Sayfalar

18 Aralık 2007 Salı

CHIANG RAI

Yazacak cok sey birikti gene . Ersoy sagolsun,devamli internette ya,ben de yaydim kendimi iyice..Nasilsa o yaziyor,hem yalniz degilim,hem de buralar o kadar sakat degil ya,merak edilmedigimi varsayarak internet cafe pesinde kosturmuyorum artik.Zaten su anda da odamin ozel balkonunda bacaklarimi uzatmis,kucagimda bebek lapyopumla Laos-Luang Prabang'ta oturmaktayim . Etraf-ortak balkondaki geveze Israilli gencleri saymazsak-cok sakin . Derinden baska bir hostelde kalan birilerinin caldigi gitardan gelen ses ve arada bir gecen bir motosikletin sesinden baska ses yok . Guzel bir gunden sonra guzel bir yemek,sirt cantam hazir.Keyifler keka....
Chiang Mai'den beri birsey yazmamistim.Yazacagim da uyarayim yine:Pek uzun olacak,ona gore.Dedim ya cok sey birikti....
Chiang Mai'den Chiang Rai'ye giderken akillandik ya,atladik bir tuk tuka,gittik terminale.Degisik sirketlerin degisik servisleri var:VIP,klimali ve klimasiz otobusler..Aralarinda epey fark var siniflarin . Biz bileti yesil firmadan (Adini unuttum) VIP olarak aldik.Otobus saat 11:30'da kalkacagi icin oralarda oyalandik bir miktar.Oyalanmak kolay zaten,otur,insanlari seyret,zaman geciyor.Herhalde Guney Amerika'da ogrendigim en yararli seylerden biri de bu oldu:beklemek.
VIP servis kisi basi 180 baht,yani 4eurodan az tutuyor,arada da ufak farklar var.Burada anladim,bizim daha once bindigimiz normal,klimali servismis.Tahmin etmistim zaten.Bunda ilk once yer numarasi var ve bagajlara bilet veriliyor.Koltuklar daha rahat(azicik),boyun destegi ve yolda bir sise su,biskuvi ve islak mendil dagitan hostes var.Otobusler cok hiz yapmiyor,90'i nadiren geciyorlar.Yol boyu manzara pek degimiyor,klasik muz agaclari,pirinc tarlalari,saticilar,koyler...Chiang Rai'de ise bizi bir otelci ve tuk tukcu ordusu karsiladi.Ben yine astim suratimi,ortalik yatisinca bir tuk tuk bulup Garden house Guesthouse'a gittik.
NOT:Burada hostel degil guesthouse diyorlar , bundan sonra GH olarak kisaltacagim,uzun yazmak zor.
Geldik,biraz seslenince ortaya cikti adam.Cok guleryuzlu,hemen bana odayi gosterdi,kocaman bir oda,yatak da bambudan.Tavanlar hasir,sicak su sadece bahcedeki duslarda var,cok az dokuk bir yer ama ben zaten bahcesine ve duzensiz dagilmis odalarina hasta olmustum bile.Tam Olympos'un eski hali gibi.Ustelik sadece 200 baht.Yani gercekten eski Olympos,fiyatlariyla bile.(Bu arada bu sene Olympos'a gittik,fiyatlar ucmus,ortada kendini Taksim'de sanan tipler dolaniyordu.Benim en sevgili yerim baskalarina yar olmus)Bu arada burada daha once bir Turk kalmis,defterde adina baktim:De Niro.Ulkesi de Turkiy...Nasil bir espri anlayisidir bu?Iyiki adamcagiz pasaport istemiyor.
Cantalari koyup,ciktik,Ersoy'cuguma kiyamadim,gittik yine wat gezmeye.Sadece bir tane gezdik allahtan , sonra dolandik ortalarda.Bize terminalde kart veren hostellerden biri yakindaydi,gidip oturup birseyler ictik.Icerken de ertesi gun icin Luang Prabang teknesini ayarladik.Bir de arada Turizm Danisma'ya ugradik.Cok candan,guleryuzlu davrandilar.Daha once de hic Turk gormemis cocuklar.Oralara yolu dusenler bir ugrasin da alissinlar azicik.
Sehir Chiang Mai'den epey farkli.Anlasilan orasi adar populer degil ama ben cok daha fazla sevdim.Universite sehri oldugunu okumustum,belki de o yuzden daha sakin,daha temiz bir yer.Ama en onemlisi koluna genc bir Tay kizi takmis bir suru moruk yok ortalarda.Tamam.Turistler ve bir gece pazari var ama o kadar.
Hayatimda yedigim en guzel izgara kerevitleri Ersoy'un tabagindan caldim o aksam.Bir de gozumuzun onunde cikarmasalardi ya akvaryumdan...
Ersoy butun gece elinde fenerle fare beklemis.Hasir ya ortalik..Alisiyor,alisiyor,hem de fena halde..Merak etmeyin...
CHIANG RAI-LUANG PRABANG
Sabah erkenden minibus aldi,dogru Chang Khong'a,sinir kasabasina.Ben ise donuyorum,sabahlar soguk burada,ustelik klima da acik.Yolda Laos giris belgelerini doldurduk,kasabada durdugumuzda bizi getiren cocuk fotograflari bile yapistirdi.Teknelerin oturma yerleri tahtadan,o yuzden bir de minder endustrisi gelismis burada.Rengarenk,kapan aliyor,40 baht.Yalniz burada teknede yiyecek icecek yok diyen tabelalar var,herkes de oyle diyor ama yalan.Tamam,sandvic yok ama icecek,cips,vs..var teknede.Hem de hic soyledikleri kadar pahali degil.Cebinizde kalan son bahtlari almak icin cikarilmis bir hikaye.
Tayland cikisinda pasaport kontrol kolay.Sadece adam 5 baht istiyor,makbuz falan da vermiyor.Herhalde baktilar fazla isteyince sikayet oluyor,az az topluyorlar milletten.Belki Ersoy olmasa kiyameti koparirdim yine de ama agzimi acmadan verdim bu sefer..Karsiya gecip,Laos'a geldik,burada bizi baska bir adam devraldi.Bu arada Laos'ta Turkiye Bati Avrupa ulkesi olarak geciyor ve vize ucreti 35 dolara cikmis.Ama hic soru sormadan,rusvet falan istemeden bastilar bir aylik vizeleri.Bir baska tuk tukla obur limana gittik,pasaportlari aldilar kontrol diyerek.Ama bunun hikaye oldugunu biraz sonra farkettik,adamlar dukkanlarinda alisveris yapalim,para bozduralim diye oyaliyor bizi.Oysa gelen tekneye gidiyor dosdogru.Baktilar alan falan yok,haydi tekneye.Zaten bir geldik ki,dolmus bile.Yine de yer bulabildik,ustune de daha bir suru insan bindi.Koltuk degil,siralar var ve cok rahatsiz.Sozumona 10:30'da kalkacak tekne 1,5 saat gecikmeyle kalkti.Ben en sonunda kulagima kulakliklari gecirip,muzigi de sonuna kadar acip gittim motor odasina,yerlestim kocaman bir pencerenin onune,hatta orada uc saat uyumusum bile.Pak Bang'e gelirken actim gozumu.Sonucta da 7-8 saat denen yol,tam 6 saatte bitti.Oluyormus demek...
Pak Beng'e geldik de,cantalari almak epey uzun surdu.Bir de iyice tirmanmak lazim,50 metre cok degil gibi geliyor ama varolan basamaklarin cogunu kum kaplamis.Bir de keskin kayalar cikinca kumun arasindan,zor ciktik.Yine bir suru otelci.Fiks fiyat:200 baht.Birinin kamyonetinin arkasina atip cantalari,biz de tirmandik,kalacagimiz yere varmamiz bir dakika surdu.Odayi gosterdi,cibinlikli bir yatak,oda kadar ama sicak susuz bir banyo.Bu arada soylemeyi unuttum,burada her gece birkac saat elektrik var.Yerine gore ,herkes jeneratorunu ne kadar acarsa.Genelde de sadece aksam dizilerini seyretmek icin ve turistler yemek yesin diye aciyorlar anlasilan. Yemegi yakinda bir yerde yedik,bayildim.Sebzeli noodle cok guzeldi,bu kadar guzel bir yemek beklemiyordum.Hele de yemeklerin ufak bir odun atesinde pistigi mutfagi gordukten sonra.Yemekten sonra cocuk bize pirinc rakisi ikram etti.Ersoy zorlandi ama benim begendigimi gorunce,ikinciyi de ikram etti bana cocuk.Burada yemek sirasinda ya da sonrasinda seref misafirine pirinc rakisi ikram etmek geleneksel bir toren.Ilk bardak bos bir tabaga bosaltiliyor,evin ruhlarina ikram,sonra digerlerine.Epey ickici bu ruhlar anasilan.
Buralarin dadini ayni Tayland gibi Theravada Budizmi.Ama eskilerden gelen,insanlarin Cin'den gelirken getirdikleri animistik inanclar kaybolmamis.Tayland'da da her binanin,hatta yerin bir ruhu olduguna inanip,ufak tapinaklar yapiyorlar ya,ayni sey.Tek fark Laos'ta bu minik tapinaklarin bulunmamasi.Ama inanclar ayni.Komunizm tapinaklari goturmus ama inanclar yerli yerinde.
Baska bir inanc da belki cogunuza tanidik gelecek.Su hani eskiden kendimiz orup arkadaslarimiza taktigimiz arkadaslik bileklikleri.Kopana kadar cikarilmazdi ya hani?Iste onlarin da kokeni buralar,ozellikle kuzey Tayland.Burada biri yola cikacagi zaman ozel bir torenle-adini unuttum,sonra yazarim-koluna beyaz ya da sari bir ip takiyorlar,korunmasi icin.Bu ipi cikartmak icin ya dugumunu acmak ya da kendi kendine kopmasini beklemek gerekiyor,kesilerek cikarilmiyor.Gereksiz bilgiler kosenize bir not.
Bir de gereklilere:Burada da sivrisinek var!
Pak Beng'de muhtesem bir uykudan sonra hava aydinlanmadan dikildim ayaga.Ersoy bu sefer de horoz otuslerinden uyuyamamis.Ben duymadim bile.Daha herkes uyuyor ama uyumam mumkun degil artik,sarindim neyim varsa,ciktim balkona.Balkon diyorum ama aslinda ailenin oturma odasi burasi.Ev kendi evleri,birkac oda yapmislar,kiraliyorlar,bir odada da kendileri yatiyor.Etrafi seyrettim sakin sakin,koy uyandi yavas yavas,siste atesler gorunuyor arada bir.Cok guzel bir sabahti.
Aksamdan kahvalti ve yol icin sandvic ismarlamistik,kahvaltiyi edip erkenden dustuk yola.Bu teknelere erken gitmek lazim biraz rahat edebilmek icin.Ama galiba abarttik cunku iki teyze disinda ilk gelen biz olduk.Bu sefer en on siraya gectik,onumuzde platform,burada herkes yerlere yayiliyor.Iyi ki de boyle yapmisiz,tekne dolmaya baslayinca farkettik,bu oncekinden daha kucuk.Zatentiklim tiklimdi,iyice doldu.Kesin bu kadar doluluga karsi bir yasa vardir ama takan kim?Ciktik yola..Ersoy'la arada yer degistirerek idare ettik,ustelik bu sefer ben hic uyumadan gelebildim.Ama donduk soguktan,anca tekne durdugunda biraz isinabildik.Polarlar olmasa yanmistik valla.Arada Ersoy,bir Belcikali,Constanza(Italyan) ve ben esli pisti bile oynadik.Yol eglenceliydi ama popomun oyle dusundugunu hic sanmiyorum.Sadece arada bir koydeki bekleyen yolculari ve uc motosikleti gorunce eyvah dedik.Allahtan o kadarcik sagduyulari varmis da,baska tekneye verdiler.Bizimkinde zaten adim atacak yer yok.Heryer insan,tuvalete gitmek bir macera,uc Laos'lu yasli teyze ve cuvallarini atlamak epey akrobasi gerektiriyor.Ben ancak bir kere cesaret edebildim.
Tuvaletin durumunu hic yazmiyorum,hayal gucunuzu kullanin...
Luang Parang'a yaklasirken rapidler iyice artti,birkac yerde fena sallandik.Boyle bir teknenin bu sularda devrildigini ya da kayaya carptigini dusunmek bile istemem.Su bazi yerlerde kayniyor adeta.Rafting yapmak icin bana hafif kalir ama cok tehlikeli.Zaten o yuzden bu yavas dedikleri tekneyi tercih ettik.Bir de hizlilar var,6-8 yolcu aliyor ve bizim iki gunde gitiigimiz yolu bir gunde aliyor.Ama kask ve can yelegi takmak,gurultuye ve hic kipirdamamaya katlanmak,manzarayi gormemeyi goze almak gerekiyor.Tehlikesi de cabasi.Bizim geldigimiz tekneler de en azindan kipirdamak mumkun.
Manzara deyince...Genelde hep ayni.Gok mavi,etraf yesil,su camur rengi.Yabancisi oldugum bir sey degil yani,Amazon gibi.Tabii,bitki ortusu farkli,bir de burada tepeler var.Aralarda ufak,elektriksiz koyler.Binmek isteyince kiyidan el salliyorlar tekneye.Monolitler gibi nehirden firlayan bazalt kayalarin ustunde de beton isaret direkleri,kuru mevsim ya,sular alcak.Yukselince tekneleri uyarmak icin.Buralarda yasayan koyluler de bundan faydalaniyor,nehrin cekildigi kiyilarda bambularla cevreledikleri tarlalarda tarim yapiyorlar.Bu aslinda Mekong'un kirliligi sayilmazsa cok eski bir organik tarim yontemi.her yil sular cekildiginde geride mineral acisindan zengin bir alan birakiyor,gubreye gerek yok,bu nasilsa heryil doga ana tarafindan otomatik yapiliyor.
Mekong dunyanin en uzun onuncu nehri.Taa Tibet platosunun dogusunda dogup,Kambocya'da denize dokuluyor.Her gectigi ulkede adi farki olsa bile onemini adlarindan anlamak mumkun.Tibet'te Dzachu-kayalar,ejderha nehri-,Yunna'da Lancang Jiang-akintili nehir-,Laos ve Tayland'da Mae Nam Khang-sularin anasi-Vietnam'da ise Cum Long-dokuz ejderha,eski kralligin simgesi.Nehirde giderken aklima hep kulaklar geldi.Budizmde buyuk kulaklar uzun hayatin simgesi , Buda heykellerine dikkat edin.Ama buralarda baska bir hikaye daha var.1960 baslarinda Amerika Laos'a el atiyor,daha dogrusu CIA.Sorun,Amerikalilarin,Laos'un son kale olduguna inanmasi,Laos komunist olursa,Ruslarin butun dunya icin daha buyuk bir tehdit olacagina inaniyorlar.O yuzden bolgede geniz bir casusluk agi kuruyorlar.Basindaki adamin adi da Anthony Posphepny,bilinen adiyla Tony Poe.Poe,kendisiyle calisan Mien kabilesinin savascilarina getirdikleri her bir cift komunist gerilla kulagi icin nakit 1 dolar odul veriyor.Ta ki birgun iki kulagi da olmayan Mien'li ir erkek cocuguyla karsilasana kadar...Meger odul icin cocugun babasi kesmis.O zaman bile insanlara acimasi degil,kandirilmis oldugunu dusundugu icin durdurmus uygulamayi.Ancak 1970'lerde sinirdisi edilmis,Laos'lu karisiyla Tayland'a yerlesmis,2003'te de memleketinde olmus.Kac kisiyi oldurdugu bilinmiyor ama asla yargilanmadigi ve hic pismanlik gostermedigi ortada.Simdi,bunlari bilince,kulak dendiginde akliniza uzun hayat mi gelir,olum mu?Benim aklima artik hep olum gelecek..Ulkeler arasinda sinir olusturmasinin yaninda ekonomik acidan cok buyuk degeri var.Laos bile buradan elektrik uretip Cin dahil cevre ulkelere satiyor.Yine de butun yol boyu bir tane bile kopru gormedim.Herhalde bolgesel politikalarin bir sonucu bu.Artik buralardan ellerini cekmis olsalar bile,batili devletlerin etkilerinin kolay kolay silinmeyecegi belli.
KULAKLARservis yapanlarin egilerek yurumesi
Mekong'u en onemli yanlarindan biri de buyuk bir uyusturucu trafigi otobani olmasi.Pat Beng'de bile ilk yanimiza yanasan genc bize marihuana isteyip istemedigimizi sormustu.Ama burada asil uyusturucu afyon.Koylerde kullanimi cok yaygin ama ozellikle yaslilar kullaniyor.Neden?Cunku herseyi unutturdugu icin genclere gore degilmis !Kesinlikle kanundisi ama hukumet de bu konuda pek agzini acmiyor.
Bu arada atlamisim,Chiang Mai'de kaldigimiz GH zamaninda bir uyusturucu patronununun oradaki siginagiymis.
Herzamanki gibi,merak etmeyin ben normal sigaram ve ickimle gayet mutluyum.

1 yorum:

NEW YORK MUHTARI dedi ki...

merhaba Arzu, 10 yil once gittigim geziyi sayende tekrar yasamis gibi oldum. Umarim iyi vakit geciriyorsunuzdur ve bol resimle donuyorsunuzdur.

Iyi bayaramlar bu arada.