Sayfalar

Tayland etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tayland etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Şubat 2008 Pazartesi

KOH TAO-KOH LANTA-KUALA LUMPUR

Baktim en son Koh Tao'da kalmisim. Bugun buraya, Kuala Lumpur'a geldik bile aslinda. Ama arada olanlar hakkinda aydinlatayim sizi biraz.
Biliyorsunuz, burada acik deniz dalis lisansimi aldim ve bir sonraki kursa katilmaya karar verdim. Alan da en sonunda ilk kursu bitirince gecen persembe ikinci kursa basladik. Bu sefer gecen defaki gibi bitirmemiz gereken koca bir kitap yok. Daha dogrusu var da, hepsini okumamiz ve tabii ki ogrenmemiz gerekmiyor. Onemli olan dalislar. Toplam bes dalis, derin dalis ve sualti navigasyonu mecburi, diger ucunu biz seciyoruz. Biz toplu halde sualti fotografciligi, sualti dogasi ve gece dalisi dedik. Zaten buralarda dalabilecegimiz enkaz ya da hizli akinti olmadigi icin, digerleri de fazla ilgimizi cekmedigi icin, biraz da bunlara mecbur kaldik gibi.
Bu sefer uzulerek soyluyorum, olmadi. Gece dalisinda gorus iki metre kadarken bile pusulayla yonumu bulabildim ama derin dalisi yapmadigim icin 30 metre sertifikami alamadim. Hic sorun degil aslinda, istedigim zaman, dunyanin herhangi bir yerinde bu dalisi da yapip, gumus yildizimi alabilirim. Sonucta uzulmedim degil ama dalmamak benim kararimdi.
O sabah dalis noktasina gitmek icin yola ciktigimizda hava cok kotuydu. Kotu derken, teknede ayakta bile durmak mumkun degildi dalgalardan. Saga sola carpa carpa,dalgalarla bogusa bogusa hazirladik malzemeleri. Zaten daha basta uc kisiyi deniz tutmasina kurban verdik. Yok, olmediler ama aralarindan birinin “Beni bir daha hayatta kimse acik denize cikaramaz” diye soylendigini duyuyordum. Yine de dalis noktasina sag salim geldik, hazirlandik, atladik suya. Bu arada dalgalar dort metreyi geciyor, bizim kaptan bile yillardir buralari boyle gormemis. Hadi bakalim dedim, atladim suya ama o ne? Benim agirlik kemeri gidiyor asagi dogru. Inis ipine gitmek icin halati yakalamam lazim, bir elimle bes kiloluk kemeri yakalamisim, tekrar takmaya calisiyorum, bir yandan akinti, bir yandan tekneye fazla yaklasmamak lazim, metrelerce havaya kalkip dusuyor. Tabii arada nefes de almak lazim. Tam tamam kemeri taktim, ilerliyorum, tekrar gevsedigini hissettim. Birak kemeri gitsin, ne olacak diyenleri duyar gibiyim. O is o kadar kolay degil. Deneye deneye buldum bu agirligi, bu kadar tuzlu suda agirliksiz asagi inmek cok cok zor. Tekrar takayim derken sorunun nereden kaynaklandigini buldum. Bu kemer benim degil ki. Tokada bir gevseklik var, ne yaparsam yapayim aciliyor. Okulun malzemesi ya, benim kemeri degil, baska vermisler. Ben de agirlik ayni diye hic aldirmadim. HATA!
Isin dogrusu butun bunlari yaparken de fena halde yoruldum. Ister regulator, ister snorkel olsun, suyla bogusurken kemeri takmak, ayni zamanda halati birakmamak, bir de elimde fotograf makinesi...( Keyfimden degil, kursun bir parcasiydi. Ustelik benim olmadigi icin pek zor geldi). Oydu buydu derken tekneye isaret ettim, ben cikiyorum diye. O gun egitmenimiz olan Renata geldi, yok dedim, ben inmiyorum. Zaten beklerken yorulmusum, daha hatta yuzecegim, bir de 30 metreye inecegim. Havamin %25'i bitmis bile. Tamam o zaman dedi, ciktim tekneye. Moral bozuk, tam aglamak uzereyim ki bizim kaptan geldi yanima. Elinde koca bir karpuz, yuzunde daha da kocaman bir gulumseme. Eh, insan nasil aglar ondan sonra..
Zaten bu tekne murettabatiyla acayip bir iliskimiz var. Pek gulumsemiyorlar, bizimle hic konusmuyorlar ama herseye yardim ediyorlar, daha biz istemeden. Hele ki kaptanimiz hiiicc gulumsemiyor...Tek zaman haric: Ben ona gulumsedigimde. Bizim diger ogrencilerin hatta hocalarin bile ilgisini cekti sonunda. Bu adamlar kimseye gulumsemez, seni gorunce hemen yuzleri guluyor diye. Nedenini ben de bilmiyorum. Belki anliyorlar, ben kibarlik olsun diye yapmiyorum bunu. Nedense iyi insanlar olduklarini, cok calistiklarini dusunuyorum ve bana ettikleri yardimlar icin de nasil tesekkur edecegimi bilemiyorum, ancak gulumseyip, tesekkuler diyebiliyorum iste..Dun de kamyonet taksinin arkasinda limana giderken bir baktim arkamizda motoruyla bizim kaptan. Isaret ettim, ben gidiyorum diye. Bana arkadan el sallayip, elini gozune goturup, avusturmaya basladi. Anlayacaginiz agliyorum, cok uzgunum isareti. Pek dokundu bana..
Dalisin kalani mi? Videosunu cektim. Heran bir toplu faciaya donusebilecek bir dalis gormek herkese kismet olmaz.
Bu arada bu dalis okulunu secmekle ne kadar dogru bir is yaptigimi bir kere daha gordum. Bundan sonra anlatacaklarim reklam falan degil, sadece gercek. Bilirsiniz, ozellikle doga sporlarinda iki okul ya da klup ya da vesaire, gercek fark acil durumlarda ortaya cikar. Hocalarinin yakisikli ya da guzel olmasi, karizma ya da rengarenk malzeme hicbirsey ifade etmez hayatiniz sozkonusu olunca. O gun orada toplam bes tekneydik, hepsi farkli dalis okullarinin. Herkes atladi suya, bir ara acik denizden cok karpuz- yani dalgic- tarlasina benziyordu ortalik. Suruklenenler oldu, gucu tukenip arkadaslari tarafindan cekilmek zorunda kalanlar oldu. Sonucta cogunluk dalamadan teknelere cekildi. Bazilari o kadar suruklendi ki acik denizde, tekneler gidip almak zorunda kaldi. Hele bir egitmen ve grubu vardi ki, o gruptan hic kimsenin bir daha diz ustu derinlikten fazla derine gidecegini sanmiyorum. Hocalari kendine yardimdan aciz, kizlardan biri suruklenince ogrencilerinden yardim istedi, kendi cekemiyor. Zavalli ogrenciler kendileri zor tutunuyor ipe, biri zor cesaret edip gitti yardima. Hoca bir de utanmadan yardima gelen cocuga kendi tutunmaya kalkti. Bizim teknede acil durumda yardim etmek icin gelen iki hoca olmasa yanmislardi. Bizim bu iki hocanin o gun yardim ettigi ya da tekneye cektigi diger okullarin ogrencilerinin sayisini bile sasirdim. Anlayacaginiz, bu okula belki kirk lira kadar daha fazla odedim ama kesinlikle deger. Adi Coral Resort Divers. Fena halde tavsiye ederim.
Bir de tabii gece dalisimiz var. Hava yine duzelmedi. Zaten sabah denize bakar bakmaz anlasiliyordu. Biz Sairee'de kaldik, normalde yolcu tekneleri disinda tekne olmuyor burada. Ama ilk gun 8-10 tane balikci gelince anladik durumun ciddiyetini. Ertesi gun ise en az 30 tane balikci teknesi vardi koyda. Burasi adanin en buyuk, en korunakli koyu. Sairee'de deniz dumduzken biraz disari acilinca kiyamet kopuyor. Bu durumda biz de acilamadik, renate dalisi acikta yapmaya karar verdi. Buyuk tekneyi platform olarak kullanip daldik suya. Derinlik 10 metre kadar ama normalde burada cok guzel mercanlar var. Tabii firtina sagolsun, gorus sadece iki metre kadar. Navigasyon egitimi gercek anlamini burada buldu. Bulanik, karanlik suda istersen kullanma pusulayi. Yolunu bulmanin baska yolu yok ki. Ama yine de yakamozlar, gunduz kahverengi gozukup de gece isikla rengi kirmizi- beyaz olan kocaman deniz kestanelerine hepimiz bayildik.
Bu kadar calismanin ustune ne yapilir? Tabii ki parti! Ertesi gun dalis ustu icmenin getirecegi dehidrasyonu ve de basagrisina bosverip, bir guzel eglendik o gece.
Burada denizde oyle cok tehlikeli yaratiklar....VAR! Ama kopekbaliklari saldiran turden degil, uysal uysal geziniyorlar ortalikta. En tehlikeli baliklar zehirli baliklar. Hani su kayaya benzeyip de aslinda olmayan scorpion fish falan var ya, burada bol miktarda. Ama elini uzatip tutmaya kalkmazsan sorun yok. Bastigin yere bakmazsan, vatoslar sokabilir. Elini deliklere sokmazsan deniz yilani ya da muren saldirmaz. Bir de bir zahmet piriltili takilari cikarmak lazim, barakudalar minik baliklarla karistirabiliyor. Ama bir de hicbirsey yapmasan da saldiranlar var, onlar sinir bozucu. Biri Trigger fish dedikleri, gorunuste uysal, kocaman baliklar. Ama bolgesine girersen, ayni bekci kopegi gibi saldiriyorlar. Ya geliyor herhangi bir yerine bir kafa atiyor, ya da paleti veya bacagini isiriyor. Bız de karsilastik, aramizda en sansli Alex cikti, balik direkt ayak bilegine saldirip iki kere isirdi. Alex tekmelerle zor kurtardi kendini, ama epey bir zaman bizi takip etti balik. Bir de mavi, guzeller guzeli bir balik var ki, en buyuk eglencesi dalgiclarin kulagina girmeye calismak. Ama sigmiyor, olan dalgica oluyor, en son birinin kulak zarini patlatmis.
Ama unutmamak lazim, suyun altinda yabanci oan biziz. Minicik, parmak kadar bir cift balik bile yuvasini senden korumak icin boyuna aldirmadan agresiflesebiliyor. Ne demis buyukler
: Yerini bil yerini, sen seni bilmezsen patlatirlar enseni. (Boyleydi galiba)
Boylece karada en tehlikeli seyin hindistancevizleri oldugu guzelim Koh Tao'dan ayrilma zamani geldi.Ipek kumlar, yemyesil manzara, sahilde tembel gunleri birakip, yola dustuk tekrar.
Buradan anakaraya, oradan istediginiz yere gitmenin bir suru yolu var. Bir suru acenta, hepsi de tekne-otobus-tren ne isterseniz biletlerini satiyorlar. Cogu rota icin birlesik bilet var zaten. Onlarin da bir suru cesidi. Biz Koh Lanta'ya gitmeye karar verdik ama gece teknesi istemedigimiz ve Krabi-Koh Lanta arasi bir ttekne su anda calismadigi icin bir gece Krabi'de kalmaya mecbur olduk. Oteli de oradan ayarladik, sonucta adam basi 7 liraya geldi bir gece konaklama.
Sabah iskeleye gittigimiz andan itibaren bir daha hicbirseyle ugrasmak zorunda kalmadik. Tekne degistirmek disinda. Krabi'de otobusten bir taksi bizi otele goturdu, ertesi gun de alip limana getirdi. Iyi ki oteli ayarlamisiz dedik, hem cok ucuza geldi, hem de rahat. O kadar az paraya aldigimiz otelde hem televizyon, hem de sicak su vardi. Bundan once en son nerede sicak suyla dus aldigimi hatirlamiyorum bile. Tek derdim, fena halde gunes yanigi olmamdi. Teknede Ersoy klimali salonda otururken, ben sigara icecegim, yatacagim ya, disarda gittim. Sonunda hava bulutlu olmasina ragmen fena halde yandim. Ustelik hep ben milleti uyaririm, bultlu hava fena yakar, nasil yandigini anlamazsin diye. Hala da akillanmadim, ertesi gun butun yolu yine disarda geldim. Hala hos bir yanigim var iki gunun sonunda.
ANNEME: Cok cok tesekkurler. Yani her zaman anneme tesekur ederim, bir cok sey icin ama bu sefer biraz farkli. Hatirlarmi, bilmiyorum. Yillar once bana zamaninda kendi kullandigi metal, turuncu boyali, kapakli minik bir kultablasi vermisti. Kac yillik oldugunu bilmiyorum ama kendimi bildigimden beri annemdedir. Herhalde butun yol boyunca en cok isime yarayan sey oldu, goren herkes bayildi. Hele sigara icenler...Cok akillica buldular. Butun iltifatlari annecigime gonderiyorum, herkes annesini sever ama benimki kadar akillisi zor bulunur.
KOH LAHTA
Buraya gelenler cogu zaman yanlis bilgiyle geliyor. Tamam, diger adalardan cok daha sakin sahilde ama aslinda degil. Koh Tao'dan cok daha kalabalik ama cok daha buyuk oldugu icin kalabalik farkedilmiyor. Dusunun, burada Irlanda Konsoloslugu bile var. LP deki fiyatlara da kanmayin, en ucuz yer 500 baht yani 9 euro civarinda. Her yer Seven Eleven ve ATM kayniyor. Yine de merkezden biraz uzaklasinca her yer issiz geliyor. Sahil hicbir sekilde Koh Tao ile karsilastirilamaz. Orada ipek gibi kumlar varken, burada aksam sular cekilince kayalar ortaya cikiyor. Bircok sahilde yuzmek sular yuksekken bile cok hos degil. Dogru duzgun sahiller de yok degil ama oralar da ailelerle dolu. Bizim kaldigimiz yerin on tarafi muhtesem olmasa da sakin, manzara guzel. Orada gecirdigimiz bir haftanin cogunda sahilde hamaklara serilip, denizi seyrederek, kitap okuyarak gecirdik. Cok cok iyi geldi. Garip bir sekilde butun gunu ve geceleri hamaklarda, sahilde gecirdik ama hic zor gelmedi. Hatta her gunun sonunda bugun de ne cabuk gecti diye sasirdik. Butun gun ve gece gel- giti, balikcil kartallari, aksamustu gun batimini ve gece de acikta kalamar avlayan teknelerle cok cabuk gecti zaman. Bu kalamar tekneleri pek degisik. Avi projektorlerle yaptiklari icin deniz gece sanki parti tekneleriyle doluymus gibi geliyor. Bir gece oturup saydim, 50'den fazla tekne vardi avda.
Burada bir gun de araba kiraladik. Cok cok ucuz degil, 1200 baht ama butun adayi gormenin iki yolu var : Ya motor veya araba kiralamak, ya da tuk tuk veya taksi. Motor ucuz ama digerleri hemen hemen ayni fiyata geliyor. Ilk basta ikimiz de ters trafikte bir iki yalpaladik ama cabuk alistik.Zaten fazla trafik de yok yollarda. Adanin her tarafini bir guzel gezdik. Orkide bahcesi, eski koy tarafi, kaucuk plantasyonlari, tsunamide yikilan deniz cingenelerinin koyu...Hatta Ersoy ertesi sabah ekenden kalkip adanin obur tarafina, gunes dogusunu seyretmeye bile gitti.
Heryerde tsunami aninda nereye kacilmasi gerektigini gosteren isaretler var. Burada adanin guneyi disinda fazla yikim olmamis ama derslerini fena halde almislar. Halki egitmek icin ellerinden geleni yapiyorlar.
Bir diger gun de gidip su unlu Phi Phi nasil bir yermis bakalim dedik. Turla Monkey Beach ve Maya Beach'e de gittik. Tamam harika yerler, hele baliklar muhtesem ama kalabalik...Her koyda yuzlerce insan. Bazisi hiz tekneleri, bazisi normal teknelerle gelmis. Elbiseleriyle denize giren Korelilerden, bembeyaz Avrupalilara herkes buralarda. Ustelik Maya Beach iyice abartmis, karaya cikarsan adam basi 200 baht giris ucreti istiyor. Yok yaa dedim tabii ki..Phi Phi merkezi ise Marmaris'ten beter. Sahilde kalabaliktan yurumek bile mumkun degil. Dalis yapmak icinse iyi olabilir ama fiyatlar burada Koh Tao'dan bir % 30 daha fazla. Iyi ki buraya kalmaya gelmemisiz dedim.
Lanta'nin nufusunun %95'i musluman. Kadinlarda cok kapali olan yok ama. Hatta kisa kollu bluz giyip basini ortenler veya sadece oylesine bir boneyle kapatanlar bile var. Aslinda evlerden bile ayirdetmek mumkun, musluman evlerinde o "Ruh Evleri"nden yok haliyle. Ama yerliler cok guleryuzlu, mumkun oldugunca alisverislerimizi Seven Eleven yerine onlardan yapmaya calistik, zaten fiyatlari cok daha ucuz.
Buradaki tek derdimiz odayi basan kurbagalar bir tane minik farecik ve de gurultude sinir tanimayan kertenkeleler oldu. Ilk gece odadan iki kurbaga atip, sabah da minna bir fare bulunca odayi degistirdik. Ama ormanin icinde olunca alismak lazim. Daha sonraki gunlerde odaya giren kurbagalari atmaktan bile vazgectik sonunda, bosuna caba. Ne yapsan giriyorlar..
Adada gecirdigimiz bir haftadan sonra Malezya'ya gecmeye karar verdik. Singapur'a gidip arkadasimiz Muhammedi'i gorup, oradan Bangkok'a gecmek niyetindeyiz. Donus ucagimiz 4 Mart'ta, o yuzden 27'si icin Singapur-Bangkok cak biletlerini aldim. Adambasi sadece 40 dolar, karadan cikmaya kalksak en az iki gun surecek ve de daha pahaliya cikacak. Ucmak en mantiklisi.
Boylece dun sabah yola ciktik. Adadan Kuala Lumpur'a bilet var, 1200 baht. Once adadan Trang'a minibus (2 saat), bir saat bekle, oradan Hat Yai'ye yine minibus (2 saat daha),oradan Kuala Lumpur'a Vip otobus (10 saat kadar, sinir gecisleriyle). Ama otobus Hat Yai'den aksam 7'de kalktigi icin yaklasik bes saat beklemek zorunda kaldik. Olsun, benim icin harika oldu. Cunku artik yemek yiyemiyorum. Bitti. Oyle kilo falan vermis degilim gecen seferki gibi cunku bu sefer de cok acikinca son care deyip, pizza falan yiyoruz. Artik marketten aldigimiz baliklarla besleniyoruz en cok cunku ben daha fazla sekerli yemek yiyemeyecegim. Hersey tatli geliyor, makarnanin, salatanin, baligin sosu, hatta mayonez bile. Yemek deyince midem bulaniyor artik derken Yasasin!, iki ayin sonunda Hat Yai'de gercek yogurt buldum. Tamam, bizimkiler kadar lezzetli degil ama seker yok icinde. Oturup bir kerede yiyip sonra da ah midem diye sizlandim durdum. Olsun bu beni bir ay daha idare eder. Zaten dondugumuzde yogurt, beyaz peynir ve zeytinden baska birsey yemem artik aylarca.
Sonunda bu sabah 6 gibi Kuala Lumpur'daki hostele geldik. Siniri gectigimiz otobus cok cok rahatti, ayni Guney Amerika'daki gibi kocaman, yatak gibi yatan koltuklar ama yine de otobus iste.Ve de yolculugun basindan beri ilk defa gercek bir hostelde kaliyoruz. Buyuk, temiz, ferah, gun boyu cay-kahve ve kalanlar icin mutfagi var. Odada klima bile var, tek kotu tarafi banyo ve tuvaletin ortak olmasi. Ama o kadar rahat ve merkezi ki, umurumuzda bile degil. Zaten 11'e kadar uyuyup, kahvalti edip (dahil), ana salonda kurulduk Ersoy'la. Ben bedava Wi Fi'nin nimetlerinden yararlanirken, o da neler yapalim diye bakiyor. En az dort gece buradayiz cunku 6'si onun dogumgunu ve 7'si de Cin yilbasi. Burada onemli bir kutlama, kacirmayalim dedik. Ondan sonra 23'une,Singapur'a gidene kadar zamanimiz var, once Taman Negara'ya cangila, sonra da adalara biraz daha dalmaya gidelim diyoruz(Tabii ki cangil fikri yine benden cikti, Ersoy bortu bocek pek sevmez ama beni de yalniz gondermez).
Unutmadan soyleyeyim, o kadar ulke arasinda en kolay giris yaptigimiz yer Malezya oldu. Direk 90 gunu verdiler, hic bekletmeden soru sormadan. Tayland'dan cikista ise bu sefer nedense rusvet istemediler. Bizimle ayni otobuste olan Silili cocuktan 20 baht istemisler, olmaz deyince 10 bahtta anlasmislar. Yani nasil akillarina eserse..
Durumlar boyle, simdi biraz gidip su Kuala Lumpur'a bakalim......
Cok cok opuyorum sizleri millet.

23 Ocak 2008 Çarşamba

KOH TAO

Buraya geleli gunler oldu. Bazisi cok tembel gecti, bazisi da fazla yogun. Ilk geldigimiz birkac gun sahilde yatmak, denize girmek disinda hicbir sey yapmadik. Ben arada birkac dalis okuluna fiyat, vs.. sordum. Aslinda kaldigimiz yerin de cok iyi oldugunu duydugum bir okulu var ama o kadar cok sordular ki, beni kendilerinden iyice soguttular. Hele ilk gun... Daha yeni gelmisiz, uykusuz, yorgun ve aciz. Bir yere oturup kahvalti soyledik. Gelmesini beklerken ben kalacak bir yer arayayim dedim. Buldum ama resepsiyonu ta yukarda, ana yolda. Cocuga dedim, kahvaltimi yapip geleyim diye. Yok illa hemen gidilecek. Gittim, dalis okulu. Onume de normal bir otel formu yerine direkt dalis formunu koydular. Bu arada da sorular, ne zaman dalacaksin falan. Bilmiyorum, yorgunum, kahvaltim gelmistir, edip geleyim diyorum, yok. Para diyor kiz, canta yok yanimda, kormu acaba? Hemen getir deyince artik patladim, biraz bekleyin, kahvaltimi etmeden hicbir sey getiremem diye. Butun bunlara da sirf bungalow denize 10 metre diye katlaniyorum bu arada..
Orada 3 gece kaldik. Ilk gun disinda bir daha ofislerine ugramadim. Ersoy da her gittiginde yine sormuslar. Ersoy da “Ingilizce anlamiyorum” diyerek atlatmis. En sonunda bir dalis okulunu gozum tuttu da, oradan ayrilip Coral Divers'in yerine gectik. Ersoy bu durumdan hic hoslanmadi, onceki yerimiz tam deniz kenariyken simdiki 70 metre kadar icerde. Pek uzak geldi beyefendiye. Ama bu dalis okullarinin hepsinin bungalowlari ya da odalari var. Dersi onlardan alinca odalari ya bedava veriyorlar, ya da ufak bir ucret karsiliginda.
Benim okul aslinda ikiye bolunmus bir resort. Onde luks, klimali bungalowlar var, arkada da dalis okulu ve bizim kaldigimiz yerler. Iki ayri dunya gibi. Onde bir kola 50 bahtsa, bizim orada 20 baht. Zaten onde kalanlar aileler falan. Biz gecerken ya da ozellikle dalistan donerken bize uzaydan gelmisiz gibi bakiyorlar.
Simdi...Dalmaya nasil karar verdim? Bebekligimden beri her yil 3 ayimi deniz kenarinda gecirdim, yuzmeyi nasil ve ne zaman ogrendigimi hatirlamiyorum bile. Cevremde dalan cok insan vardi, dayim, buyuk kuzinlerim.. Biz de dalardik ama anca palet ve gozlukle, daha cok midye cikarmak ya da zipkinla balik avlamak icin. Universite ve hemen oncesinde ise daglarda gecirdim cogu vaktimi, dalmayi cok istedim ama ikisini birden yapmak hem para hem de zaman acisindan imkansizdi. Malum, dalmak bizde epey para tutuyor.
Buraya gelmeden epey okumustum, bir suru dalis okulu var, fiyatlar ucuz diye. Gercekten ucuz, acik deniz dalisi yani PADI tek yildiz balikadam kursu 9800 baht( 200 euro kadar). Bu fiyata malzeme, kitap, hepsi dahil. Kurs dort gun suruyor ve son iki gun ikiser dalis yapiliyor. En derini 18 metre ki zaten bu da bu lisansla dalinabilecek maksimum derinlik.
Aslinda yapabilecegimden emin degildim. Sinuzitim var, milyon kere kulak iltihabi gecirdim. Derine inerken devamli kulaklari acmak gerekiyor, bu hastaliklar da en buyuk engel. Korktum ya yapamazsam diye ama beni bilirsiniz, denemeden vazgecmek hic huyum degildir. En azindan yarin oburgun niye denemedim diye kendi kendimi yemem deyip basladim kursa. Bizim sinif 4 kisiydi, hocamiz da Danimarkali Jonas. Dalmaya 14-15 yaslarinda bir yil yasadigi Marmaris'te baslamis. Cok iyiniyetli, bizi korkutmadan egitmeyi cok iyi beceren bir adam.
Yine de korkmadim degil. Hele ki ilk dalista...Halati takip ederek asagi inerken yuregim agzima geldi, ya kulaklarimi acamazsam diye. Cunku acamazsam, kurs ve dalis hayalleri biter benim icin. Ama yaptim, hem de hic zorlanmadan. Ondan sonraki uc dalista da hic sorun yasamadim. Hatta fazla bile rahatladim, 18 metre asagida dikilirken maskemi cikarip, saklabanlik yapmaya bile basladim. Zaten herhalde dalista en ustalastigim alan su icinde maske temizlemek oldu, benimki fazlla bugu yapiyordu da.
Evvett efendim, boylece dort gun sonunda sinavlarimi da gecip resmen tek yildiz balikadam oldum. Aramizdan bir kisi yapamadi, o da kulaklarini acamadigi icin. Doktora gitti, ilaclarini aldi, ve en sonunda bugun 12 metreye sorunsuz indi. Bizim grubun geri kalani olarak ondan haber bekliyorduk heyecanla. Cunku dalisin tadi damagimizda kaldi, ayni grup olarak ileri dalisi da almaya karar verdik. Bu sefer 30 metreye inecegiz, gece dalisi yapacagiz. Bunu yapan fazla insan olmadigi icin bize ozel kurs aciyorlar, hocamiz yine Jonas olacak. Bir sorun cikmazsa persembe gunu basliyoruz. Bes egitim dalisindan sonra gumus yildiz balikadam- ya da kadin- olacagim.
Boyle giderse memlekete Dive Master olarak donersem sasirmayin. Belki de sualti rehberligine baslarim.
Neden devam etmek istedigimi dalmayan bilemez. Guzelim baliklar, huzur... Anlatamam sualtinin keyfini. Bazen bugune kadar sadece akvaryumda gordugum baliklarla yuzmek, bazen renkler... Hepsi inanilmaz guzel. Yine de dikkati elden birakmamak lazim, etrafta korkunc zehirli baliklar, deniz yilanlari, murenler de suruyle.
Buraya gelmekle cok dogru yapmisiz. Su anda dokuz gun oldu ama zamanin nasil gectigini anlamadik bile. Ben derste ya da dalistayken Ersoy da fotograf makinesini alip, snorkelle dalmaya gidiyor. Bugun gibi ben de bossam, deniz kenarinda kahvaltidan sonra butun gunu plajda gecirip, aksam (aynen su anda oldugu gibi) minderlere yatip gunbatimini seyrederek keyif yapiyoruz.
Durumlar boyle, Koh Tao harika. Gelecek kis tekrar gelme planlarimiz var, ben dalarim, Ersoy da keyif yapar..
Su anda Guney Amerika'da gezinen bir suru arkadasim var. Murat, Esra, Selim....Umarim benim kadar keyfiniz yerindedir.
Cok cok opuyorum.......

20 Ocak 2008 Pazar

YINE BANGKOK'A

Burada da her yol Bangkok'a cikiyor. Guneye gidebilmek icin yine oradan gecmek zorundayiz. Buraya en yakin sinir kapisi Poipet-Aranyapet. Siem Reap'tan sinira otobus,acenta otobusu ve taksi disinda secenek yok. Kim soylemisti, hatirlayamiyorum, sinira kadar olan yol yapildi, duzgun diye. Galiba bana o otobusu satmaya calisan acentaciydi. Allahtan yutmamisim yalanini. Zaten otobus 6, taksi 3 saat suruyor sinira. Bir acentanin onunde taksiyi paylasacak adam arandigini duyunca girdik, adambasi 10 dolar istiyorlar. Bir kisi daha varmis, dorduncu olmazsa adambasi 3'er dolar daha verecegiz. Bu arada acenta otobusleri 10-12 dolar arasi fiyat veriyor. Bana taksiyle gitmek daha iyi geldi (Yine allahtan diyorum).
Sabah 7'ye dogru indigimizde taksi bizi bekliyordu. Ama bizden baska kimse yok. Sehirden cikmaya baslayinca sofore sordum, sadece ikimizin oldugunu soyledi. Tamam, kaziklandik diye dusunurken, sadece 3'er dolari verecegimizi ogrenince rahatladim. Cunku bu arabalar buradan sinira hayatta 30-40 dolardan asagi gitmiyor. Ya obur kisi son anda iptal etti, ya da zaten ucuncu yoktu ve nasilsa sinirdan buraya birilerini bulur diye aza gitmeyi kabul etti.
Neyse ne, sonucta yolu gorseniz cok daha fazlasini odemeyi kabul edersiniz. Cunku yol...yok. Sozumona insaat devam ediyor, o daha da beter etmis. Sadece bir-iki yerde calisma devam ediyor, onlardan birinde de iki isci almis eline bir metreyi, sozumona yol olcuyor. Bu is bin yilda bile bitmez.
Sanirim LP'deki komplo teorisyeni bu sefer hakli, bir ucak sirketinin yolun yapiminin agirdan alinmasi icin yuklu para odedigini okumustum. Millet Bangkok- Siem Reap arasini ucakla gitsin diye. Hakki olabilir, takside bile insan ziplamaktan bir hal oluyor, otobusleri, hele de yaslica, bes yildiz gruplarini dusunemiyorum bile.
Yol boyunca, yolun olmamasindan baska iki minicik sorun var. Birincisi arabanin direksiyonu sagda, sollama yaparken afiften urkutuyor insani, ikincisi de bizim soforun telefonunu elinden birakmamasi. Hele en sonunda bir yerde, artik arabayi saga cekip, durdurup yarim saat konusmasi. Biz mimiklerinden sevgilisiyle kavgali olup, barismaya calistigi sonucunu cikardik. Genc adam, umarim barismistir.
10 gibi sinira geldik, Kambocya'dan cikip, Tayland'a yuruyerek gectik. Zatem mesafe 100-150 metre ve insan dolu. Arada da 3-4 tane bes yildiz otel ve tabii casinolari. Iki ulkede de sozumona kumar yasak ya, adamlar cozumu casinolari tampon bolgeye kurmakta bulmus.
Siniri gecer gecmez bir genc gelip, 12'de Bangkok'a 300 bahta otobus kalkacak diyor, ama daha saat 10:30. Biz 80 bahta terminale gidip, 215'er bahta 11'de kalkan otobuse bindik, orada beklemekten iyidir. Yol Bangkok'a 5 saat ama otobusler Monchit terminaline geliyor, epey uzak Khao San'a. Orada da hemen taksiciler gelip yapisiyor, 300 baht diye. Ama terminalin icinde bir taksi duragi var, her farkli bolge icin farkli bir sira ve taksimetresini acan taksiciler bolgeye gore gelip yolculari oradan aliyor. Butun yazilar Tayca ama gorevlilere soyleyince yardim edip dogru siraya aliyorlar sizi.
Tabii trafik korkunc, yol bir saatten biraz fazla surdu ve 160 baht tuttu. Yani terminaldeki taksicinin yari fiyati.
Bangkok'ta yer bulma durumu gecen seferkinden cok daha fenaydi. Hicbir yerde oda yok. Ersoy gecen sefer kaldigimiz Sawadee Smile Inn'de garip, ucgen bir oda buldu da, yatacak yerimiz var.
Bu sefer burada sadece bir gece kalip guneye gitmeye karar verdik. Bu kadar dolandiktan sonra plaj fikri muhtesem geliyor.
Guneye inmek icin iki yol var, tren ya da otobus. Ama acenta otobuslerinde super hirsizliklar oluyormus. Bagaj bolumune binen hirsizlar, sen yukarda rahat rahat giderken, cantanda ise yarar ne varsa goturuyormus.
Zaten bosuna degil, Khao San tarafinda onunde “We buy everything” yazan saticilar var. Eski ayakkabilardan, deniz gozluklerine, cantalara hersey var adamlarda. Sattiklari mallarin ne kadar alinti, ne kadari calinti, cok merak ettim dogrusu.
Biletleri bir gun once almamiza ragmen yataklida yer yok, mecburen 2.sinif pulmandan yer aldik. Tren istasyonunda bir acentadan da yavas tekne biletlerimizi. Once Koh Tao'ya gidecegimiz icin Surat Thani'ye kadar gitmeye gerek yok, Chumpon'dan gitmek en mantiklisi. Oradan da ya yavas tekne (3 saat) ya da hizli katamaran (1,5 saat) secenekleri var.
Bu sefer yine benim akilliligim, yavasla gidelim dedik. Tren rahat, havlumsu bir battaniye bile veriyorlar. Zaten gece 11 gibi cikip, sabah 5'te gelince, yol boyu uyunuyor rahat rahat.
Bizim biletlere istasyondan limana otobus de dahil. Bir suru insan, herkes ayni tekneye gidiyor, hatta yer kalmayinca uc kiz yerlere yayiliyor, yolda uyumus da olsak hala saat cok erken, herkesin uykusu var. Benim icim rahat, teknede uyurum diye dusunuyorum salak salak. Yok ya, adamlar alt salonun klimasini oyle bir acmislar ki, birakin uyumayi, salonda duramiyoruz bile. Salondan cikanlarin gozlukleri bugulaniyor. Calisanlar da ya anlamiyor, ya da anlamak istemiyorlar. Yanimdaki herseye sarinmama ragmen ben de beceremedim uyumayi. Sonunda ust guvertede cantami yastik yapip, tahtalarin ustunde, yerde uyudum. Sansa bu teknede o yasli Amerikalilar, Koreli, Japon gruplar yok. Backpacker backpacker gidiyoruz. Oyle olunca da yerde uyumak garip gelmiyor kimseye.
Bu arada koca bir sirt cantasini Bangkok'da bir turizm acentasi olan Atilla Bey'e biraktik, Ersoy'a ufak bir canta aldik. Artik kalin giysilere falan ihtiyacimiz yok buradan sonra. Nasil da rahatlatti bizi, en azindan bundan sonra 15 kilo daha az gezecegiz.

18 Aralık 2007 Salı

CHIANG RAI

Yazacak cok sey birikti gene . Ersoy sagolsun,devamli internette ya,ben de yaydim kendimi iyice..Nasilsa o yaziyor,hem yalniz degilim,hem de buralar o kadar sakat degil ya,merak edilmedigimi varsayarak internet cafe pesinde kosturmuyorum artik.Zaten su anda da odamin ozel balkonunda bacaklarimi uzatmis,kucagimda bebek lapyopumla Laos-Luang Prabang'ta oturmaktayim . Etraf-ortak balkondaki geveze Israilli gencleri saymazsak-cok sakin . Derinden baska bir hostelde kalan birilerinin caldigi gitardan gelen ses ve arada bir gecen bir motosikletin sesinden baska ses yok . Guzel bir gunden sonra guzel bir yemek,sirt cantam hazir.Keyifler keka....
Chiang Mai'den beri birsey yazmamistim.Yazacagim da uyarayim yine:Pek uzun olacak,ona gore.Dedim ya cok sey birikti....
Chiang Mai'den Chiang Rai'ye giderken akillandik ya,atladik bir tuk tuka,gittik terminale.Degisik sirketlerin degisik servisleri var:VIP,klimali ve klimasiz otobusler..Aralarinda epey fark var siniflarin . Biz bileti yesil firmadan (Adini unuttum) VIP olarak aldik.Otobus saat 11:30'da kalkacagi icin oralarda oyalandik bir miktar.Oyalanmak kolay zaten,otur,insanlari seyret,zaman geciyor.Herhalde Guney Amerika'da ogrendigim en yararli seylerden biri de bu oldu:beklemek.
VIP servis kisi basi 180 baht,yani 4eurodan az tutuyor,arada da ufak farklar var.Burada anladim,bizim daha once bindigimiz normal,klimali servismis.Tahmin etmistim zaten.Bunda ilk once yer numarasi var ve bagajlara bilet veriliyor.Koltuklar daha rahat(azicik),boyun destegi ve yolda bir sise su,biskuvi ve islak mendil dagitan hostes var.Otobusler cok hiz yapmiyor,90'i nadiren geciyorlar.Yol boyu manzara pek degimiyor,klasik muz agaclari,pirinc tarlalari,saticilar,koyler...Chiang Rai'de ise bizi bir otelci ve tuk tukcu ordusu karsiladi.Ben yine astim suratimi,ortalik yatisinca bir tuk tuk bulup Garden house Guesthouse'a gittik.
NOT:Burada hostel degil guesthouse diyorlar , bundan sonra GH olarak kisaltacagim,uzun yazmak zor.
Geldik,biraz seslenince ortaya cikti adam.Cok guleryuzlu,hemen bana odayi gosterdi,kocaman bir oda,yatak da bambudan.Tavanlar hasir,sicak su sadece bahcedeki duslarda var,cok az dokuk bir yer ama ben zaten bahcesine ve duzensiz dagilmis odalarina hasta olmustum bile.Tam Olympos'un eski hali gibi.Ustelik sadece 200 baht.Yani gercekten eski Olympos,fiyatlariyla bile.(Bu arada bu sene Olympos'a gittik,fiyatlar ucmus,ortada kendini Taksim'de sanan tipler dolaniyordu.Benim en sevgili yerim baskalarina yar olmus)Bu arada burada daha once bir Turk kalmis,defterde adina baktim:De Niro.Ulkesi de Turkiy...Nasil bir espri anlayisidir bu?Iyiki adamcagiz pasaport istemiyor.
Cantalari koyup,ciktik,Ersoy'cuguma kiyamadim,gittik yine wat gezmeye.Sadece bir tane gezdik allahtan , sonra dolandik ortalarda.Bize terminalde kart veren hostellerden biri yakindaydi,gidip oturup birseyler ictik.Icerken de ertesi gun icin Luang Prabang teknesini ayarladik.Bir de arada Turizm Danisma'ya ugradik.Cok candan,guleryuzlu davrandilar.Daha once de hic Turk gormemis cocuklar.Oralara yolu dusenler bir ugrasin da alissinlar azicik.
Sehir Chiang Mai'den epey farkli.Anlasilan orasi adar populer degil ama ben cok daha fazla sevdim.Universite sehri oldugunu okumustum,belki de o yuzden daha sakin,daha temiz bir yer.Ama en onemlisi koluna genc bir Tay kizi takmis bir suru moruk yok ortalarda.Tamam.Turistler ve bir gece pazari var ama o kadar.
Hayatimda yedigim en guzel izgara kerevitleri Ersoy'un tabagindan caldim o aksam.Bir de gozumuzun onunde cikarmasalardi ya akvaryumdan...
Ersoy butun gece elinde fenerle fare beklemis.Hasir ya ortalik..Alisiyor,alisiyor,hem de fena halde..Merak etmeyin...
CHIANG RAI-LUANG PRABANG
Sabah erkenden minibus aldi,dogru Chang Khong'a,sinir kasabasina.Ben ise donuyorum,sabahlar soguk burada,ustelik klima da acik.Yolda Laos giris belgelerini doldurduk,kasabada durdugumuzda bizi getiren cocuk fotograflari bile yapistirdi.Teknelerin oturma yerleri tahtadan,o yuzden bir de minder endustrisi gelismis burada.Rengarenk,kapan aliyor,40 baht.Yalniz burada teknede yiyecek icecek yok diyen tabelalar var,herkes de oyle diyor ama yalan.Tamam,sandvic yok ama icecek,cips,vs..var teknede.Hem de hic soyledikleri kadar pahali degil.Cebinizde kalan son bahtlari almak icin cikarilmis bir hikaye.
Tayland cikisinda pasaport kontrol kolay.Sadece adam 5 baht istiyor,makbuz falan da vermiyor.Herhalde baktilar fazla isteyince sikayet oluyor,az az topluyorlar milletten.Belki Ersoy olmasa kiyameti koparirdim yine de ama agzimi acmadan verdim bu sefer..Karsiya gecip,Laos'a geldik,burada bizi baska bir adam devraldi.Bu arada Laos'ta Turkiye Bati Avrupa ulkesi olarak geciyor ve vize ucreti 35 dolara cikmis.Ama hic soru sormadan,rusvet falan istemeden bastilar bir aylik vizeleri.Bir baska tuk tukla obur limana gittik,pasaportlari aldilar kontrol diyerek.Ama bunun hikaye oldugunu biraz sonra farkettik,adamlar dukkanlarinda alisveris yapalim,para bozduralim diye oyaliyor bizi.Oysa gelen tekneye gidiyor dosdogru.Baktilar alan falan yok,haydi tekneye.Zaten bir geldik ki,dolmus bile.Yine de yer bulabildik,ustune de daha bir suru insan bindi.Koltuk degil,siralar var ve cok rahatsiz.Sozumona 10:30'da kalkacak tekne 1,5 saat gecikmeyle kalkti.Ben en sonunda kulagima kulakliklari gecirip,muzigi de sonuna kadar acip gittim motor odasina,yerlestim kocaman bir pencerenin onune,hatta orada uc saat uyumusum bile.Pak Bang'e gelirken actim gozumu.Sonucta da 7-8 saat denen yol,tam 6 saatte bitti.Oluyormus demek...
Pak Beng'e geldik de,cantalari almak epey uzun surdu.Bir de iyice tirmanmak lazim,50 metre cok degil gibi geliyor ama varolan basamaklarin cogunu kum kaplamis.Bir de keskin kayalar cikinca kumun arasindan,zor ciktik.Yine bir suru otelci.Fiks fiyat:200 baht.Birinin kamyonetinin arkasina atip cantalari,biz de tirmandik,kalacagimiz yere varmamiz bir dakika surdu.Odayi gosterdi,cibinlikli bir yatak,oda kadar ama sicak susuz bir banyo.Bu arada soylemeyi unuttum,burada her gece birkac saat elektrik var.Yerine gore ,herkes jeneratorunu ne kadar acarsa.Genelde de sadece aksam dizilerini seyretmek icin ve turistler yemek yesin diye aciyorlar anlasilan. Yemegi yakinda bir yerde yedik,bayildim.Sebzeli noodle cok guzeldi,bu kadar guzel bir yemek beklemiyordum.Hele de yemeklerin ufak bir odun atesinde pistigi mutfagi gordukten sonra.Yemekten sonra cocuk bize pirinc rakisi ikram etti.Ersoy zorlandi ama benim begendigimi gorunce,ikinciyi de ikram etti bana cocuk.Burada yemek sirasinda ya da sonrasinda seref misafirine pirinc rakisi ikram etmek geleneksel bir toren.Ilk bardak bos bir tabaga bosaltiliyor,evin ruhlarina ikram,sonra digerlerine.Epey ickici bu ruhlar anasilan.
Buralarin dadini ayni Tayland gibi Theravada Budizmi.Ama eskilerden gelen,insanlarin Cin'den gelirken getirdikleri animistik inanclar kaybolmamis.Tayland'da da her binanin,hatta yerin bir ruhu olduguna inanip,ufak tapinaklar yapiyorlar ya,ayni sey.Tek fark Laos'ta bu minik tapinaklarin bulunmamasi.Ama inanclar ayni.Komunizm tapinaklari goturmus ama inanclar yerli yerinde.
Baska bir inanc da belki cogunuza tanidik gelecek.Su hani eskiden kendimiz orup arkadaslarimiza taktigimiz arkadaslik bileklikleri.Kopana kadar cikarilmazdi ya hani?Iste onlarin da kokeni buralar,ozellikle kuzey Tayland.Burada biri yola cikacagi zaman ozel bir torenle-adini unuttum,sonra yazarim-koluna beyaz ya da sari bir ip takiyorlar,korunmasi icin.Bu ipi cikartmak icin ya dugumunu acmak ya da kendi kendine kopmasini beklemek gerekiyor,kesilerek cikarilmiyor.Gereksiz bilgiler kosenize bir not.
Bir de gereklilere:Burada da sivrisinek var!
Pak Beng'de muhtesem bir uykudan sonra hava aydinlanmadan dikildim ayaga.Ersoy bu sefer de horoz otuslerinden uyuyamamis.Ben duymadim bile.Daha herkes uyuyor ama uyumam mumkun degil artik,sarindim neyim varsa,ciktim balkona.Balkon diyorum ama aslinda ailenin oturma odasi burasi.Ev kendi evleri,birkac oda yapmislar,kiraliyorlar,bir odada da kendileri yatiyor.Etrafi seyrettim sakin sakin,koy uyandi yavas yavas,siste atesler gorunuyor arada bir.Cok guzel bir sabahti.
Aksamdan kahvalti ve yol icin sandvic ismarlamistik,kahvaltiyi edip erkenden dustuk yola.Bu teknelere erken gitmek lazim biraz rahat edebilmek icin.Ama galiba abarttik cunku iki teyze disinda ilk gelen biz olduk.Bu sefer en on siraya gectik,onumuzde platform,burada herkes yerlere yayiliyor.Iyi ki de boyle yapmisiz,tekne dolmaya baslayinca farkettik,bu oncekinden daha kucuk.Zatentiklim tiklimdi,iyice doldu.Kesin bu kadar doluluga karsi bir yasa vardir ama takan kim?Ciktik yola..Ersoy'la arada yer degistirerek idare ettik,ustelik bu sefer ben hic uyumadan gelebildim.Ama donduk soguktan,anca tekne durdugunda biraz isinabildik.Polarlar olmasa yanmistik valla.Arada Ersoy,bir Belcikali,Constanza(Italyan) ve ben esli pisti bile oynadik.Yol eglenceliydi ama popomun oyle dusundugunu hic sanmiyorum.Sadece arada bir koydeki bekleyen yolculari ve uc motosikleti gorunce eyvah dedik.Allahtan o kadarcik sagduyulari varmis da,baska tekneye verdiler.Bizimkinde zaten adim atacak yer yok.Heryer insan,tuvalete gitmek bir macera,uc Laos'lu yasli teyze ve cuvallarini atlamak epey akrobasi gerektiriyor.Ben ancak bir kere cesaret edebildim.
Tuvaletin durumunu hic yazmiyorum,hayal gucunuzu kullanin...
Luang Parang'a yaklasirken rapidler iyice artti,birkac yerde fena sallandik.Boyle bir teknenin bu sularda devrildigini ya da kayaya carptigini dusunmek bile istemem.Su bazi yerlerde kayniyor adeta.Rafting yapmak icin bana hafif kalir ama cok tehlikeli.Zaten o yuzden bu yavas dedikleri tekneyi tercih ettik.Bir de hizlilar var,6-8 yolcu aliyor ve bizim iki gunde gitiigimiz yolu bir gunde aliyor.Ama kask ve can yelegi takmak,gurultuye ve hic kipirdamamaya katlanmak,manzarayi gormemeyi goze almak gerekiyor.Tehlikesi de cabasi.Bizim geldigimiz tekneler de en azindan kipirdamak mumkun.
Manzara deyince...Genelde hep ayni.Gok mavi,etraf yesil,su camur rengi.Yabancisi oldugum bir sey degil yani,Amazon gibi.Tabii,bitki ortusu farkli,bir de burada tepeler var.Aralarda ufak,elektriksiz koyler.Binmek isteyince kiyidan el salliyorlar tekneye.Monolitler gibi nehirden firlayan bazalt kayalarin ustunde de beton isaret direkleri,kuru mevsim ya,sular alcak.Yukselince tekneleri uyarmak icin.Buralarda yasayan koyluler de bundan faydalaniyor,nehrin cekildigi kiyilarda bambularla cevreledikleri tarlalarda tarim yapiyorlar.Bu aslinda Mekong'un kirliligi sayilmazsa cok eski bir organik tarim yontemi.her yil sular cekildiginde geride mineral acisindan zengin bir alan birakiyor,gubreye gerek yok,bu nasilsa heryil doga ana tarafindan otomatik yapiliyor.
Mekong dunyanin en uzun onuncu nehri.Taa Tibet platosunun dogusunda dogup,Kambocya'da denize dokuluyor.Her gectigi ulkede adi farki olsa bile onemini adlarindan anlamak mumkun.Tibet'te Dzachu-kayalar,ejderha nehri-,Yunna'da Lancang Jiang-akintili nehir-,Laos ve Tayland'da Mae Nam Khang-sularin anasi-Vietnam'da ise Cum Long-dokuz ejderha,eski kralligin simgesi.Nehirde giderken aklima hep kulaklar geldi.Budizmde buyuk kulaklar uzun hayatin simgesi , Buda heykellerine dikkat edin.Ama buralarda baska bir hikaye daha var.1960 baslarinda Amerika Laos'a el atiyor,daha dogrusu CIA.Sorun,Amerikalilarin,Laos'un son kale olduguna inanmasi,Laos komunist olursa,Ruslarin butun dunya icin daha buyuk bir tehdit olacagina inaniyorlar.O yuzden bolgede geniz bir casusluk agi kuruyorlar.Basindaki adamin adi da Anthony Posphepny,bilinen adiyla Tony Poe.Poe,kendisiyle calisan Mien kabilesinin savascilarina getirdikleri her bir cift komunist gerilla kulagi icin nakit 1 dolar odul veriyor.Ta ki birgun iki kulagi da olmayan Mien'li ir erkek cocuguyla karsilasana kadar...Meger odul icin cocugun babasi kesmis.O zaman bile insanlara acimasi degil,kandirilmis oldugunu dusundugu icin durdurmus uygulamayi.Ancak 1970'lerde sinirdisi edilmis,Laos'lu karisiyla Tayland'a yerlesmis,2003'te de memleketinde olmus.Kac kisiyi oldurdugu bilinmiyor ama asla yargilanmadigi ve hic pismanlik gostermedigi ortada.Simdi,bunlari bilince,kulak dendiginde akliniza uzun hayat mi gelir,olum mu?Benim aklima artik hep olum gelecek..Ulkeler arasinda sinir olusturmasinin yaninda ekonomik acidan cok buyuk degeri var.Laos bile buradan elektrik uretip Cin dahil cevre ulkelere satiyor.Yine de butun yol boyu bir tane bile kopru gormedim.Herhalde bolgesel politikalarin bir sonucu bu.Artik buralardan ellerini cekmis olsalar bile,batili devletlerin etkilerinin kolay kolay silinmeyecegi belli.
KULAKLARservis yapanlarin egilerek yurumesi
Mekong'u en onemli yanlarindan biri de buyuk bir uyusturucu trafigi otobani olmasi.Pat Beng'de bile ilk yanimiza yanasan genc bize marihuana isteyip istemedigimizi sormustu.Ama burada asil uyusturucu afyon.Koylerde kullanimi cok yaygin ama ozellikle yaslilar kullaniyor.Neden?Cunku herseyi unutturdugu icin genclere gore degilmis !Kesinlikle kanundisi ama hukumet de bu konuda pek agzini acmiyor.
Bu arada atlamisim,Chiang Mai'de kaldigimiz GH zamaninda bir uyusturucu patronununun oradaki siginagiymis.
Herzamanki gibi,merak etmeyin ben normal sigaram ve ickimle gayet mutluyum.

8 Aralık 2007 Cumartesi

CHIANG MAI

NOT:Daha once yazdiklarimi da ancak bugun yukledim , okumak isterseniz diye..Ama uyarayim , biraz uzun..
Tayland'in Marmaris'i iste. Burayi daha iyi anlatacak baska kelime bulamiyorum . Heryer envai cesit Avrupa restorani , bari dolu . Barlarda genc yasli turistler Tay kizlarla muhabbette . Gelen her yalniz turist erkek takmis koluna bir tane , geziyor . Bazi kizlar pek caktirmazken , bazi barlarin onundekiler yoldan gecen erkeklere sesleniyor . Bu barlar da ilginc , sadece genelev gibi degiller . Biz de gayet rahat girip oturabiliyoruz . Zaten neresi genelev gibi , neresi degil anlamak zor . Ayuttaya'da kaldigimiz yerde gece barda ortalarda dolasan kizlarin bile ne oldugunu daha cozemedim . Hostellerin bazisinda giriste “No Visitors”-ziyaretci yasak – derken ,bazisinda da ekstra ucret isteniyor . Sozumona kanunen yasak ama basbakanlari bile ulkenin en buyuk gelirinin sex turizmi oldugunu kabul etmis . Askili bluzla giremediginiz restoranlari olacak kadar muhafazakar bir ulkede bunlar..Ne diyeyim artik? Bu konuda detaya fazla girmek istemiyorum , isin dogrusu biraz midem bulandi bu islerden .
Burasi bircok acidan Guney Amerika'ya benziyor . Hele bazi yerlerde dilden baska bir fark yokmus gibi geliyor . Yerlilerin tipleri bile benziyor , esmer , kisa boylu insanlar . O yuzden beyaz tenli olmak cok onemli buralilar icin . Kozmetik alirken de dikkatli olmak lazim . Her turlu kremin , sabunun, hatta bebek pudrasinin beyazlatici ozelligi olan cinsleri var .
Buraya otobusle 9,5 saat surdu . Sagolsun acenta bizi normal otobuse bindirdi . VIP servisler de var , yine cok ucuz . Ama bir acidan da iyi oldu , epeydir bir otobuste bu kadar sallanmamistim . Yanlis anlamayin,yollar muhtesem . Hep bolunmus yol , guzel asfalt , yag gibi yol derler ya . Sorun otobusteydi , sifir amortisor...Hala sallaniyormusum gibi geliyor.Sonucta Ersoy'a yol tehlikeli diyen vatandas bence halt etmis . Ya da alti yil once bu yol yokmus gercekten .
Kuzeye dogru ciktikca manzara iyice degisti . Daglik bolgeler tamamen ormanla kapli . Dag deyince aldanmayin , buranin en yuksek dagi iki bin kusur metre . Yol kenarlarinda su dolu hendekler , hemen hepsi lotus ya da niluferlerle dolu . Muz agaclari,pirinc tarlalari..Oyle gorunurde fakirlik falan yok .Ama gercekte iclerdeki koylerin hicbiri gorulmuyor . Tayland'in kuzeyi aslinda en fakir kismi . Bangkok'tan trenle ayrilirken bazi “normal” mahallelerden gecmistik . Insanlarin yari evde yari sokakta yasadigi mahalleleri . Cogunlugu tenekeden ya da tahtadan , suya yakin olanlar direkler ustunde , cogu da pek egreti , yikiliverecekmis gibi . Bazilari o kadar kotu durumda ki , icinde nasil yuruduklerini dusunuyor insan . Iste bu insanlar oyle turistik merkezlerde karsiniza cikmiyor .
Fakirlik edebiyatindan pek hazzetmem ama burasi reklamlarda gordugumuz “Alisveris , masaj , kumsal “ cenneti degil sadece . Tabii onlar da var , sokakta seyyar masajcilardan sudan ucuz spa merkezlerine , bizim fiyatlarimiza gore super ucuz pazarlari da her tarafta . Unlu Tay guleryuzlulugu de heryerde . Ama bu gulumseme cogu zaman gozlere ulasmiyor bile . Bazilarinda gulumsemenin altinda nefreti bile yakalamak mumkun . Nasil olmasin ? Kendi ulkesinde cennet yasayan yabancilar varken kendi en ufak sey icin cabalamak zorunda kalan insanlar bunlar . Ama yine de turistlere mecbur olduklarinin farkindalar . Iste bu ikiyuzluluk cok dokunuyor bana .
Bu yuzden sanki hersey satilikmis gibi bir his uyandirdi bende Tayland . Ulkenin her yeri pazar yeri desem hic yanlis olmaz . Hele de “Night Market”ler-gece pazarlari-her sehirde bilmem kac tane . Ozelligi derseniz...Cok basit , hava cok sicak oldugu icin gece cikiyor millet disari . Hele de turistler . Zaten unlu olanlarin hepsi turistik pazarlar , satilan mallar da uc asagi bes yukari ayni . Pazarlik yapmak sart , biz dun 750 baht denen cantayi 350'ye aldik .
Burayi sevmedim sanmayin ama hala bir garip geliyor . Alisamadim galiba . Ersoy'un keyfi yerinde . Ben bugunu hicbirsey yapmama-wat gezmeme gunu ilan ederken , o aldi fotograf makinesini , yapti planini , dustu wat yollarina . Bense birami alip , kuruldum banyo kuveti boyutlu yuzme havuzunun yanina . Sehrin gobegine yuz metre uzaktayiz ama sakin ve yemyesil . Ben daha ne isterim zaten ?
Yesillik demisken , ben bu Tayland bitkilerine , ciceklerine hasta oldum . Hepsini memlekete goturmek , orada da direkler ustunde ahsap bir Tay evi yapmak geliyor icimden . Bir de kanal yaparim kendime , koyarim lotuslari , bambulari , baliklari icine....Ohhh be cekerim sonra derinden , huzur bu iste diye...Tasimak icin agir ama dondugumde kendi watimi-tapinak- yapip evin ruhlarina dolmalar adamak planimi mutlaka yaparim . Buradakiler yiyecek ve icecek veriyor her gun . Eh,bizimki Turk ruhudur mutlaka , ona gore beslemek lazim.
Su cicek olayindan kopamadim hala . Burada heryer cicek . Krizantemler heryerde , nazarlik gibi her tarafa asiyorlar zaten . Ama begomviller , orkideler...Bildigimiz adi duvar sarmasiginin bile cicekleri orkide formunda olanlarini gordum bugun . Orkideler her taraftan sarkiyor , begomvillerin ise hic gormedigim renkleri varmis meger...
Bir de buraya gelenlerin hayvanat cinsine alismasi lazim . Bir kere oyle kedi-kopek yiyorlar hikayesi yalan . Tamam bazi ulkelerde var , Kore'de ben de gormustum kasapta . Ama burada yok , hatta tam tersi . En fakirlerin bile kedisi-kopegi var , hem de nasil iyi bakiyorlar hayvanciklarina . Oyle her tarafta kizarmis bocek satanlar da yok , benim tek gordugum Khao San'daydi ve alanlar da sadece merakli turistlerdi , cekirge , tirtil ya da hamambocegi yedim diyecekler ya sonradan . Neyse , cekirgelerin tadi da birseye benzemiyormus zaten . Yok yok , yemedim tabii ki , bir yiyene sordum..Ama basim sivrisineklerle fena halde belada . Ilk gunden beri benden en az bir litre falan kan cekmislerdir herhalde . Spreyler ve odadaki elektrikli kovucu olmasa donemem herhalde memlekete . Bu arada ilac surmemesine ragmen Ersoy'a dokunmuyorlar bile hainler .
Bugun itibariyle durum bu . Fotograf gormek isteyenler Ersoy'un sayfasina baksin , ben tembellikten pek cekmiyorum , cektiklerimi de yuklemeye useniyorum .
Bugun Ersoy butun watlarini gorur de yarin daha kuzeye yola cikariz insallah . Laos'a varmak icin sabirsizlanmaktayim da fena halde .

AYUTTHAYA-2

En sonunda biraz oturup birseyler yazmaya keyfim oldu . Fena halde tembellik yaptigimin farkindayim ama Ersoy bu isi o kadar ciddiye aldi , kendini herkesi bilgilendirmeye o kadar adadi ki , bana pek gerek yokmus gibi gelmeye basladi . Itinayla hemen hergun internette . Yine de yazacagim , ayni seyleri yapsak bile cok farkli gorus acilarimiz var .
Okuyanlar bilir , yola ciktigimizda ilk duragimiz Katar'in baskenti Doha oldu . Zaten anladigim kadariyla baska da oyle sehir denecek bir yeri yok . Bedava mezar bulsa yatacak insanlardan degilim ama orada bir gece kalisimiz arti yemeklerimizi Katar havayollari bedava verince bari orayi da gorelim dedik . Kimi guzel dedi , kimi hicbirsey yok dedi ,ama biz sonucta gittik .Soyle bir yer:
-Yasayanlarin sadece %30'u Katarli.Kalani dunyanin heryerinden.
-Korkunc bir sinif ayrimi var.Nepalli vs. iscilere kopek muamelesi yapiyorlar . Havaalani girisindeki kuyrukta bile yabancilari – buna biz de dahiliz- hemen en one aliyorlar .Zavallilari klimali yerlerden , hatta ucaga binilen ust kattan bile kovuyorlar.
-Katar vatandaslarini isten cikarmak yasak.
-Normal telefonlar-ulke ici-bedava.
-Katarlilara saglik , egitim hizmetleri bedava.
-Hemen herkesin arabasi oldugu icin taksi az , bulmak cok zor , taksi kuyruklari olusuyor . Cok da ucuz .
-Ulkede vergi yok , fiyatlar bizimkinin yarisi kadar . Elektronikte de %25 daha ucuz .
-Ulkeye alkol , domuz eti sokmak kesinlikle yasak . Duty free de satiliyor ama (Cikista).
-Heryer insaat . Koca koca gokdelenler dikiyorlar hertarafa.
-Supermarkette yine iki Turk markasi yakaladim . Saray biskuvi ve Kent Misbon sekerler..
-Ulkenin sembolu inci. Zaten amcamlar ayni Dubai'deki palmiye adasi gibi bir inci ada yapiyorlar .
-Cok guzel bir sahil boyu var . Al Corniche . Ama yuruyus yolundan baska birsey yok . Bu isten hic anlamiyorlar . Adam bir cay bahcesi yapar soyle denize karsi ya..
-Arap kadinlar kapali ama alisveris merkezinde mini etekli kizlar bile vardi .
-Ozellikle Nepalli isciler gozlerini benden alamadilar . Boyle uzun , iri hatunlari pek severler zaten . Hindistan ve Nepal'de de epey talibim cikmisti .
-Yemekler...Biz otelde yedik , acik bufe vardi ama ben neredeyse ac kalktim sofradan . Aci , cok baharatli . Hic bana gore degil.Zaten ac kalmaya hazirlikli ciktim yola .
-Tarihi carsi – Old Souq – gecen yil restore edilmis , butun turistler oralarda geziniyor . Hali , hasir almakla ilgilenmiyorsaniz alacak birsey yok .
-O bolge kocaman bir Mahmutpasa . Taklit mal dolu .
-Havaalaninda “Quiet Room” diye bir tabela gordum . Merak edip gittim . Adamlar icinde uzanabileceginiz koltuklar olan uyuma odasi yapmislar . Pek sevdim .
-Kapali yerlerde – cogunda – sigara yasak . Ama bir karton sigara 15-18 liraya geliyor . Donuste soyacagim Duty Free'yi .
-Turk vatandaslarinin vize almasi gerekiyor ama anladigim kadariyla Katar havayollarinin web sayfasindan da alinabiliyor . Biz 1 gece kaldigimiz icin gerekmedi .
-Cikista bir gumruk polisiyle muhabbet ettim . Istanbul'a dokuz yil once gelmis . Ilk soyledigi de bizde baligin cok pahali olduguydu . Adami kimbilir nerede fena kaziklamislar.
Iste boyle bir yer . Tekrar gitmek? Gerek yok bence . Bir de donuste havaalaninda 6 saat bekleyecegiz zaten .
Ucakta butun yol boyunca uyudum . Ersoy bu huyuma cok soyleniyor . Kendi uyuyamiyor ya..:))Herhangi bir ulasim aracina biner binmez uykum geliyor ve butun yol boyu gozumu acmadan geliyorum .
Bangkok....
Yeni havaalani bu yil acilmis . Kocaman , modern...Sehre gitmek icin 600-650 bahta taksiler var . Tamamen turist kandirmacasi . Aslinda gidis tarafina gidip , normal bir taksiyle de gitmek mumkun . Taksimetre arti 50 baht havaalani ucretiyle merkeze gitmek 150-180 baht arasi tutuyormus . Ama sehrin dort ayri bolgesine giden dort ayri hat var . En alt katta , sekizinci kapinin hemen onunden kalkiyor , bilet gisesi de orada . Adam basi 150 baht . Tamam , daha pahali ama rahat . Ustelik taksicilerle bogusma derdi yok .
Bu aralar kur 1 euro= 49.8 , 1 dolar=32-33 baht. 50 ve 100 dolarlik banknotlarin kuru 1 baht daha yuksek . Havaalaninda geliste bir suru bankamatik var , ben hemen para cekebildim .
Neyse , AE2 nolu otobuse atladik , bagaj icin icerde yeri var . Trafik fena olunca Khao San'a yol bir saatten biraz fazla surdu .
Ersoy buraya 6 yil once gelmis , o zaman daha merkezde normal bir otelde kalmislar . Ama ben otellerden pek hazzetmedigim ve fazla para odemek istemedigim icin bu bolgeye geldik . Hostel ve guest house dolu . Ama onceden rezervasyon yaptirmadigimiz ve de gec geldigimiz icin benim daha onceden gozume kestirdigim her yer dolu . Aslinda cok komik bir manzara , yeni gelip , yer arayan bir suru backpacker dolaniyor ortalarda . Yuzlerinde saskin , bazen umutsuz bir bakis....Aynen iste bizim ilk geceki halimiz..
Arka sokaktaki Baan Sabai'de yer bulduk en sonunda . Kucucuk bir oda , fare deligi kadar hicbir manzarasi olmayan bir pencere..Ama klimasi ve sicak suyu olmayan kendi banyosu var . Sudan ucuz , 450 baht...Giriste hos bir restorani da var . Sabah kahvaltida kendimizi Olympos'ta zannettik resmen .
Cantayi atip , hemen disari ciktik .Khao San'da binlerce turist ortalarda gezinmekte . Polis trafige kapatmis , koca bir pazar yeri olmus . Dunyanin heryerinden bir suru tip . Genc , yasli..Bircogununda kolunda bir Tay kizi . Kimi kiralamis , kimi evli anlamak pek de mumkun degil . Burada da isler boyle donuyor . Heryer bar,restoran,dukkan dolu . Ama dikkatli olmak lazim , mallar tam backpacker isi ve cok daha ucuzabaska yerlerde bulmak mumkun .
Bangkok'ta sonucta 5 gece kaldik . 2 kere daha hostel degistirdik ama boyle teknik ayrintilari gecen sene yaptigim gibi ayri bir yerde vermek istiyorum.
Bangkok icin ya cok sevilir ya da nefret edilir diye okumustum .Dogruya dogru , ben sevmedim . Ersoy “Ben burada bir ay kalirim” diyor ama bana gore bir yer degil . Cok cok guzel olmadikca buyuk sehirleri pek sevmem . Ne bileyim , Rio guzeldir , Buenos Aires guzeldir ama Bangkok....IIhhhh...Cok kalabalik , havasi da o kadar pis ki maskeyle gezenleri cok iyi anladim . Daha ikinci gun pis hava yuzunden faranjitim azdi ,antibiyotik almak zorunda kaldim .
Orada cok cok da yer gezmedik aslinda . Klasik seyler iste...Saray , Zumrut Buda , Yatan Buda, bir suru pazar , alisveris merkezi . Zaten her yer Wat dolu . Hepsini gezersem sinirden bin wat olurdum anca ben .
Gideceklere:
Saray ve Zumrut Buda girisi 250 baht . Bu bilete Vivanmek Sarayi da dahil , bir hafta icinde gitmek lazim . Saray girisinde isteyene rehber var , yaklasik bir saatlik tur 500 baht dedi de , yemedim . cok daha ucuzdur . Bazisinin ingilizcesini anlamakta basli basina is .
Yatan Buda 50 baht.
Watlara ve saraya giriste giyim onemli , kapali olmak lazim . Yani askiliyla,sortla giderseniz kapida etek falan veriyorlar . Zaten bu Taylilar acik sacik giyimden pek rahatsiz oluyorlar . Ancak turistik yerlerde sorun yok , Khao San'da bikini ustuyle gezen bile gordum . Super dejenere sokak iste .
Polisler turistleri acayip kolluyor . Hatta gecen gun gazetede bir haber vardi . ( Yok yok , Tayca ogrenmedim . Sagolsun ingilizce Bangkok Post . Hergun aliyorum , 25 baht.) Polis bir operasyonla havaalanindaki butun kacak rehber ve taksicileri toplamis . Topladi da ne oldu demeyin . Ben de bilmiyorum . Ama genelde taksiciler durust ,cok azi taksimetre acmam dedi ya da pazarliga kalkisti . Yollayin gitsin , birkac saniye sonra baskasi gelir . Birkac buyuk sirket var , hepsi onlara calisiyor . Bulmak da kolay . Renkleri pembe , turuncu , mavi , yesil-sari olarak degisiyor,sirketine gore...Ama akliniza bu renklerin normal tonlari gelmesin , hele de pembe ve maviler super cart.. Bir de yaninizda mutlaka ustunuze alacak birsey olsun , boyle calisan klima gormedim . Direk zaturree yani..
Dun aksam burada -Ayuttaya yani- hostelde bir avustralyaliyla tanistim , Darrel. 6 yildir burada yasiyormus ve turizm polisinde calisiyormus . Gecen sene Guney Amerika'dan sonra dunyanin heryeri bana pek guvenli geliyor ya , aman dikkat et ,buralilarin gulumsemesi , sakinligi seni aldatmasin dedi . Yine gazetede okumustum zaten , Kasim sonunda bisikletiyle bir wata giden japon kizi oldurmusler . Burada da Darrel'in soyledigine gore daha bu yil birkac genc yine bir turist kiza tecavuz etmisler sonra da doverek oldurmusler . Olay gazetelere fazla yansitilmamis .
Yani yine dikkatli olmak lazim . Zaten alti selamlarindan birinde gulumserken aslinda iclerinden sana kufreder bunlar diyor . Tecrubeli , dinlemek lazim .
Bir de amerikali James'in hikayesi var . Bir okulda ogretmenlik yapiyor . Burali bir kiza asik olmus , Amerika'ya bile goturmus is vermis . Buraya yerlesmeye karar verince de kizin hesabina burada is kurmak icin para gondermeye baslamis . Iki yillik sevgilisi . guvenmis iste . Toplam 700.000 baht yolladiktan sonra geldiginde bir bakmis ki para falan yok hesapta . Daha uc gun once ayrilmislar . Ve de kiz evden cikarken bizimkinin bilgisayarini , fotograf makinesini de almis . Bir de dun utanmadan aramis , nasil kullaniliyor diye....
Boyle hayatlar da var iste .
Ama Taylandlilar ulkelerinin adi iyice kotuye cikmaya baslayinca isin ciddiyetini anlamislar . Tren garinda , havaalaninda sadece turistlere yardimci olmak icin gorevliler var . Biz de dun tren biletlerini alirken iki ayri gorevli yardim etti . Ayuttya biletleri sadece kisi basi 15 baht tuttu . Icinde tren tarifeleri ve fiyatlari olan ingilizce uc ayri brosur de var . Ama dikkat , ozellikle uzun mesafe trenlerinin biletlerini epey onceden almak lazim . Biz dun ne bugun ne de yarin icin Chiang Mai'ye yer bulamadik . Otobusle gidiyoruz , yarin sabah 08:30'da . 10 saat yol ama Ersoy gece gitmek istemedi . Hem etrafi seyredecek – uyumuyor ya – hem de daha guvenli . Trafik kazalari cok buralarda .
Yemekler konusunda basim yine belada . Mumkun degil benim o acilari yemem . Genelde guzel , yumurtali falan bir avrupa kahvaltisi ve aksam da sandvic falan yiyorum . Aslinda heryer KFC , Mc Donald's ,Pizza Hut gibi yerlerle dolu . Son care anlayacaginiz . Ama heryer meyva saticisi dolu,ozellikle ananasi , karpuzu , kavunu soyulmus ve cekirdeklerini kurdanla cikararak torbayla satiyorlar , yarim ananas 10 baht . Yaninda catal niyetine de bir cubuk...Ac kalinmaz yani .
Icki konusunda cok sertler . Ogle 2-5 arasi ve gece 1'den sonra satisi yasak . Sadece turistik mekanlarda var.Hatta Khao San'da daha da gec saate kadar . Ama o zaman da birayi plastik bardakta icmek gerekiyor . Bir de viskileri varmis ama denemedik daha . Bu aralar Tiger , Leo , Chang ve Singha biralarinin kalite kontrolunu yapmakla mesguluz . Daha epey surer bence bu kontrol .
Sigara icen sayisi cok az , hele kadin daha hic gormedim . Alisveris merkezi gibi yerlerde yasak zaten . Benim baca gibi tutturmem garip geliyor adamlara .
En cok dikkat etmek gereken noktalardan biri de krala ve Buda'ya saygi . Kral kutsal kabul edildigi icin rahipler bile onun altinda . Kaza eseri krala hakaret ederseniz , yandiniz demektir . Ki buna parayi yirtmak veya ustune basmak da dahil . Hepsinin ustunde resmi var cunku . Daha dun , yani 5 Aralik kralin 80. dogumgunuydu . Herkes gunlerce sari t-shirtler , gomleklerle dolasti . Heryerde konserler , kutlamalar yapildi . Bangkok'ta krali gecerken gormek icin insanlar saatlerce cadde kenarlarinda bekledi . Ben bilemiyorum ama Ersoy dun gece kutlamalarin sabaha kadar surdugunu soyledi . Normal.....
Burada alisveris yapmamak da mumkun degil . Fiyatlar cok ucuz ve herturlu sey var . Hatta gelecek olanlara benim tavsiyem yanlarinda hicbirsey getirmesinler . Dis fircasi bile . Heryerde mahalle bakkali gibi 7 Eleven , alisveris merkezlerinde Boots var . Benim listem simdiden kabarik .
Aslinda birkac sey aldik bile . Bangkok'tan ufacik bir laptop bile aldik . Bizi taniyanlar sasirmamistir ilk aldigimiz seyin bu olmasina . Sadece 7 inch , bir kilo bile degil ve cok ucuz . 200 euro kadar.. Tam benim istedigim sey , internete gir , yazi yaz...Tek eksigi hafiza . Sadece 4 GB ve yarisini da Linux kapliyor . Ama bir suru de hafizamiz var zaten . Turkiye'ye donuste yanimdan ayirmam artik . Ufak kol cantamda bile gezer artik .
Bir de 16 Aralik dogumgunum ya , Ersoy bana cok istedigim Olympus fotograf makinesini aldi . Hem de en son modeli..30 metre su altina iniyor , dusmeye falan dayanikli . Uctum valla !
Baska....Sirt cantalari,kitaplar,kozmeti cinsi , Ersoy'a ucuz yollu t-shirtler....Aldik iste..
Daha uc ay var ustelik . Ata ata gideriz diyoruz .
Yarin sabah erkenden Chiang Mai'ye yola cikiyoruz . 10 saat otobus . Uyurum artik.
Cok cok cok turistikmis ama gidelim dedik.
Biz neyiz ki zaten?
Herkese cok sevgiler

6 Aralık 2007 Perşembe

TAYLAND-AYUTTAYA

Bir suru yazi yazdim ama bu bilgisayarda bir gariplik var , geciremedim bir turlu hafizadan buna . Yarin ya da obur gun yollarim .
Ozgur'e sapka....Evveeeet....
Bolivya'dan getirdigim bile hala evde . Insallah gorusecegiz de verecegim.
Bu arada , memlekette olursa tabii....
Opuyorum