok.
Hostelin hemen ust tarafinda da pazar , yani Mercado Negro var.Koskoca bir mahalle Mercado Negro , Mahmutpasa tadinda bir yer . Dun de gitmistim ama bu sefer daha eglenceli geldi , oradan San Pedro hapishanesine , oradan da sehrin modern kismina kadar gidip bir supermarket buldum . Donuste de kendime sandvic yaptim,domatesi ozlemisim . Manti yemis gibi oldum valla ,her nekadar bizimkiler kadar iyi olmasa bile. Burada yemekler Peru'ya gore cok daha guzel ama disarda yemek bir zaman sonra bayiyor . Zaten sehir cok kalabalik , bazi yerlerde yururken bile zorlaniyor insan .
Dunku yuruyusten bahsetmistim . Daha sonra bir gazete aldim , tam 4 bin kisi gelmis La Paz'a.Bazilari cocuklariyla yuzlerce kilometre yoldan gelmis ve gunlerce bu sogukta acikta gecelemisler . Peru ve Bolivya yerlilerinin cok guzel bir bayragi var , gokkusagi gibi . Ama gay bayragiyla karistirmamak lazim . Ufak bir tane aldim , eve dondugumde cama asacagim . ¡Vive el pueblo!
Birazdan terminale gidecegim , sabaha Sucre'deyim . Oradan nereye gidecegime daha karar veremedim . Bakalim , sansima artik..

28 Kasım 2006 Salı

BOLIVYA ,COPACABANA VE LA PAZ

Bolivya'ya gecmek icin sabahin korunde kalkmak lazim , sinir 3'te kapaniyormus . Zaten gecmenin iki yolu var . Ya turist otobusune binip ayni otobusle Copacabana'ya devam edeceksin , ya da minibusle falan gidip , siniri yuruyerek gecip , obur tarafta tekrar minibus bulacaksin . Ikinci yol sanirim 4-5 soles daha ucuz , yani 1,5 euro kadar . Turistik otobus ise 3 saat kadar suruyor ve sadece 4,5 euro . Terminalden turistik otobusle saat 7:30'da kalktik . Ama ne turistik otobus! Bobrek tasim olsaydi , hepsinden sonsuza dek kurtulmustum . Ama en azindan gol manzarasi var . Sinirda da sorun cikmadi , sadece "Amigo, Turkiye'den vize istiyormuyduk ?" muhabbeti.Daha oglen olmadan Copacabana'ya vardik . Ucuzundan bir yer bulup yerlestikten sonra-biz diyorum , avusturyali,amerikali,arjantinli acayip bir grup olduk-kasabayi gezdik . Tam nehir kiyisinda , hani iyot koksa deniz kiyisindayiz diyecegim . Merkezde zaten yapacak fazla birsey yok , tembellik , otur golu seyret , oralilarla muhabbet et , Turkiye'nin nerede aoldugunu anlatmaya calis ...Yine de eglenceli . Ve de erkenden uyku,sabah yine erken kalkilip Gunes Adasi'na gidilecek . Zaten her yer istinasiz gece yarisi kapaniyor . Bu konuda pek yorum yapmiyorlar ama bu sene soyulup oldurulen Avusturyali cift yuzunden oldugunu tahmin ediyorum . Zaten Bolivyalilar hic de yazildigi gibi utangac , sakin insanlar degiller .
26.11
Ertesi gun adalara dogru yola ciktik . Yalniz bu sefer diktator bir kaptanimiz var , ust guvertede birak ayaga kalkmayi , yere oturmaya bile izin vermiyor . Gunes Adasi'na, yani Inkalarin dogdugu yere varmak 1,5 saat kadar suruyor . Tekne once kuzey tarafina gidiyor , ogle 13:30'a kadar orada , sonra guneye geciliyor , oradan da 16:00'da kalkip , donuyor . Iki tarafta da harabeler var , ama bu Inkalar turistlerin isini zorlastirmak icin ellerinden geleni yapmislar , adamlarin hic duz yerde birseyi yok , tirman babam , tirman . Hele 3810 metrede benim gibi antremansizsaniz , yandiniz . Hersey iman gucuyle gidiyor bir noktadan sonra . Kuzey limaninda indikten sonra Kutsal Kaya,toren altari ve harabelere gitmek icin yaklasik 50 dakika tirmanmak lazim . Pek fazla gozukmeyebilir ama o irtifada , o gunesin altinda , bir de acayip soguk eserken cok da kolay gelmiyor insana.Ama tirmanirkenki manzara bile kesinlikle deger hepsine . Geri donuste ise oyle bir kosmak zorunda kaldim ki , herhalde inmem 15 dakika bile almamistir . Malum , turist hastaligi , 3 gundur kotuydu ama bugun...Yok , rehber olabilirim ama o kadar da bagisik degilim . Yanlarindan kosarak-daha dogrusu o yollarda keci gibi ziplayarak-gectigim yasli Alman grubun cok takdirini topladim ama...Nerden bilsinler gercegi , beni fazla atletik sandilar :)).
Eh , bunun arkasindan guneye gectigimizde kimsede hal kalmamisti , bir yandan gunesten kacarak , bir yandan donarak kestirdik . Aslinda bu tarafa gece kalmaya gelenler de var ama bence Amantani kadar dogal degil . Ki orasi bile elektriksiz haliyle dunyanin insanini cekiyor..Biz Copacabana'ya donelim dedik . Zaten aksam oluyor , son bir kere su Titicaca'yi seyredeyim dedim . Sans , gunes batimi cok guzelmis ama firtinalar yuzunden benim tek gorebildigim bulutlar . Ben ona da raziyim , daha once bu kadar guzel ve degisik tonlarda maviyi herhalde yillar once daglarda gormustum .
27.11
Artik La Paz'a geciyorum , Copacabana muhtesem ama adim atmadigim yeri kalmadi , 2 gunde butun kasaba beni tanidi herhalde . Bu sefer normal bir otobusten yer aldim , komik paralar , 3 saat yol 15 bolivianos,yani 1,5 euro . Yine biraz sallandik ama yollar boyle,alistim bile . Yalniz yolda bir yerde golu gecmek gerekiyor , yolcular inip , bir botla , otobus de baska bir mavnayla geciyor . Karsida tekrar biniliyor . La Paz'a geldigimizde bir surprizle daha karsilastik , otobus merkeze kadar gitmiyor , mezarlik denen bolgede birakiyor . Burasi La Paz'in en tehlikeli yerlerinden biri . Ama merkeze kadar olan dolmus parasini sofor veriyor . Biz de butun yabancilar toplanip tek bir dolmusa tikistik . Zaten kocaman cantalarla ancak 7 kisi binebildik . Neyse , hostel falan uyudum.Simdi hepsini yazmak istemiyorum ama hostele kizdim , hic onemli degil , zaten bu sabah baska bir yere gectim .
La Paz daglarin ortasinda kalmis kocaman bir sehir . Havakirliligi inanilmaz , nefes almak iskence . Toplu ulasim icin cogunlukla hala 1950-60'larin Amerikan otobuslerini kullaniyorlar . Hatta gorduklerimden biri buharli bir trenden daha fazla duman cikariyordu egsozundan . Kalabalik , heryerde seyyar saticilar . Istedigin film , muzik , program , oyun sudan ucuz . Ama yine de adamakilli birsey almak istersen pazarlik sart . Ben hayatta beceremem saticilarla pazarlik yapmayi , ben bile taksicilerle catir catir pazarlik yapiyorum . Tamam, hersey ucuz ama bu kaziklanmak istedigim anlamina gelmiyor . Bir de bu aralar ortalik epey karisik . Yerliler ayaklanmak uzere . Bugun degisik yerli gruplari merkezde yuruyus yapti , sonunda da San Francisco kilisesinin onundeki alanda toplandilar . Protesto yaptilar ama ortalik hic karismadi . Ben bile bir ara yuruyusculerin icinde kaldim . Biz boyle seylerden uzak kalmaya calismaya alismisiz . Ilk once biraz irkildim ama sonra rahatladim . Onlarin derdi zarar vermek degil , sadece seslerini duyurmak . Zaten oyleydim ama bu insanlari daha yakindan taniyinca , tamamen onlarin tarafindayim .
Korkmayin , Bolivya politikasina da burnumu sokmak gibi bir niyetim yok , soz parlamentoya da girmeye calismayacagim . Zaten burada yarin son gunum , Sucre'ye geciyorum . Zaten Arequipa'ya gitmedim diye kizdi , eger Sucre'ye de gitmezsem Erol beni oldurur :))
Kim demisti 4 ay az diye? Haklisin dostum....
Sevgiler
ARDACIGIM , DOGUM GUNUN KUTLU OLSUN !

25 Kasım 2006 Cumartesi

PUNO'DAN TITICACA'YA

Iki gundur yazmadim diye merak edenler olmus , sakin etmeyin . Buralarda ne ne zaman ne olacagi belli , ne de benim ne zaman ne yapacagim...Uzmeyin kendinizi boyle seylerle de , yasamaya bakin millet .
Evet , simdi su merak konusu olan iki gunum..Daha once yazmistim saniyorum , Titicaca'daki adalara gittim . Dun sabah 8 gibi Puno'dan yola ciktik . Daha once bu teknelerin cok eski oldugu , 1960'larin Amerikan arabalarinin motorlariyla calistiklarini duymustum ama,bugun olanlar "Vay be gercekten eski bunlar" dedirtti . Neyse onu sonra anlatacagim . Bir de buraya geleceklerin haberi olsun , yalniz gitmekle , acentayla gitmek arasinda hemen hemen hic fiyat farki yok . 2 gunluk turu 3 ogun yemek,konaklama ve rehber dahil 60 soles'e satiyorlar , pazarlikla 50'ye iniyorlar . Yalniz gidince 30 soles tekne gidis-donus (2 gun icin) , 15 soles yemek dahil konaklama , akillarina eserse Uros icin 1 , diger adalar icin 2'ser soles giris parasi . Tabii acenta tekneleri daha bakimli , hatta 8-10 metrelik bir teknenin icinde otobus koltuklari bile gordum . Hic eglenceli degil . Ben tabii ki zipladim,"Ben kendim yaparim" diye . Hava aslinda pek hos degildi ama ben ve diger 10 kader yoldasim ust guverteye yerlestik . Hani guverte dediysem , yanlis anlamayin , hepimiz ayni anda sigamiyorduk bile . Canima minnet , ben yere , can yeleklerinin ustune serdim kendimi . Puno'dan cikinca Uros adalari 45 dk.kadar suruyor . Tabii , motora da bagli , bizimkinin daha hizli gidebilecegini hic sanmiyorum . Herkes belgesellerde gormustur , hani su sazdan yapilma , yuzen adalar . Gercekten ilginc , adalar battikca uste yani saz tabakasi ekliyorlar . Sonucta insan kendini siltenin ustunde yuruyormus gibi hissediyor . Ziplamak da cok keyifli ama yasli basli Amerikalilar bize ters ters bakinca vazgecmek zorunda kaldik . Arka taraflari gezerken yine yapalim dedik ama suya fazla yakin oldugumuzu tam zamaninda farkettik , yoksa hos bir Titicaca banyosu olacakti . Toplam ada sayisi 40 kadar , ve gercekten yuzuyorlar . Oyle ki , zamaninda carpisan adalar bile olmus . Adalarda hala yasayanlar var . Ama teknelerin gittigi adalar-kimsenin hayallerini yikmak istemem ama-tamamen turistik . Cogunda yasayan bile yok , gunduz orada olanlarin bir kismi Puno'da yasiyor va sadece calismak icin geliyor . Yasayan nufusun cogunlugu da en buyuk adalardan birinde insa edilmis kendi saz , catisi aluminyum barakalarda yasiyor . Yine de cok degisik ve eglenceli bir yer .
Uros adalarindan Amantani 3 saat (Bu teknelerle).Yolda gunesten cok iyi korunmak lazim . Ben sapka ve gunes kremi kullanmama ragmen hala kipkirmiziyim . Bu adalardan hicbirinde otel , vs. yok . Kalmak istiyorsan-ki baska turlusu mumkun degil- bir ailenin yaninda kalacaksin . Zaten gelince kaptan onu ayarliyor , hangi aileye kac kisi gidecek diye . Polonya-Italyan karisimi bir ciftle ben ayni eve dustuk . Adam Venedik'te gondolcuymus , hani ihtiyaci olan olursa :)).Tirmana tirmana eve geldik . Cok basit , ufacik tarlasi ve cicekleriyle bir koy evi . 2 katli ama sadece ust kat kullaniliyor . Bir oda ev sahiplerinin , biri bizim...Oda cok basit ama onlarin odasina bir goz attigimda bizimkinin resmen luks kaldigini gordum . Odanin tek kusuru icerdeki garip kokuydu , ne oldigini bulamadik ama insanlara da agzimizi acmadik . O kadar iyi niyetliler ki ...Ogleden sonra herkes bir tarafa gitti , cogunluk da tepelerdeki tapinak kalintisina . Ben koyde dolasmayi tercih ettim . Zaten goren herkes merhaba , iyi gunler , birsey diyor . Sen de gulumseyerek karsilik verince hemen muhabbet basliyor . Genelde ilk soru "Nerelisin?" . Turkiye deyince cogunluk bir an donup kaliyor , dusunmeye daliyorlar . "Kuzey Peru'da , degilmi?" diyen bile oldu . Cocuklar bu konuda daha merakli . Onlar hemen soruyor , anlatiyorum , eh cok zor onlar icin , okulda yarin ogretmeninize sorun diyorum . Ama genel espri su "Dunyanin obur tarafinda . Simdi buradan tunel kazarsak , oradan cikariz " Ne yapayim , artik diyecek birsey bulamiyorum . Sonucta insanlarla olmayi , tapinak kalintilarina tercih ettim adada . Beyler , bu arada az da olsa futbol oynayabildigimi kesfettim , cocuklar epey guldu ama bence iyiydim . Bundan sonra maclarda ben de varim , ne de olsa Guney Amerika transferi sayilirim!
Adada sokak lambalari var . Onlari gorunce gece jeneratorlerle aydinlatiliyor herhalde dedik . Yok oyle bir sey , onlar sadece sus . Birkac ev disinda hicbiryerde elektrik yok . Ben meydandan eve yolumu kolay buldum ama ev sahibi cocuk epey endiselenmis benim icin . Uzuldum , onu korkuttugum icin . Ama burasi o kadar rahat ve guzel ki .
Aksam yemegini mum isiginda odamizda yedik . Burada gelen turistler icin her gece bir eglence var , aslinda yerlilerin kendi fiestalari , peña deniyor . Biz de herhalde meydan civarindadir diye gittik ama in cin top oynuyor . Kosede oturan iki koyluyu farkettim , onlara sordum . Bizim evin oradaki buyuk beyaz binayi tarif ettiler.Ne yapalim ,donduk . Ariyoruz , ariyoruz yok . Hani bina var da kimse yok . Dedik okul binasi herhalde , limana dogru inersek yol ustunde , vurduk daga bayira . Yok,yok . En sonunda karanliktan bir ses geldi "Ne oldu?"diye . Yasli bir teyze tarlasinin kenarinda oturuyormus . O saatte , o karanlikta orada ne isi vardi hicbir fikrim yok . Ama bize yolu gostermeyi teklif etti ve hangi peña'ya gitmek istedigimizi sordu . Biz bilmez ki..Megerse mahallesine gore turistler o mahallenin peñasina gidiyormus . Maximo'larda kaliyoruz deyince aldi bizi , bizim evin 100 metre ilerisinde bir yere goturdu . Neyse , yemekten sonra iyi antreman oldu dedik .
Bu gecelerde yabancilara yerel giysiler giydiriyorlar , koylu kadinlar da gelip onlara once dans ogretiyor , sonra da hep birlikte dans ediliyor . Nedense erkekler buna katilmiyor . Eglence ufak bir salonda gaz lambasi isiginda , uc muzisyenle yapiliyor . Bir tarafta da bira,vs.. satiyorlar . Hersey son derece basit , turistik oldugu son derece bariz ama yine de cok cok eglenceli . Bu insanlara hayran olmamak elde degil . Yasadiklari kosullar kimliklerini bozamamis , en azindan burada ve en azindan simdilik cogunun.
Eglence bitince eve donduk ama koku pek fena . Gozumuze aksam yemegiyle birlikte cay icin gelen koka ve kekik yapraklari ilisti , kekikten daha iyisimi olur?Bir de degisik bir cins , hafif nane kokusu var . Onlari yakinca misler gibi uyuduk . Gece firtina cikti , hersey uctu ve ben o havada tuvalete gitmek zorunda kaldim . Tamam , 20 metre ama gece 3'te,karanlikta , hele bir de firtinada zor oluyor .
Sabah erkenden evsahibimizin oglu geldi , bizimle hep o ilgileniyor , zaten anne-baba hic ispanyolca bilmiyor . Bizimkinin de soyle; Oglen yemegi :almuerzo , aksam yemegi : almuerzo , kahvalti : almuerzo . Bilmeyenler icin , almuerzo sadece oglen yemegi demek , digerleri icin tamamen farkli kelimeler var . Iste bu kadar biliyor , ama nasil guleryuzlu ve kibar . Kahvaltiyi bu sabah mutfakta yapacagiz . Ayri bir oda , tamamen toprak , hersey ateste pisiyor . Anne ocagin basinda , ufakligi yaninda , onlara bakarken gozume ocagin altinda bir kipirti ilisti . Iki tane kedi yavrusu , meger orasi sicak oldugu icin onlarin yeriymis . Kahvalti icin kizarmis yumurta , kizarmis patates ve pilav bir kasede geldi , yaninda da kekik ve koka cayi tabii . Tam cayi icerken gozume bu sefer ocagin sag tarafinda bir hareket ilisti , Guinea pigs , yani laboratuar fareleri . Kafeste falan degiller , orada yasiyorlar . Bir gun yemek olacaklarini dusunmemeye calistim.
Saat 8 gibi Taquile adasina dogru yola ciktik , yol bir saat ama sonrasi kotu . Koye ulasmak icin tam 543 basamak cikmak gerekiyor , hepsi o da degil , arada basamak olmayan , tirmanilan yerler de var . Nerden biliyorsun diye sormayin kac basamak oldugunu , valla inerken tek tek saydim . Bu yukseklikte o kadar yeri tirmanmak cok zor ama inat etim cikacagim diye ve 40 dakikada falan ciktim . Bugune kadar rekorun 22 dakika oldugunu dusunurseniz , benim icin hic fena degil . Koy hos ama cikarkenki manzara daha hostu . El dokumalariyla unlu , yaklasik 1500 kisilik bir koy . Bakimli evler , bahceler . Turizmin onlara neler getireceginin farkindalar , belli . Ama ya diger yuzu? Gorduklerini hic sanmiyorum , sadece daha rahat bir hayat istiyorlar hakli olarak .
Oglende Puno'ya dogru yola ciktik , yine 3 saat yolumuz var . Yola cikali bir saat olmustu ki , bir sorun oldugunu farkettik . Tekne su aliyor . Hem de oyle boyle degil , motora gelmek uzere devamli bosaltmalarina ragmen . Haydi bakalim dedik , golun tam ortasindayiz , en yakin tekne ufukta gozukuyor ve telsizimiz de yok . Ben yine can yeleklerinin tepesindeyim , 1000 dolardan asagi satma , zaten hepimiz bir suya dalmak istiyorduk , soguk iyidir diye dalga geciyoruz ama icimizde gercekten korkan da oldu . Benim pek umrumda degil , macerasiz yolculuk olmaz zaten . Sonunda ufak ufak Puno'ya geldik .
Yoruldum artik , kusura bakmayin . Yarin sabah Copacabana'ya gidiyorum . Gezgin'cigim , valla kosturmuyorum , ben biraz boyleyimdir , yakinda yavaslarim . Zaten donusum de buradan oldugu icin bu kadar rahatim . Bu arada linklere Ozlem'i ekliyorum , o da buralarda gezinmekte . Karsilasamasak ta yol dostum benim .
Herkesi cok cok optum...